Kaya KILIÇ

Kızgınlıkla hareket etmek veya asabiyet


Kaya KILIÇ
17 Aralık 2013 Salı 11:57
Büyüklerimizin söylediği meşhur bir söz vardır. “Öfkeyle kalkan, zararla oturur” diye, nice tecrübelerden sonra söylenmiş olsa gerek. Çok zaman keşke dedirttirir bizlere, çok zaman pişmanlığımızı belli edecek söz dahi bulamayız. Yaşadığımız dünyamızda, özellikle büyük şehirlerde her an bir olumsuzlukla karşı karşıyayız. Akşam eve gittiğinde sadece trafikte tartıştığın veya yaşadıklarını anlatsan/yazsan belki de herhangi bir dizi izlemene gerek kalmaz diye düşünüyorum. Anadolu da yaşayan arkadaşlarımdan birisinin söylediği şu söz hala beni etkiler. Hocam sizin yaşadığınız şehri ben televizyondan seyrederken ihtiyarlıyorum, size Allah sabır versin valla. Aslında bakış acısı olarak öyle, büyük şehirler ve stresli işler insanın ömrünü kısaltıyor veya sağlıksız, hasta olarak hayatına devam ettiriyor. Yaşadığımız bu olumsuzluklar, bu keşmekeş aile hayatımıza da yansıyor ve bu ferah hayatta mutsuzluklar, boşanmalar, ailelerin/çocukların dağılmasına vesile oluyor. Öfke kontrol merkezleri oluşuyor, psikiyatrik vakalar hızla çoğalıyor ve ekonomisi düzgün olursa mutlu olunacak sanılırken; ekonomi insanları daha da huzursuz ediyor maalesef. Dini bir kenara bırakan ve hayatı menfaatleri üzerinden yaşayanlar; menfaattarı kesilince veya menfaattarına, çıkarlarına dokunulunca feryadı figan ediyor ve vay be ne adammış dedirtiyor kendine. Nasıl bir yol bulacağız diyenlere; kendimizi hep kontrol altında tutacağız diyorum. Yaşadığımız yere, yediklerimize, konuştuklarımıza, tarafı olduklarımıza bir bakıp; acaba doğru yerde, doğru insanlarla ve doğru gruplarla birlikte miyiz ona karar vereceğiz derim.
Hep başkalarından sabır beklemeden; yeri geldi mi aynı sabrı ve metaneti bizde göstermeliyiz diye düşünüyorum. Sabrın en büyük silah olduğunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmadan, ihtiyaç olduğunda en çok bizim göstermemiz gerektiğini hatırlayıp; çevremizdekilere ve yakınlarımıza açıkça belli etmeliyiz. Kendimizden kaynaklanan hatalardan, kusurlardan dolayı kimseyi suçlamayıp, acık yüreklilikle özür dileyebilmeliyiz. Hatada insan için deyip; hatamı anlatım, bir daha yapmamak üzere söz verdiğimizi de beyan edip, hak sahibinden özür, HAK TEALADAN tövbe edip, tövbemizin kabulü içinde çokça dua etmeliyiz. Ben yaptım oldu diyenlerin, kabalıkla işini hallettiğini sananların sonunun hep hüsran olduğunu duyuyor, görüyoruz. Bunca örneklemelere rağmen kendimizi tutamayıp; olmadık yerde hem asabiyet yapıyoruz hem de farkında olarak veya farkında olmadan çok kırıcı oluyoruz. Kalp kırmak çok kolay, kalp yapıcı, kalp kazanıcı olmalıyız aslında. Yapıcı olalım, yıkıcı ve kırıcı olmayalım. Unutmayalım ki “keskin sirke küpüne zararmış”, insanın kendine verdiği zararı kimse veremez sözüyle; hem hakka girmeyelim hem de kendimizi perişan etmeyelim. Bu duygu ve düşüncelerle, kalın huzur ve sağlıcakla.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık