MÜZİK!


29 Nisan 2012 Pazar 11:58
Başlığa bakacak olursak, ne anlamamız gerekiyor? Tamam, siz anladınız fakat daha bunun “dini müzik” olurdu, olmazdı tartışmaları devam ederken şimdi de basından takip edebildiğim kadarıyla “TEK TANRIYA MÜZİK” bu ise AB “Avrupa Birliği Bakanı ve Baş Müzakereci Egemen Bağış’ın Basın Bürosundan duyurulan Uluslararası üne sahip “virtüöz müzisyenler, Müslümanların, Hıristiyan ve Musevilerin” yani üç semavi dinin “ilahî müziklerini bir arada seslendirmek maksadıyla “TEK TANRIYA MÜZİK” Konserinde “Medeniyetlerin Beşiği Dünya Başkenti İstanbul’da buluşuyor”muş.
Bakara Suresi- 120 ve Maide Suresi-51’de “Ey inananlar! Diye başlayıp Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Ve devam eden bu sureler acaba kimlere hitap etmektedir? Burada muhatap kimlerdir? Dinimiz sulandırıla, sulandırıla buralara kadar gelmiş, din ulemasından ne bir ses nede bir nefes duyulmaktadır. Malum önce “hoparlör ile ezan okunmasına” karşı çıkanlar önce  “minarede okunabilir” i kabul ettiler daha sonra malum. Şimdilerde ise “merkezi sitemle” kilometrelerce uzaktan okunmakta. Ta buralara kadar geldiğine daha öncede temas etmiş hatta yakında “uydum merkezi sisteme” diye niyet edilirse şaşmamamız gerektiğini de ilâve etmiştik.
“TEK TANRI” “İbrahim’i Dinler” kavramı alıştıra, alıştıra millete “hazmettirilmiştir” bu arada “hoşgörü, Avrupa Kültür Mirasına katkı, hoşgörüye sanat üzerinden destek, vs.” bu proje AB Bakanı ve Baş Müzakereci Egemen Bağış’ın ev sahipliğinde başta Ermeni, Yahudi, Rum dini temsilcileri olmak üzere 24 Nisan 2012 günü saat 21.00 Aya İrini de 
Basında bazı yorumlara göre bu “Dinler Arası Diyalog” kapsamında “İbrahim’i Dinler” denilerek “ortak bir köken” ileri sürülerek bütün dinlerin“ortak bir kökten” geldiği vurgulanmakta.. Şimdi ise bu farklar törpülenmektedir deniliyor.  İnançlarımıza uymamasına rağmen şimdi buna bir de “müzik eşliğinde” sokuşturmaktadırlar. Yazılanlara bakılacak olursa bunun ilk olmadığı anlaşılmaktadır. Bu iş daha önce Hatay’da “Medeniyetler ittifakı projesinin”  meğer devamı niteliğindeymiş.
Bu günlere kadar Ecdadımızın uyguladığı “İ’lâ-yıKelimetullah” anlayışıne idi, bu hassasiyetimize ne oldu da şimdi bu uygulamaya geçilmiştir?Yoksa bütün bular hani şu “ılımlı İslâm”la mı ilgilidir?
Şimdi şunu düşünüyor olabilirsiniz. İslâm İslâm’dır ılımlı’sı katı’sı mı olurmuş? Ama oluyor işte, birileri İslam’ı sulandırmaya çalışıyor. Bu birileri dost olmasalar gerektir. Peki, bu konuda ne yapılıyor vatandaşlarımız uyarılıyor mu? Ben hiç duymadım. Duyanınız varsa beni de aydınlatmanızı rica ediyorum.
Bakın ABD’nin yöneticileri ve Bush “daha 1995’lerde yazdığı bir makalede “Müslümanlar şu şekilde yola getirilir” diye plân ve program yapmışlar. Özellikle “hoşgörüye önem veren” din adamlarına destek verilerek “dinler arası diyalog” kapsamında CIA ve ABD Dış İşleri Bakanlığı istihbaratçılarının önem verilmesi tavsiye ediliyor.” denilmektedir. O zamandan bu tarafa, buradan İslam’ı kimlerin, kimlerle sulandırdığı ortada değil midir?

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık