ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ!


6 Ağustos 2011 Cumartesi 11:10
Her şehidin ardından başlıktaki slogan tekrarlanmakta, hükümet kanadından sayın eski Meclis Başkanı da demeç verenler kervanına katılarak şöyle dedi: “Artık klişe demeçlerle bu olmuyor.” Bakın bu çok doğru fakat adama sormazlar mı? Hükümet olan sizler değil misiniz? Yani feveran edeceğinize, bunun çözümü için adım atacak olanların en başında sizler olmalıydınız.
Şimdi işin aslını şöyle aralayalım; şu an ne kadar PKK ile mücadele eden asker varsa tamamı ya içeride veya takibata uğramış mı uğramamış mı? PKK ile mücadelede büyük başarı göstermiş “Özel Kuvvetler” neden dağıtılmıştır? DGM’leri kaldırılarak yerine getirilen “Özel Yetkili Savcılar” askeri yargılamak için mi kurulmuştur? Asker PKK’lı bir gurubu takip de iken bir diğer ilin sınırını geçer ise takip edemeyip o ilin Valiliğinden izin alması gerekmekte, mahut izin alınana kadar bu PKK’lı gurup herhalde askerleri beklemeyecek. O vakit bu gibi durum da devreye giren Bölge Valiliklerini ne diye kaldırılmıştır? Yok, biz kaldırmadık demekteyseniz o vakit daha önce denenip faydası görülen bu duruma dönmeniz gerekmez mi? Sınır ötesi harekât için meclisten izin almış olmanıza rağmen bunu ne diye kullanmamaktasınız?  Daha önce denenerek faydası görülmüş olan neredeyse dağıtılıp yok edilmek üzere olan eşkıya yine ininde iken basılmasında fayda görülmemekte midir? İmralı’daki kemancı artık mahkûm edildiğine göre daha ne sebepten avukatları ile görüştürülmekte bu adamın avukatlık ne işi kalmıştır ki? Adam yattığı yerden bir terör örgütü yönetiyor buna da bile, bile “lâdes” denilip göz yumulmakta bir beyiz görülmeyip yine bundan hükümet şikâyet etmektedir.  
Bakın askerin eli kolu nasıl bağlanırmış? 1- Bütün askerler içeri atılır. 2- sıcak takip esnasında izin alması gerekir. 3- sınır ötesi izini kullanarak eşkıyayı ininde yani bir bölgeye dağılmadan basılması onu orada tedirgin etmek varken, adamlar şu günlerde Kandil de “festivaller” düzenlediğini basından takip edip hepimiz izliyoruz da sanırım bu yayını meclis televizyonu vermemektedir.  4- öldürülen bir PKK’lının arkadaşları tarafından üzerindeki silah ve mühimmat alınmakta ceset herhangi bir vatandaşın cesedi gibi orada bırakılmakta akabinde mahut yerlere haber iletiliyor o tip avukatlar hemen devreye girerek cesedin ailesi ağzından bir dilekçe hazırlanmakta “efendim falan mezrada hayvan gütmekte olan evladımız askerler tarafından PKK’lı zannedilerek öldürülmüştür.” Bu defa malum odaklar devreye girmekte asker aleyhine hezeyan başlamakta. Bazı işgüzar savcılar derhal tutanak hazırlamakta ve birileri ise AHİM’ye şikâyette bulunmaktadırlar. Olay nedir? “Asker dağdaki çobanları vuruyor.” Malûm Avrupalı hemen soluğu Diyarbakır’da almakta ağzını ilk açışında “barbar Türk”, adama sorarlar ama bu soruyu sormak için soracağın şeyi bilmelisin yani “Ey baldırı çıplak Avrupalı, ağzından çıkanı kulakların duyuyor mu? Bak senin ataların değil dedenin dedesi değil, belki de babasının döneminde yani 1700’lü yıllarda Almanya’nın önemli şehirlerinde kasaplarda insan etinin satıldığını tarih kitaplarında kayıtlıdır. Güneş balçıkla sıvanmaz. Ama sizler Türk’ler nasılsa okumazlar ve bütün bunları bilmezler derseniz işte böyle yanılırsınız. 
Şu an TV’de haberleri dinliyorum, malûm bütün kanallarda 13 Şehidimiz var. PKK’nın Meclis uzantısından bir bayan kalkmış diyor ki; “bu olay bizim açımızdan şaibelidir.” Bu ne biçim zihniyettir ki? Yani bunlar şunu mu demek istemektedirler? “Asker kendi kendine pusu kurmuştur veya topluca intihar etmişlerdir.”  yahu bu ne pişkinliktir?

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık