İsa DOGAN

Siyaset sosyolojik gerçeklerden ayrı düşünülemez!


İsa DOGAN
6 Kasım 2012 Salı 09:38
Kişilerin düşünceleri, eğitimle sulanıp beslenmemişse kuru ve meyvesiz bir ağaca benzer. Ağacın meyve verme potansiyeli var ama meyve yaratacak kaynaklardan yoksun olunca diğer kuru ağaçlardan bir farkı da olmuyor elbette.
 Bir bahçenin güzelliği çeşitliliğiyle, renkleriyle ölçülür. Sadece tek tip meyve ağaçlarıyla dolu bir bahçenin meyveleri düşüncelerin eksik beslenmesine sebep olur. Oysa bedenimiz gibi düşüncelerimizin de çeşitli gıdalara, minerallere ihtiyacı vardır.
 Malesef 21.yy Türkiyesi’nde peynir ekmekle büyümüş, eksik düşünce yapılı, statik zihniyetli ve de tek tip doğruları olan önemli bir toplumsal kitle mevcut. Ama daha vahim olanı ise sadece kuru ekmekle büyümüş hiç bir düşünce yapısı olmayan önemli bir toplumsal kitlenin de var olmasıdır. Bu her iki kitlenin arasında gelişmeye ve de geliştirilmeye açık 21.yy toplumsal kitlesi yeralmaktadır. Önemli olan da zaten böyle bir toplumsal kitlenin varolmasıdır. Çünkü peynir ekmeçilerle kuru ekmekçiler arasındaki rekabetin bu ülkeye sağladığı sığ yapının artık sona ermesi gerekiyordu. Türkiye gelişiyorsa içindeki bu dinamik yapı sayesindedir.
 
CHP ve MHP’nin gelecek projeksiyonlarını yaparken karşı konulamaz olan bu değişime ayak uydurmaları şart. Geçiştirme yoluyla kısa vadeli hesap içine girerlerse gelecekte varolma şansları kalmayacak. Çünkü günümüzün iletişim teknolojileri, sahip oldukları ve de dayandıkları argümanları eritip yok ediyor.
Üzülerek söylemek gerekirse dününde ışığı olmayanların bugün hala muhalefetin siyasetinde etkin rol almaları yarınlarını da karartıyor. İktidar partisi metal yorgunluğa uğramıyorsa bunun en önemli nedeni gerçek bir vizyoner lidere sahip olmasıdır. Gelecek ise vizyon ister!
Vizyon ise sürekli değişim ve gelişim ister!
Muhalefetin öncelikle kendi gerçeklerini Türkiye sosyolojisi ile sorgulaması lazım. Türkiye tarım toplumundan sanayi topluma geçerken siyasetin köylerde kalması olmaz.
Muhalefetin hala gerçekten değişim dönüşüm içine girememesi, iktidar ile arasındaki farkın her geçen seçimde daha da açılmasının en önemli sebebidir.
 
-----------------
Türkiye İsrail üzerinden hem Batılı hem de Doğulu olabildi nihayet!
 
Arap halkları Türkiye'nin Müslüman bir devlet olmasına rağmen İsrail ile olan ilişkilerinden dolayı bize güvenmezlerdi.
Bugün AB ile olan ilişkiler dolayısıyla İsrail ile olan gerginliğe rağmen Batı ile olan uyumumuz devam ederken aynı zamanda bu gerginlik sayesinde bölgedeki Müslüman haklarının da geçmiş batı yandaşı Türkiye izlerini silebiliyoruz.
 
Yani ne Batı,  İsrail'den dolayı bize doğulu muamelesi yapabiliyor, ne de İslam coğrafyası batılı muamelesi yapabiliyor.
İşte İsrail'in batı ile doğu arasındaki denklemdeki yeri bu kadar önemli.
 
---------------
Soğuk savaş döneminden kalma devletçi anlayışın temsil ettiği şekilci anma törenlerinin etkisi gittikçe azalıyor. Cumhuriyet bir rejimin adıdır, zihniyetin değil. Yani insanlara "cumhuriyetçi misin diye sormak" günümüzde saçmalıktır. Şekilci kutlamaların altında yatan en büyük neden eski olandan yeniye geçişte yeninin korunması endişesidir.
Bugün eski-yeni diye bir durum olmadığından cumhuriyetin şeklen muhafaza edilmesine de gerek yoktur.
 
Bizde tipik bir hastalık haline geldi sanırım, bu eskiyi tamamen sırt çevirme, yeniyi koruma, kollama endişesi.
 
CHP "bu ülkenin %50'si AK Partiyi istemiyor" diyor ve bu düşünce ile hükümetin icraatlarını meşru görmeme gayretine giriyor.
Oysa aynı mantıkla halkın %75'nin de CHP'yi istemediği sonucu çıkar ki bu tarz düşünceler daha vahim düşünceler doğurur.
 
----------------
Kendi bedenleri üzerinden şantaj üreten zihniyetin bana düşündürdüğü şey "çaresizlik" tir.
 
Terör örgütü ve yandaşları dağda yapamadıklarını bazı zavallı örgüt mensuplarının bedenleri üzerinden yapmaya çalışıyor.
Bölge halkı üzerinde uygulanan terör baskısı, yasakçı dayatmaların gösterdiği şey teröristlerin bölge halkını nasıl da kendi iradeleri dışında her türlü yöntem ile araç olarak kullandığıdır.
Kürt halkını araç olarak gören makyavelist bir zihniyetin gideceği nokta özgürliük, eşitlik falan değil sadece taşeronlaşmadır.
Ne tuhaftır ki bin yıldır sömürülmeyen Kürt halkı Kürtler tarafından sömürülüyor!
 
Bin yıllık Kürt halkının medet umduğu yer dağ değildir elbette!
Maksat hak arama değil halkları karşı karşıya getirme ve ülkeyi bölmedir.
 
------------
Bazen ne düşünüyorum diye değil ne düşünmüyorum diye düşünmek gerekir!
Yani ne yapıyorum diye değil ne yapmıyorum diye düşünmek gibi
 
Sağlıcakla kalın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık