İsa DOGAN

Yolsuzluk var diye bir ülke yangın yerine döndürülmez!


İsa DOGAN
30 Ocak 2014 Perşembe 07:45
Allah hükümetimizi, Başbakanımız R. Tayyip Erdoğan’ı başımızdan eksik etmesin!
Allah bize bir daha koalisyon hükümetleri göstermesin!
Allah bizi 70 cent'e muhtaç etmesin, Deprem yardımlarını işçisine maaş edenlerden etmesin, işçisine maaş veremeyecek kadar aciz kılmasın, yolsuz, hastanesiz, okulsuz biçare etmesin, Allah bir daha birileri gibi IMF'nin önünde diz çökmeyi nasip etmesin!
Biri soruyor:
Kutu kutu paralarını mı savunuyorsun?
Hayır, ülkemi, geleceğimi savunuyorum. Ben kutulara değil köprülere, yollara, hastanelere, hava limanlarına, savunma sanayisine, ekonomik gücümüze, kredibilitemize... vs. bakıyorum.
Kısacası, Sen pireye ben deveye bakıyorum!
Kimse yolsuzluğu ve rüşveti savunmuyor!
Kimse ben dürüst değilim de demiyor!
Yolsuzluk olabilir, geçmişte de oldu, bugün de olabilir. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde dahi olabiliyor.
Yunanistan AB’yi kandırmak için olmayan giderleri bütçesinde gider olarak göstermedi mi?
CHP, Yolsuzluk yaptı diye ihraç ettiklerini, alkışlayarak İstanbul seçimine  aday göstermedi mi?
 
Mesele şu: Yolsuzluk var diye  bir ülke yangın yerine döndürülmez!
Eğer bir ülke yolsuzluk iddiaları yüzünden bu kadar karışıyorsa, vah halimize!
İktidara giden yol başkalarının hata ve kusurları üzerinden olmamalıdır.
 
Bizim bir medyamız var ki, Allah düşman başına vermesin!
Siyasetin en dibinden tepesine kadar içindeler.
Peki, ne oluyor!
AK Partili belli medyayı takip ediyor, CHP’li belli medyayı takip ediyor. Bir türlü hem siyaseten hem de medyada ortada buluşamıyorlar.
Mesele şu: Türkiye’de Medya demek çıkar ilişkilerinde en büyük silah demektir.
Halk için değil patron içindir medya!
Medya böyle parçalı olunca bir kesim diğerine mesajlarını iletemiyor.
Yani herkes  sadece duymak istediği mesajı  duyuyor. Dolayısıyla medya’nın asıl işlevi yerine getirilmemiş oluyor.
Bu olanların en önemli nedenlerinden biri de muhalefet eksikliğidir.
Muhalefetin iktidar olma ihtimali olmadığı için demokrasi dışı yöntemler devreye sokulmaya çalışılıyor.
Sadece kendinize şunu sorun:
İngiliz gazeteleri acaba neden Türkiye hakkında bu kadar çok haber yapıyorlar?
--------
Pire (güya Yolsuzluk) yüzünden memleketi yakmak, ne zamandan beri  erdemlilik oldu!
Unutmayın, Dürüstlük tek başına bir işe yaramaz ama o olmadan da sonuç alınamaz!
Önce dürüst olup nereden  nereye geldiğimizi tasavvur edin, sonra da pire için yorgan yakılır mı bir düşünün!
Mesele Yolsuzluk değil!
Sen hala anlamadın mı!
Uyan Türkiye’m ve sahip çık  geleceğine!
Birileri pire üretip bu ülkenin geleceğini çalıyor!
Uyanın ve sahip çıkın!
Bu ülke ne  çektiyse aydın insan eksikliğinden çekti!
Aydınımız az ama köşe olmuş papağanımız çok!
-------------
Dünya'da bir çok yapay kanal örneği var.
Hangisinde doğal denge bozulmuş?
Panama kanalında mı?
Süveyş kanalında mı?

.....
Bilimin, siyasetin ve çıkar ilişkilerinin aracı olarak kullanılabildiği herkesin malumudur. Bu nedenle milli menfaatleri bırakıp bilimin arkasından dolanmalarını dün olduğu gibi bugün de garipsemiyorum.
Bunlar her köprü yapıldığında da bilimsel reddiyecilik yaparlar!
Türkiye büyük projelerinden vazgeçmemelidir.
Akli olarak sağlıklı olabilirsiniz ama eyleme geçmek için uzuvlara ihtiyaç vardır. Bu projeler Türkiye’nin ayakları, kolları, elleri olacak.
Bazen düşünmüyor değilim: Acaba ülkede yaratılmak istenen ekonomik çalkantıların esas nedeni kredibiliteyi düşürmek ve bu sayede bu büyük projelerin finansmanına engel olmak olabilir mi?
Bence olabilir!
Koşmak üzere olan ve artık durdurulması mümkün olamayacak olan bir ülkenin koşmasını engellemek için ön alıcı finansal saldırılar pekâlâ olabilir.
Durduk yere önünüze çukurlar çıkıyorsa, anlayın ki birileri yolunuzu tıkamaya, sizi yolunuzdan döndürmeye çalıyordur.
Uyanık olun ve olayları iyi analiz edin!
-------------
Siyasi partilerin politikalar bazında değil de zihniyet bazında ayrı olmaları sağlıklı bir durum değil!
Demokrasi diyoruz ama zihniyeti tartışıyoruz.
Meseleler  politikadan ziyade zihniyet üzerine bina edilince, sağlıklı siyaset yapmak da mümkün olamıyor.
Ben şahsen CHP’lilerin arasında da müspet kişiliklerin olduğunu ve bu ülkeye iyi hizmet edebileceklerini düşünüyorum. Ama siyaseti zihniyet üzerinden yürütürseniz halkı siyah ve  beyaz gibi ikiye ayırırsınız. Dolayısıyla da sadece kendi zihniyetinize siyaset üretirsiniz.
Türkiye’de siyasetin uzlaşamamasının, sürekli gerilimlere maruz kalmasının en temel nedeni bence budur.
Projeler ve politikalar   yerine zihniyetler yarışıyor!
Kimse yapılan yollardan, köprülerden geçerken  o köprüleri ve yolları yapanların zihniyetlerinin ne olduğunu düşünmez!
Zihniyetler değil politikalar yarışmalı!
Peki, bu normal mi?
Batı, zihniyet kavgalarını çok önceden bitirdi. Bizim ise -yani İslam coğrafyasının- devam ediyor. Bu nedenle bizde olan şey Batı’dan gelmiş de olsa melez bir olguya dönüşüyor. Yani bizim için Batı tipi Demokrasi değil, Türk İslam tipi bir Demokrasi’den bahsedebiliriz.
Mesela: Almanya’da  SPD seçmeni ile CDU seçmeni arasında zihniyet olarak pek bir fark yoktur. Ama politikalar bazında farklı yöntemleri benimseyebiliyorlar.
Zihniyetler birbirlerini hazmettiği zaman normal bir Demokrasiye de geçmiş olacağız!
-----
Merkez Bankası faiz lobisinin baskılarına direnemedi!
FED’in tahvil alımlarını azaltması, içeride olan olaylar, seçimlerin yakın olması... gibi nedenlerle Merkezin direnci kırılmış oldu.
Dolar ve Euro hemen aşağı doğru hızla düştü!
Peki, bu iyi haber mi?
Artık bundan sonra devletin yatırım harcamaları faize daha fazla para gideceği için düşecek.
Yani daha az yol , okul, hastane.. demek
Özel sektörün de doğrudan yatırımları düşecek.
Yani üretime yönelik yatırımlar azalacak.
Kısacası, faizlerin yukarı  çıkmasıyla üretime ve yatırımlara darbe vurulmuş oldu. Tüm bunların neticesinde vatandaş’a etkisi işsizliğin artması şeklinde olacaktır.
Daha fazla detaya girmeden kabataslak durum bu.
Ama şöyle bir taktik de güdülmüş olabilir:
Seçimlere kadar gergin ortamın devam edeceği düşünülerek merkez bankası seçim ekonomisi uygulamış olabilir. Yani gergin ortam bitene kadar kurlardaki dengesizliği faiz silahıyla yumuşatmak isteyip, seçim sonrasında ise tekrar eskiye dönüş yapabilir.
Faiz lobisi, seçim dönemini ve içerideki karışıklığı merkez bankası üzerinde baskı aracı olarak  iyi kullandı. Yani yükselen faizlerde cemaat etkisi de söz konusu.
------------
Eğer son 10 yıldaki ekonomik performansımızı gelecek 10 yılda da gerçekleştirebilirsek, İhracat 500 milyar Dolar, Milli Gelir 2,5 trilyon Dolar seviyelerinde olmasında bir engel gözükmüyor.
Ama!
Görünen o ki, Dünya ekonomisi yavaşlamaktadır. ABD bol para politikasını bırakıyor, AB tasarruf tedbirlerini artıyor. Sadece Asya ekonomilerinde büyüme isteği var. Sadece Asya ile  de  Türkiye ekonomisi  eski büyüme gücüne ulaşamaz. Dolayısıyla da gelecek planlarını revize etmek zorunda kalabilir.
Ya da kriz döneminde yaptığı gibi ticari ilişkilerini daha da çeşitlendirerek ihracat üzerinden  ilave büyüme etkisi yaratabilir.
Tabi bu o kadar da kolay değil!
Çünkü Afrika ve orta doğu hiç olmadığı kadar karışık durumda.
Ama ABD’nin mevcut ekonomik yapısıyla uzun süre Dolar basmadan ayakta durması mümkün gözükmüyor. Dolayısıyla belki bir kaç yıl sonra ama  mutlaka yine dünyaya Dolar ihraç etmek zorunda kalacaktır.
Küresel kapitalist sistem, birinin ürettiğinin diğerinin tüketmesi esasına göre yürüyor. ABD’de tüketmekten vazgeçerse de sorun, vazgeçmeyip borçlanmaya ve para basmaya devam ederse de sorun.
Gelecek için en büyük korku iki tarafı keskin ABD ekonomisinin bu şekilde üretim yapmadan tüketim ağırlıklı olarak daha  ne kadar ayakta kalabileceğidir.
O gün gelmeden dünya yeni bir sistemi tasarlamalı ve denemeye başlamalıdır!
Aksi halde, dünya  tarihinin en felaket günlerini hep beraber yaşamak durumunda kalacağız.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık