İsa DOGAN

Yani değerli dostlarım "Dünya, barışı kaldıramaz"


İsa DOGAN
20 Temmuz 2012 Cuma 11:07
Doğruyu söylemekten daha önemli olan doğruyu kimin söylediğidir.
Sen "Kürt sorunu vardır dersen" bir anlam ifade etmez ama bir Başbakan "Kürt sorunu vardır" derse gündem olur, haber olur.
Siyasetin bir yönetme sanatı olduğunu düşünürsek, siyasetçilerin akıllarına ilk gelenleri konuşmamaları gerekir. Siyasetçi olmak sabırlı olmayı gerektirir. Siyasetçi olmak demek konuşulması gereken yerde konuşmayı, sabredilmesi gereken yerde sabretmeyi ve dirayetli olmayı gerektirir.
Akademisyen siyasetçi modeli gelişmiş ülkelerde yaygınken Türkiye'de daha yenidir. ABD’nin politikalarının arka planlarına baktığınızda mutlaka bir akademik çalışma görürsünüz. Kötü ya da iyi hiç fark etmez ama bilimin her zerresinden faydalanıyorlar. Bir yeri işgal etmeden önce sosyolojik, ekonomik, stratejik vs çalışmalar yapıyorlar. Dünyayı kendi inandıklarıyla şekillendirmek için bilimi araç olarak makyavelist bir anlayışla kullanıyorlar. Irak'ı işgal etmeden önce dünyaya söylenen yalanları düşünün!
Ulusların sosyo-psikolojik yanlarını bilmek çok önemlidir. Bir İranlının, Mısırlının, Suudi Arabistanlının sizin hakkınızda ne düşündüğünü, önyargılarının neler olduğunu, meyillerini, efsanelerini, kahramanlarını, dünyayı nasıl algıladığını bilmek çok önemlidir. Ama tüm bunları bilmek için de akademik çalışmaların olması gerekir. Yani konusunda uzman insan yetiştirmek gerekir.
Ama bugün elde ettiğimiz bilgilerin kaynağı Batı kaynaklı çalışmalar olunca bilimin ne derece uzağında kaldığımızı anlıyoruz.
Bir Müslüman ülkeyi, üstelik tarihsel ilişkimiz olan bir ülkeyi batılılardan öğrenmek, batılıların bakış açılarıyla değerlendirmek ne derece doğru?
Batılı kaynakları okumayın demiyorum. Okuyun ve onların bakış açılarını da, gördüklerini de öğrenin. Ama arkadaşınızı başkasından tanımaktan hayâ duyun.
Bir Suriyeliyi ne bir Çinli ne de bir ABD'li tam olarak anlayabilir. Hiç bir kültür etkileşimi yokken bu mümkün değil. Ama Suriyeli için Suriyeliyi tanıyanlar değil, tavuğun suyunun suyu misali olanlar karar veriyorlar. İşte size komik dünya düzeni manzarası.
Bölgesel BM'ler kurulmalı. Yani Avrupa milletleri birliği, Amerika kıtası milletler birliği, Ortadoğu ve Kafkasya milletleri birliği, Afrika kıtası milletleri birliği, Asya milletleri birliği gibi. Bu birlikler kendi içlerindeki sorunları kendileri çözmeliler, eğer çözemiyorlarsa Dünya milletler birliğinde demokratik usulle çoğunluk esaslı olarak çözülmeli. Böylesi bir model değişik çevrelerde her zaman tartışılıyor ama sadece herkesin iyi niyetli olduğu bir dünyada işlerliği olabilecek bir model olarak 
Ama büyük güçler bu çözüme karşıdırlar. Çünkü hiç bir zaman eşitlikten yana olmayı kabul edemezler. Çünkü soğuk savaş döneminin bir başka benzeri ile pazar savaşı yaşanmaktadır.
Yani değerli dostlarım "Dünya, barışı kaldıramaz" Kimse de kendini demokrasinin avuntusuyla kandırmasın. Dünya bildiğiniz ortaçağ dünyasıdır, dünya bildiğiniz vahşi 19 yy sömürgeci dünyasıdır. Değişen sadece usullerdir.
----------------
Türkiye misilleme yaparken büyük devlet gibi davranır: Uçak değil rejim düşürür!
Suriye'de olanlara dikkat!
Hesabını başkalarına göre yaparsan başkalaşırsın!
Hesabını ilkesel değil de egoların üzerine yaparsan bir başkalarının egolarına muhtaç olursun, oyuncak olursun, yok olursun.
Irak'ın sesi neden yüksek çıkıyor?
Türkiye Irak merkezi yapılanmasından olgun yapı çıkmayacağını anladığı için Irak’ın en istikrarlı ve de Türkiye için ekonomik çıkarların en yüksek noktada olduğu Kuzey Irak ile ilişkileri geliştiriyor, anlaşmalar yapıyor. Yani geleceği şimdiden satın alıyor diye biliriz iktisadi bir bakış açısıyla.
Irak'ta bir birlik, bütünlük olmadı, olamayacak bunu görüyor Türkiye aslında. Öyle fazla demokrasi üzerinden iyimser hayaller kurulmuyor yani. Mevcut fiiliyat ne ise onu görüyor.
Irak, İran, Suriye eksenli yönetimlerin Türkiye karşıtlığının temel nedeni Türkiye’nin bölge ülkeleri için gerçekten de model olabilmesi. Hem İsrail'e kafa tutacaksın, hem AB'ye tam üyelik için aday olacaksın, hem İslam dünyasında saygınlığın artacak, yani hem doğulu hem batılı olacaksın ve başarıyla sentezleyeceksin. İşte bu Türkiye bu bölgeye özellikle din tabanlı, ırk tabanlı siyaset güdenlere fazla iyi geliyor. Bu, istikrarsız bir bölge için kıskançlık yaratıyor.
--------------
Geçmişinde hazımsızlık olan, 2000 yıl öncesinin kadastro çalışmasını yapan, kendilerini zulüm yapılınca soykırım, onlar başkalarına zulüm yapınca kendini koruma diyen kaç devlet var?
Kaç millet var?
Batılıların Yahudi fobisinin nedeni güvenilmez olmaları olabilir mi acaba!
Filistin davasının tümevarımı İslam dünyası olduğundan zoraki kurulan bir devletin zorbalıklarının karşılı şefkat değil, anlayış değil, düşmancıl bakışlardır. Bu antisemitizm değil anti-İsrailizm'dir.
İsrail devletinin yaklaşımları ister istemez tüm Yahudilere karşı özellikle İslam topluluğunda hiç olmadığı kadar kötü algı yarattı. Sanki kötü polis rolünü üstlenmişçesine hareket eden bir devlet. “Ben kötüyüm, ben kötüyüm” diye haykırmasının arkasında yatan neden ne?
Kendinden olmayanlara aşağılık gözüyle bakan bir millete nasıl bakılması gerekiyorsa bu topraklardaki insanlar da onlara öyle bakılıyor. Daha doğrusu öyle bakmaya zorlanıyor.
İsrail, patlatılmaya hazır bir bomba gibi bekletiliyor. Bölgede yapılacak büyük savaşın nedeni mi İsrail? 
İsrail ve İran karşıt iki kutup gibi duran düşmanlıklarından güç alan iki devlettir. Mavi Marmara bu dengeyi bozdu.
Bence İran'ın bölgesel etkinliğini bozan şey Türkiye-İsrail ilişkilerinin kötüleşmesi oldu.
-------------------
Libya ve Suriye arasında ne fark var?
Libya bir anlamda Avrupa’nın karşı kıyısında doğal kaynak zengini bir ülke iken Suriye tam aksine Avrupa’nın uzağında ekonomik olarak değer taşımayan stratejik ama sorunlu bir bölgede yer alıyor.
Suriye'deki halk isyanları Libya’dakilerden kat be kat fazla iken, daha fazla insan ölüme terk edilmişken hala zihin dünyası karışık olanları anlamıyorum.
Davutoğlu’nun da dediği gibi komşudaki yangına BM'nin çağdışı yapısı gereği hiç alakası olmayan ülkelerin müsaade etmemesi ne derece doğrudur?
BM'nin mevcut yapısı geçmişte de olduğu gibi artık kendisi için de bir sorun. Bu yapıyla soğuk savaş mantalitesi varlığını devam ettiriyor.
Artık BM'de de çoğunluğun sesinin hakim olması lazım.
Artık BM'de de demokrasinin tesis edilmesi lazım. Kendisi demokratik olmayan bir yapının dünyaya demokrasiyi benimsetmesi mümkün değil.
-----------
Ekonomik gelişmişlik ile sosyal ve kültürel kalkınmanın paralel olduğu kesin bir bilgidir. Dünyadaki terörün dağılımına baktığımızda göreceğimiz şey çok açıktır: Nerede geri kalmışlık var orada terör var. Bu nedenle ekonomik hayatın gelişmesi çok önemli. Şu da unutulmamalı ki ekonomik hayat geliştikçe, susuz insan azaldıkça kavgalar sona erecek, silahlar paslanmaya mahkum olacaktır. Bu nedenle terörün tek başına hareket etmediği, uluslararası destek ile sürdürüldüğü de unutulmamalı. Dünya tarihinde savaş hiç bitmedi, bir şekilde yöntemleri değişerek gülen yüzlerin, sıkılan ellerin arkasında devam ediyor.
-------
İflas eden devlet olmaz, iflas yerine süründürülen devlet olur. Türkiye yıllarca siyasi-iktisadi olarak bir o yana bir bu yana savruldu. Dün vatanseverim diyenler aslında cebinizdekileri sevenlerdi. Bugün cebinize ulaşamamanın çaresizliğiyle avazları çıktığı kadar bağırıyorlar ama bu sefer halkın sesi onların sesini bastırıyor. Bu yüzden seslerini duyan da yok!
28 Şubat’ın finansal yönünün soruşturulmasını sonuna kadar destekliyorum. Çünkü esas kokuşmuşluk ekonomik çıkarlar üzerineydi. Görelim neler olacak!
Sağlıcakla Kalın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık