İsa DOGAN

Yapay olanlardan doğal refleksler beklemek doğru değil!


İsa DOGAN
4 Eylül 2013 Çarşamba 08:25
Yapay olanlardan doğal refleksler beklemek doğru değil!
 
Değerli Dostlar,
Açın bir tarih kitaplarınızı ve bir asır öncesine bir göz atınız.
Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün, Birleşik Arap emirlikleri, ...diye adı geçen ülkecikleri tarihte görebilecek misiniz?
Bu ülkeler yapay oluşturulmuş ülkelerdir.
Ve unutmayınız ki, yapay olan hiçbir şey uzun müddet süremez.
Bugün Suriye’nin toprak bütünlüğünden bahsedenler, acaba gerçekte var olmayan bir bütünlükten bahsettiklerinin farkındalar mı?
Bu tür ülkelerin ortak yanlarından en öne çıkanı demokrasi dışı yönetilmeleridir.
Devlet geleneklerinin olmaması, vatan ve millet olgusunun gelişememesi nedeniyle bastırılmaya, demir yumrukla yönetilmeye mahkumdurlar.
Dün Kaddafi’nin, Esed’in yanındaydık da bugün ne oldu?
Bu soruyu birçok kişi soruyor. Ama halklarının karşısında otoritesini kaybettikleri andan itibaren iktidarlarını da kaybetmişlerdir bu liderler.
İktidarlarını kaybettikleri andan itibaren de uluslararası meşruiyetlerini  kaybetmişlerdir.
 Eğer Mısır’da darbeye direniş biter ve halk darbe yönetimini kabullenirse Türkiye  bunu kabullenmek zorunda kalacaktır. Çünkü ülkelerin halkları bu şekilde yönetilmeyi kabul ediyorsa sizin buna karşı çıkma, müdahale etme hakkınız yoktur.
 Nasıl ki petrol üreten zengin Arap ülkelerinde Demokrasi yok ise ve halk da halinden memnun ise, sizin de buna saygı duymanız kaçınılmazdır.
Konunun başına dönersek,
Yapaylığın en kötü tarafı masraflı olmasıdır: Sürekli yenileme ve tadilat ister.
Bunun için en uzun süreli yapaylık zenginlikle paralel olacaktır.
Ne zaman ki para muslukları kapanır, o zaman yapaylığın duvarları yıkılmaya doğallığın acı gerçeği haykırmaya başlar.
Irak ve Suriye gibi kozmopolit yapıların olduğu ülkelerde özellikle yapaylığın sürdürülebilmesi için halklar üzerinde  cebir ve baskı uygulanıyor.
Gerçekte toprak bütünlüğü olmayan bu ülkelerin  kağıt üzerindeki toprak bütünlüğü reel politika açısından aslında pek bir anlam ifade etmez.
Irak’ın yapaylığındaki doğal Kürt bölgesini siz görmek istemeseniz de oradaki gerçek durum yapaylığın önündedir.
Köklü devletler dış politikalarını yapaylığın altındaki doğal ve  gerçek duruma göre dizayn ederler.
Bu nedenle, bugün kuzey Irak’taki durumu yapay Irak’ın toprak bütünlüğünde inkar etmenin  gerçeği görememe adına zaman kaybettireceği aşikardır.
Dünya politik düzlemi bilişim çağıyla beraber denge noktasına doğru hareket halindedir. Bu denge noktası da doğal sınırlar üzerinden geçmektedir.
Yani değerli dostlarım, yapay oluşumların bu çağda yaşama şansı yok denecek kadar azdır. Daha göreceğimiz çok rüzgar var.
Bizi sarsılmaz kılan, köklerimizin derinlerde olmasıdır.
Bu fırtınadan yapay ve  yalan olanlar kurtulamayacaktır.
Gelecek de bir gün gelecektir!
------------------
Ağacı seven insanı da sever!
 
 
 Hiç ağaç seven biri elinde molotof veya benzeri şeylerle ortalığı yangın yerine çevirebilir mi?
Söyledikleriyle yaptıkları arasında uçurum var.
Çünkü bunlar samimi değiller!
Evet, mesele ağaç değildi!
Mesele halkın kararının onları hiçbir zaman iktidar yapmayacağı gerçeğidir.
Müslüman’ım deyip ateistlik yapanlar var bu ülkede!
Milliyetçiyim deyip tek dişi kalmış canavarlara taşeronluk yapanlar var bu ülkede.
Halkçıyım deyip halkı sömürenler var bu ülkede.
Bankası olup sosyal demokratım diyen bir siyasi parti var bu ülkede.
Antikapitalistim deyip para baronlarıyla yan yana olanlar var bu ülkede.
Takke düştü kelle göründü. Bu halk artık eski o ucuz numaraları yutmuyor. Boş çene çalanlar, koltuk sevdasında yananlar, kendilerini bu ülkenin sahibi zannedenler artık bu ülkenin kararlarına ortak olamayacaklar.
Halk sandıkta ne derse o'dur!
Sandıksız Demokrasi olmaz!
Halkın elitlere karşı durduğu, sesini yükselttiği tek yer sandıktır.
-------------
Aklınızın almadığı yerlerde cahilliğiniz başlar!
Her şeyi bilmek ve anlamak mümkün değil. Zira bilmediğimiz ve anlayamadığımız o kadar çok şey var ki, insan ömür boyunca kafasını okumaktan ayırmasa da alabileceği bilgi sınırlıdır.
Ama açıkça imrenmiyor değilim kahvehane milletine!
Siyasetten spora, Ekonomiden Dış politikaya kadar her şeyi bilirler!
Keşke onlar kadar her şeyi bildiğimi düşünüp bilgi eksikliğim için kederlenmesem ve de bu kadar kendimi bilgilenmeye ve anlamaya adamasam!
Ama şu bir gerçek!
Bu ülkenin iktidar yolu kahvehanelerden geçer!
Çünkü onlar bu ülkenin ortalama Türk  halkıdırlar.
Onların notu sizi iktidar yapar!
Bu yüzden siyaset yaparken ortalama Türk insanının beğenisini kazanmak önemlidir.
Onların zihnindeki ve kalbindeki kıstaslar basit ve sadedir. Detayları bilmek de anlamak da istemezler. Siz GSMH derken onlar ekmek, un, şeker üzerinden notunu verirler.
Sayın Erdoğan’nın anlatım tarzına bakarsanız bunu görebilirsiniz.Sayın Erdoğan halka en basit şekliyle ekonomik verileri anlatıyor, ekmek ,şeker,un ..ile kıyaslıyor .Çünkü halkın neler olduğunu en basit şekliyle bilmesini ve anlamasını istiyor.
Kısaca,
Halka detaylar ile  değil sade ve basitlikte kendinizi anlatın!
Halka derebeyi gibi değil, bir Babanın evladına bakar gibi bakın!
Seçimler yaklaşırken belki birileri bu yazdıklarımdan kendilerine bir şeyler alır, diye umuyorum
------------
Çözümü kürt halkı mı istiyor, PKK terör örgütü mü?
 
8 aydır terör nedeniyle kimsenin burnu bile kanamadı. İnsanlar barış ve huzur havasını teneffüs etmek için terörden dolayı girilemeyen dağlara, yaylalara koştular.
Bu insanların istediği en öncelikli şey huzurdu. İnsanlar terör korkusundan bıkmışlar, düğün halayında omuz omuza memleket türkülerine ortak oluyorlardı.
Devlet eski devlet değildi. Elinden geldiğince bölgeye yatırım yapmaya çalışıyor , bir çok anlamsız yasağı kaldırıyor..
Halk da devletin değiştiğinin farkında.
Peki, bunca değişimin halk ve terör örgütü nezdindeki karşılığı aynı mı?
Kesinlikle değil!
Halk huzur isterken, örgüt statükosunu koruma derdinde.
Çatışmasızlık ne kadar sürerse o kadar iyi!
Halkın  huzuru tattığı yerde kim bunu bozarsa altında kalacaktır. Örgütü korkutan kalkan olarak kullandığı halkın kendisine  sırt çevirmesidir.
Devletin iyi niyetini zaafiyet olarak gören terör örgütü kendince tehditler savuruyor.
Oysa bu süreci başlatan devletin  kendisidir, terör örgütünün caydırıcı gücü değil!
Devlet hiç olmadığı kadar güçlü olduğu  bir dönemde çözüm iradesini koyarken, terör örgütünün çözümden kaçması ilginç gelmiyor mu size?
Aslına bakarsanız bu, çözümü kimin ve kim için istediğiyle alakalıdır.
Terör örgütü çözümü kendisi için kazanımlar olarak görüyor, Kürt halkının huzur arayışını da kendisine  kalkan olarak kullanıyor.
Yani örgütün çözümden anladığıyla halkın anladığı aynı değil!
Bu sorun çözülürse Türkiye uçar!
Kim bu ülkenin uçmasını istemiyorsa o bu sürece engel olacaktır.
Siyasi hayatını hem de yakın gelecekteki 3 seçimden önce bu kadar riske sokan bir insanı, bir lideri “çözümden kaçıyor” demek bana abes geliyor.
Ekonomik olarak büyüye bilmek için siyasi risklerin minimize edilmesi  gerekiyor. Bugün bu kadar büyüdükse, bu sorun çözüldükten sonrasını bir hayal ediniz lütfen!

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık