Kaya KILIÇ

Son bir söz söyleyeceğim


Kaya KILIÇ
14 Ağustos 2011 Pazar 12:30
Geçen hafta iki arkadaşımla buluşup, teravih öncesi bir çay bahçesinde çay içtik. Ramazan olunca konu İslam, Kur’an, sünnet derken bir tartışmanın ortasında bulduk kendimizi. Bilirsiniz bizler bir konuya tarafızdır veya muhalif, hiçbir şey bulamazsak muhalefet edecek bir şey bulur tartışırız. Konuya giremeden gene tartışmaya başladım işte. Konumuz gelip çetrefilli bir mevzuya dayandığını ve aşamayacağımız bir hal alacağını anlayınca; arkadaşlar çayları içelim de kalkalım dedim ama. Anlayın sonunu teraviyi gecenin geç saatlerinde üçümüz beraber kıldık hemde sekiz rekât. İşin en komik yanı, bu işte teravih kesinlikle yirmi rekât diyen arkadaşım sekiz kıldırması.
Sohbet sırasında aramıza bir arkadaş müsaade alarak girdi ve müsaade ederseniz bir söz söyleyeceğim dedi. Hay, hay deyip bir çayda ona söyledik. Ben kendisini tanıyorum, diğer arkadaşlara kendini tanıttıktan sonra unvanını söyledi; bu tartıştığınız konu hakkında tezimi vererek doçent oldum, müsaade ederseniz iki kelime söyleyeyim dedi. Biz biraz bozulsak da ne demek buyurun efendim. Daha sözüne başlamadan bizler muhalefete başladık. Birde yaftayı patlattık; sen falanca cemaat gibi konuşuyorsun, maksadın şimdiden anlaşıldı. Yok, yanıldınız ben o cemadattan olmadığım gibi, o cemaat tarafından da çok sevilmem. Ben size hiçbir cemaate veya mezhebe dayanmadan Kur ’ani bir söz söylemeye çalıştım veya çalışıyorum. Maksadım ne size birisinin propagandasını yapmak veya sizin fikirlerinizi başka yöne çelmek, uzmanlık alanım olduğu için iki kelam etmekti maksadım. Ben atılarak üstat seni tanımadıklarından dedim lütfen sen bizi aydınlat. Bir iki kelime konuşmadık ki ezanı Muhammedî’ye başladı ve arkadaşım teravih kılmak için müsaade isteyerek ayrıldı. Arkasından en çok konuşan arkadaşımız; adamın günahını aldık birader adam teraviye gidiyor, ben sandım ki……vs. vs. işte. Yine aynı anda iki kelime döküldü dilimizden, demek ki insan bilmediğinin düşmanıdır diye. Nice bilmediklerimizin zannını yaparak hakka giriyoruz, sonrada ah vah ediyoruz.
Nelerin peşindeyiz dedi arkadaşlardan birisi. Bir şey biliyoruz sanıp ta nede cahillik yapıyoruz. İki kitap okumakla kendimizi âlim sanıyor ve her şeye fetva veriyoruz. Bu yaptıklarımızın hesabını nasıl vereceğiz onun hesabını yapalım, dedik çaylarda tazelenmiş oldu. Çaylarla birlikte sohbette tazelenmiş oldu. Sonuç olarak son sözler olarak şöyle bağlandı; insan bilmediğinin düşmanı ve kendinden olmayanın doğrusunu da doğru olsa bile kabullenemiyor. Anlayabilme, anlatabilme ve anlaşılır bir dünyada yaşama dilek ve temennisiyle, kalın sağlıcakla.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık