İsa DOGAN

YENİ TÜRKİYE (güçlü Türkiye, güçlü komşular ve güçlü Pazar)


İsa DOGAN
24 Haziran 2011 Cuma 14:21
Değerli Dostlar,
Türkiye batı standartlarının üstünde bir katılımla  milletvekili seçimini yaptı. Ve yine beklenildiği gibi Ak parti  4 yıl daha hükümet etme yetkisini almış oldu.
Türkiye’nin istikrarsız bir bölgede  istikrarını daha da güçlenerek sürdürmesi sadece kendisi için değil bölge için de önemlidir.
Cumhuriyet tarihimiz boyunca bölgesel  avantajlardan faydalanamayan bir ülke olarak güvenlik endeksli, korkuları olan bir ülke olarak kendi potansiyelimizin çok altında  politikalar izledik. Oysa son yıllarda dikkat edilirse AB tarzı bölgesel bir ekonomik işbirliği göze çarpmaktadır. Bu işbirliğinin merkezinde ise Türkiye yer almaktadır.
Türkiye’nin bölgeye  yönelik  yeni sloganı “güçlü Türkiye, güçlü komşular ve güçlü Pazar” şeklinde olacaktır.
Türkiye’nin son dünya finansal krizinden sonra  alternatif Pazar  üzerinde yoğunlaşmasının nedeni de beli bir bölgeye bağımlı kalmanın faturasına katlanmama isteğidir: İhracatımızın büyük kısmının AB ülkeleri olması, AB öksürdüğünde bizim grip olmamıza neden  olabiliyor.
Türkiye'nin bölgede etkinliğinin artmasının ana sebebi “İsrail sorunu” üzerine kurulan politikalar değil, bölgeyi batının göremediği, görmek istemediği şekilde “bölgeyi anlayarak, bilerek, tanıyarak”   “ben sizdenim, siz de bizdensiniz” mesajıyla  tabandan tavana doğru etkili olmasıdır.
Değerli Dostlar,
Seçim sonrasında 330 sorunu üzerine düşünürken  teraziyi iki taraflı  düşündüğümde aslında menfi olarak gözüken şeyin müspet bir yanı olduğunu fark ettim.
AK Parti’nin 330 sayısının altında  kalması “yeni anayasa” yükümlülüğünün sadece kendi sırtında taşınmasını engelledi. Artık tüm partilerin sırtında. Diğer partiler uzlaşmadıkça da  bir  adım atılamayacak. Bu sayede AK Parti odaklı anayasa tartışması yerine daha genel bir  tartışma zemini oluşacak.
Bir uzlaşı olmadığı takdirde de mevcut anayasa ile devam edilecek. Ak Parti için kritik maddelerin geçen yıl referandum’da değiştiğini düşünürsek pek de bu konuda ısrarcı olmayacaklardır.
Bu tablodan şu çıkar: Ak parti 4 yıl boyunca sistem ile  savaş değil, geçmiş dönemin yarattığı değişiklikler ile oluşan yeni zeminle uyumlu çalışarak  ekonomi, dış politika odaklı siyaset izleyecektir.
Bence Recep Tayyip Erdoğan’nın en rahat 4 yılı olacaktır. Bu yumuşak, gerginlikten uzak dönemde daha da çok yatırım ve istihdama yönelik ekonomik politikalar gerçekleştirerek “halkı istikrarın vazgeçilmez lezzetine” ulaştırmaya çalışacaktır. Bu sayede Recep Tayyip Erdoğan endeksli değil  AK Parti  endeksli  kurumsal bağlamda istikrar sağlamaya dönük  olgu yaratılmaya çalışılacak. Çünkü burada “Özal sonrası ANAP” sendromunu yaşamak istemeyeceklerdir.
 
Değerli Dostlar,
Marjinal  kalmayı kabul eden, sadece etnisite üzerinden siyaset güdenler, özellikle bölge halkının bilinç ve farkındalığının düşük olduğu  yerlerde  siyaseten başarılı olabilirler. Ne kadar hizmet götürseniz de önemli olan dramatize edilerek  “ya onurlusun ya da hain”  içgüdüsünün empoze edildiği etnik kimlik  eksenli yaratılan sosyal paradigmadır.
Seçim sonuçlarında bu düşünceyi destekleyen en belirgin örnek İstanbul örneğidir. İstanbul'da dünyanın en yoğun Kürt nüfusu yaşamaktadır.  7.500.000 İstanbul’lu seçmenden sadece 350 000 seçmen (%4,5) BDP’ye oy verdi.
Bu sonuç  BDP’nin metropollerde diğer bölgelerde olduğu kadar  etkili olamadığını gösterdiği gibi baskı yapamamasının da bir sonucudur. Büyükşehirlerde halk daha  özgür ve baskılardan uzak   karar  verdiğinde Kürt seçmenin BDP'e desteği azalıyor.
BDP’nin İstanbul oylarını iyi analiz etmek gerekiyor. İstanbul’daki BDP’nin etkili olduğu illerin göç eden vatandaşlarımızın sayısal toplamına bakarsanız  ne demek istediğimi anlarsınız.
Küresel bir dünyadan bahsedenlerin dünyayı parsel parsel adacıklara ayırdığı ve de her bölge için kademeli olarak önceliğin sıralandığı Pazar odaklı bir dünyada  pazarın alıcıları ve satıcıları olmayanlar  “laissez faire “ anlayışıyla “doğal ayıklanmaya” tabi tutacaklardır. Bu, dünya nüfusunun %15’inin geri kalan kısım için biçtiği roldür. Bu düzende güçlü olan devlet değil sermayedir. Dolayısıyla “demokrasi”nin  sınırları daraltılmıştır. Halk ekonomiyi seçtiği hükümet yönetsin diye düşerken, ekonominin ne kadarının kontrol edilebilir olduğunu bilmiyor. Ekonominin kontrolünün olmadığı yerde siyasetin de pek etkinliği söz konusu değildir.
Böylesine modifiye olmuş demokratik bir  ülkede 100 yıllık hayallerin tartışılması ileri değil geri götürmez mi Türkiye’yi?
Gelişen Türkiye’den bölgenin hakettiği payı alabilmesi için  Türkiye'nin hassas  terazisinde Türk halkının hassasiyetlerini kaşıyıcı değil, bölge ve Türkiye menfaatlerini ön planda tutan bir anlayışın hakim olması gerekiyor. Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Kafkaslardaki karmaşayı görebilenler bu kadar anti Türkiyeci de olamazlar herhalde.
Kürt halkını temsil ettiğini iddia edenlerin daha akılcı ve de dünya gerçekleriyle düşünmeleri ve de  soğuk savaş dönemi hastalıklarından arınmaları gerekmektedir.Muhatap alınabilmek için daha makul ve alçak sesle konuşmaları tavsiye edilir.Aksi halde boş bardağın gürültüsü kadar etkileri olur.
Oysa amaç bardağı dolabileceği kadar doldurmak olmalıdır.Yani özerklik üzerinden boş bardak gürültüsü yapacaklarına, bölgenin ekonomik,sosyal,kültürel sorunları üzerinden yapıcı eleştirel getirmeleri hem daha akılcı hem de daha faydalı olur.Ama  bu bir hayal!!Çünkü sorun çözmek üzere değil,çözmemek üzere kurulmuş bir yapıda bu mümkün değil.
Çözülecek bir sorun varsa Türk halkının katkısı olmadan çözülemez. Bu nedenle Türk halkının damarına basılmaması elzemdir.
Değerli Dostlar,
CHP ve MHP maalesef mevcut pozisyonlarını “sistem partisi” olarak sürdürmeye devam etmektedirler. Kendini  yenilenemeyen, içinde  güçlü yapıların egemen olduğu, “sistemin teminatı “ anlayışının yerleştiği  bu partilerin  “muhalefet sendromu” olarak maalesef kronik bir istikrarlı muhalefet   tablosu teşkil etmektedirler. Oysa Türkiye’nin daha dinamik ve  akılcı muhalefet partilerine ihtiyacı var.
Hem de hiç olmadığı kadar!
Sağlıcakla kalın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık