RUHUM SEDDÜLBAHİRDE


15 Mart 2011 Salı 15:20

250 bin şehit için 250 bin hatim çağrısını duyduğumda, her zamankinden daha farklı bir heyecanla açtım Kuranımı. Hüzün ve iştiyak iç içeydi. Harfler birbirine giriyor gözlerim buğulanıyordu. Euzü besmelemi çekerken o melun iblisten Rabbime bir kez daha sığındım. Titrek ellerimle ara verdim bir süre ve kitaplıkta okunmak için üste konmuş İbrahim Refiğ’in “Çanakkale’de Son Şahlanış” adlı eseri beni Seddülbahir’e, Anafartalar’a, Conkbayırı’na götürmüştü:


….. Son kalemiz Çanakkale’den içeri düşmanı sokmamak için cansiparane mücadele verirken yanımızda müttefik Almanlardan da bir avuç kadar insan vardır. Albay Hans Kannengıesser de bunlardan biridir. Gelibolu da tanıdığı mütevazı Anadolu çocuklarına hayran olur ve onlar hakkında şunları düşünür: “Pirinç ve et onlar için lüks sayılır. Acil gıdaları –ihtiyaç olduğu zaman- mendillerinin içine sardıkları birkaç dilim ekmek ve biraz zeytinden ibaretti. Sabahları az bir şey yer, akşamları da bir çorba içerler. Genel yiyecekleri ise soğuk olarak yenilen bulgurdur. Aynı zamanda Alman ıslah heyeti mensubu olan Kannengiesser, cephede dolaşırken gözlemlediği bir Osmanlı askerinin: “Bu gerçek bir savaş değil, her gün yemek yiyoruz.” Demesinden de çok etkilenmiştir. Çünkü o askerin Balkan Savaşı’ndan kötü hatıraları vardır. Orada karınlarını ancak otla doyurabilmişlerdir. Bundan dolayı düşmanın mermisinden çok açlıkla imtihan olmaktan korkmaktadırlar.”
Yemek listesi de çok manidardır. 1. gün: bulgur çorbası, üzüm hoşafı, makarna; 2.gün: bulgur çorbası, şekersiz çay, kuru üzüm, zeytinyağlı bakla; 3.gün: bulgur çorbası, üzüm hoşafı, bulgur pilavı. Yemek seçen gençlerimiz, tıka basa yemekten gaflete düşen nefsimiz!
HİÇ DEĞİLSE BU ŞEHİTLERİ ONSEKİZ MART GÜNÜ NEFSİMİZİ AĞLATARAK HATIRLAYALIM. BULGUR ÇORBASI YİYELİM ONLAR GİBİ, CEPHEDEKİ KADAR MANEVİYAT TADINDA OLSUN!
“Bazı askerlerin ayakkabıları bile yoktu ayaklarında. Bez parçaları vardı. 1914 ağustosunda Çanakkale’deki 48.alaya verilen dört arkadaşın çantalarında bayat ekmekle birlikte iplik, çarık iğnesi, kösele, örs, çekiç ve kerpeten vardı. Çünkü babalarından dedelerinden öğrendiği iki amansız düşmanı vardı; açlık ve ayakkabısızlık…”
MARKA TUTKUNU OLAN VEYA ESKİMEDEN YENİSİNİ ALAN TÜKETİCİ ÇILGINI GENÇLİĞİMİZE HÜZÜNLENİYORUM. ÇANAKKALE’YE GİTTİĞİNİZDE MEHMETÇİKLERİN GİYDİĞİ AYAKKABILARI GÖRÜRSENİZ, HÜZÜNLENİP DÜŞÜNECEĞİNİZE İNANIYORUM!... ONLARIN ANISI İÇİN YENİ BİR AYAKKABI ALMAYALIM BU MARTTA. OLMAYAN BİRİSİNİN SEVİNCİNİ PAYLAŞALIM SADECE!...
“Harbiye Nazırı Enver Paşa iaşe ve levazım Nazırı İsmail Hakkı Paşa imzasıyla askeri birliklere gönderilen aşağıdaki tamim, evlerimizin mutfağından, okulların yemekhanelerine kadar her yere asılıp üzerinde tefekkür edilmesi gereken oldukça ibretlik bir belgedir: ‘…Nasıl tüketileceğine dair tafsilatın bildirildiği gıda maddelerinden olan zeytin tanesinin gıdai hususiyet ve faikiyeti (üstünlüğü) dolayısı ile kısıtlanarak yenilmesi şart olduğundan bir adedinin üç ayrı lokmada ekmeğe katık edilmesi kararlaştırılmıştır. Alışılanın haricinde olan zaruretin kıtalara günlük emir meyanına hükmü tamamen tatbik edilinceye kadar tekrarı ve levazım zabitanı tarafından mukarebe (kontrol) edilmesi ile…”

ZEYTİN YERKEN DÜŞÜNELİM NE OLUR BU SABAH, YARIN SABAH!...



“Son kaleyi denizden geçemeyen istilacılar karaya yüklenince insanlık tarihinin en kanlı mücadelelerinden biri başlar. Arıburnu’nda karaya çıkıp Conkbayırı’nda ilerleyen çıkarma kuvvetlerini durdurmakla görevli olanlardan biri de 57.alaydır. Alayın komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, sabah hücum düzeni alırken Bombasırtı güney eteklerinden aşağıya baktığında fundalıklara yayılmış küme küme beyazlıklar gördü ve tabur komutanına sordu: “Bunlar nedir?” Tabur komutanı cevap verdi: “Komutanım! Erler şehadete hazırlanıyorlar. Allah’ın huzuruna tertemiz çıkmak için çamaşırlarını değiştiriyorlar.” Gözleri dolu dolu olan Hüseyin Avni Bey: “Ben de alay sancağı ile birlikte olacağım. Şehit olursam, şehit olduğum yere gömün.” Diyerek hücum emrini verdi. Ve çamaşırları gibi yürekleri de ap ak olan 57. Alay’ın yiğitleri, başta komutanları Hüseyin Avni Bey olmak üzere 628 kişilik mevcudunun tamamı 25-28 Nisan 1915 tarihleri arasında mertebelerin en yücesi olan şehadet ile şereflendiler. Ve bu güzide vatan evlatları, “Şehitler Alayı” olarak yerini aldılar.”
ALAY KARARGAHI ÜZERİNE DÜŞEN BİR OBÜS MERMİSİ İLE ŞEHİT OLAN YARBAY HÜSETİN AVNİ BEYİN KANLI ÜNİFORMASINI GÖRDÜĞÜNÜZDE KALBİNİZİN KANAYACAĞINI HİSSEDİYORUM.
“Kirte Muharebeleri sırasında bölükler arka siperlerde hücum sıralarını bekliyorlar. Ön siperdekiler ileri fırlamış gırtlak gırtlağa boğuşuyorlar. Yüzbaşı hücum için emir bekliyor. Bütün asker süngü takmış siperden fırlamak için hazır, sinirler gergin… Bütün dudaklar kıpır kıpır dualar okuyor, kelime-i şehadet getiriyor. Süre uzuyor. Yüzbaşı, erlere sesleniyor: “Yavrularım… Aslanlarım… Biraz sonra Cenab-ı Rabbü’l Alemin’in huzuruna varacağız. Abdestsiz gitmeyelim… Hadi tüfeklerimizin kabzalarına ellerimizi sürüp hep beraber teyemmüm edelim…” Teyemmüm edilir… Bekleme devam etmektedir. Biraz sonra yüzbaşı: “Çocuklarım… Sanıyorum biraz daha bekleyeceğiz… Önümüzde biraz daha zaman var, vakit varken kendi cenaze namazımızı kendimiz kılalım… Kıble karşımızda…” Arkalardan Oflu Ali Çavuş bağırır: “Er kişi niyetine…” O gün yapılan hücumda kendi namazlarını kılan pek az kişi sağ kalabilmişti. Orada seslenilen “er kişi” onlardır ve onlar gerçek askerlerdir.(Aydın Ayhan)
TEYEMMÜM NASIL ALINIR BİLMEYEN GENÇLİK! BU TOPRAKLAR BU İMANLA ALINDI. BUGÜNKÜ GENÇLİĞİN IZDIRABI İÇİN AĞLAYALIM BU 18 MART’DA. ALLAH RASULUNUN “ONLAR BİLMİYORLAR YARABBİ! BİLSELER YAPMAZLARDI!...” dediği gibi bilmiyorlar bildirmek gerek!
… Duygu yoğunluğu yaşadığım satırların arasından abdestimi alarak ayrıldım. Allah Azze ve Celle’nin kelamını o ulvi şehitler için okumaya başladım. Rabbimin sözleri, dalga dalga yayılıyordu. Harfler acı ve ızdırapla inliyor, şehitlerin kanıyla boyanıyordu sanki. Anladım ki ızdırabıma ortak olmuştu şehitler. Aciz idealsiz, maneviyat donanımı olmayan gençlik için Rabbe yakarış halindeydiler.


VE RUHUM SEDDÜLBAHİR’DEYDİ.





YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık