MESELELER!


23 Şubat 2011 Çarşamba 07:58


Yazıya başlamadan sizlerden özür dilemeliyim. Çünkü bu mevsimde ve şu anda Kaçkar Dağlarında olduğumu tahmin edersiniz. Burada medeniyet epey uzakta, rakım 10 Km.de 1100 metreden 2000 metreleri aşıyor. Yardımcım da ayrıldığından buraya mahkûm oldum aşağıya inemiyorum. Tekrar özür dileyerek yazımıza başlayalım.
Daha önceki yazılarımda bu konuya temas ettiğimi hatırlayacaksınız. Mesele denildiğinde gözümüzde büyütüp çıkmaza sokmakta millet olarak üzerimize bilirsiniz yoktur.
Daha öncekiler “Ermeni meseleleri” hakkında olduklarını da hatırlayacaksınız. Burada şunu vurgulamakta yarar vardır. Bu meseleler bu gün başlamış meseleler değildir. Bütün bunlar Batı (AB) ve ABD’liler tarafından ısıtılıp, ısıtılıp karşımıza getirilen meselelerdir. Bu da taa Rus’ların Nemçe (Avusturya)lılara empoze ettikleri ve 1782’nin Ekim Ayında Viyana da “Grek projesi” adı altında, bilahare arkasından da 1792 de Ruslarla yapılan “Yaş Antlaşması” ile istediklerini elde etmiş oldukları açıkça görülmektedir. Bütün bunların gayesi Türk’leri Avrupa’dan atıp geldikleri yere gönderme planlarından başka bir şey de değildir. Peki, el an bu planlardan vazgeçmişler midir? Ne yazık ki hayır demek durumundayız. Tarihe şöyle bir bakacak olursak artık Avrupa’dan çekilişimiz çorap söküğü gibidir. Birdenbire Balkanlar elimizden kayıp gitmiş bulunmaktadır. Burada idraksiz Devlet adamlarını suçlamak gayet kolay ama buralardan çıkmamız kader imiş diyelim. Batının el altından burada yaşayan milletlere el altından isyana teşvik etmişler. İsyanların bastırılmasında ise hemen “hakem” gömleğini giyerek bizim elimizi kolumuzu bağlamışlardır. Ne yazıktır ki bütün buralar hep masa başında elimizden çıkmıştır. Devlet adamları içinde ikbal peşinde koşanlar kendi yakın çevrelerini işe alıp işi ehline vermemeleri lisan bilenlerin aşağı yukarı tamamının Ermeni veya Rum olmaları ve bunların anlaşmalarda tercüman olarak kullanılmaları hep bütün bu sebepler çekilişimizi hızlandırmıştır.
Burada bazı dikkat edilmesi gereken çok önemli gerekçeler de vardır. Bunun en başında “para” gelmektedir. Paran yoksa otomatikman hükmen mağlup omlusun demektir. Bakın burada Cevdet Paşa özetle ne demiş:( Harp para demektir. Ruh bakımından ise sadece iman ve ahlâk gelmektedir. Eğer şu kadar sene himayemizde kalmış olan Balkan milletleri Batılıların paralarına tamah etmeselerdi Salibin (Haçlının) emri ile yemek yediği kapıya kurşun sıkmazlardı.) Rahmetli Paşa herhalde unutmuş olmalı ki anılan Balkan Milletleri Batılılar gibi hıristiyandırlar ve daha önceleri böyle bir fırsat geçmiş olsa bizleri bir kaşık suda boğmayacaklar mı idi?
Osmanlının son zamanlarında Trakya’da ki Bulgar mezalimini duymamış olan var mıdır? Bizler unutkan bir milletizdir. Şimdi burayı okuduklarında “demek Bulgarlar mezalim de yapmışlar” diyenlerin olduğunu duyar gibiyim.
Ahmet Cevdet paşadan devam edecek olursak Özetle: ( Bütün bunlardan ziyade memlekette rüşvet almış yürümüş buna bağlı olarak iş başına bunlardan olan ahlâk düşkünleri gelmektedir. Bunların başında da dini nefsaniyetine uydurucu Şeyhülislam tipi gelmiştir. Böyle olunca Yeniçeri nasıl çürümez, Beytülmal (hazine) nasıl suyunu çekmez, saray nasıl entrika yatağı olma, Babıâli, Şeyhülislam garaz fetvalarına kucak açarken Moskof nasıl cangahımıza göz dikmez?
Bu durumda Akçe (para) tedariki için Tunus, Cezayir, Ocaklarından özür kağıdı gelmekte Batılılardan ise nasihat gelmekte idi. En son çare olarak Birinci Abdulhamit’in bütün tebaa’dan altın ve gümüş tedarikine girmiş yani devlet oksijen çadırına alınmış fakat ne yazıktır ki Düveli Muazzama buna fırsat vermemektedir)
Daha evvel işaret edildiği gibi 1768–1774 Rus savaşları sırasında Rusya Baltık Donanmasını Mora’ya (Yunanistan’a) halkı isyana teşvik etmiştir. Maksadı Bizans’ı canlandırmaktır. Ya şimdiki zamanda Rum Patriğini maşa olarak kullanmak sureti ile aynı gaye güdülmektedir.
Devam etmek üzere Hayırlı Ramazanlar.


Sadettin ABAYLI



YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık