İsa DOGAN

Kimine Normalleşme, Kimine Haddini Aşma!


İsa DOGAN
23 Şubat 2011 Çarşamba 06:52


Siyasal normalleşme, uygulanan politikaların toplumlara göre sindirilebilirilik açısından kabullenebilirlik parametresi olarak, görece farklılıklar göstermekle birlikte hedeflenen amaca en yakın olma sürecidir.
Hedef ne?
Daha demokratik ve sosyal bir hukuk devleti.
Hiçbir ödül bedel ödenmeden elde edilemez. Önemli olan bu uzun maraton koşusunda nerede olduğumuzun farkında olmak ve gereken düzenlemeleri gerçekleştirmek.
“Dünya artık soğuk savaş dönemindeki dünya değil”
Bu cümleyi defalarca duyduğunuzun farkındayım ama konunun başlangıç noktası olması nedeniyle iyi bir girizgâhı teşkil ediyor.
Soğuk savaş döneminde “devletçilik” politikası revaçtaydı ve ekonomik olarak dışa kapalı ve özel kesimin etkinliğinin sınırlı olduğu (göz ardı edilebilir), dış politikada “dört yanı düşman” anlayışının benimsendiği. Dolayısıyla askeri etkinliğin ve de gerekliliğin dönemin koşulları gereği tavan yaptığı bir dönemdi.
Kısacası içe dönük, dışa kapalı küçük bir piyon ülke.
90’lardan itibaren başlayan küreselleşme furyası dünyayı tek Pazar haline getirdi. Kamunun ekonomideki etkiliği gittikçe düşerken, özel sektör ülke ekonomisinin (olması gereken) dümenine geçti. Yani sivilleşen ekonomi ile askeri hâkimiyetin etkisi kısıtlandı.
Yani darbe yapmanın maliyeti artı.
Maalesef zihniyet değişimi kolay olmuyor. Zamanla ve hazmedilerek tüm aşamalarıyla her alanda etkinleşmesi gerekiyor. Dünden bugüne darbe yapabilirsiniz ama hakim olan zihniyeti değiştiremessiniz. Başbakan bunun farkındaydı ve süreci iyi takip etti. Önce kendini, sonra etrafını tanıdı. Merdiven basamaklarını sindirerek birer birer çıkarken her adımda ardındakilerinin muhakemesini iyi yaptı. Başörtüsü konusunu dahi iktidarının 6.yılında ağırlıklı olarak gündeme getirdi. Umutsuzluğa düşmedi “kanlı mı olacak, kansız mı olacak” diye isyan bayrağını çekmedi. Çünkü gün geçtikçe Türkiye’nin tüm gerçeklerini görerek, yaşayarak daha fazla öğrendi. Önce “denge” politikasını benimseyip kendini ve politikalarını halkın belliğine işledi. Bir halı dokur gibi, önce bir ilmek, sonra bir diğeri...
Sürecin nereye vardığı çok açık: daha demokratik, daha adil ve askeri vesayetin tasfiye edildiği bir Türkiye.
Evet, buna “Darbe” derler ama askeri değil sivil de değil!
Halk darbesi!
Bu halk 4 seçim ve 2 referandumda mesajını gayet açık bir şekilde iletti.
“Artık huzur bozan senaryolar,ekmeğimi çalan (ekonomik krizler) hırsızlar.....istemiyor”
Ne istiyor halk?
İstikrar ve huzur!
İstikrar ve huzurun olması için herkesin eşit ve güven içinde ekonomik,siyasi,dini,kültürel ..vs faaliyetleri yapabileceği bir ortamın mevcut olması lazım.Askerin sesinin çıktığı yerde bunu sağlayamazsınız.
Soğuk savaş dönemi bitti, artık uyanın!
Güçlü olmak için önce ekonomik büyüme şarttır. Ekonomik büyüme, istikrar ve huzur olmadan olmaz.
Bir siyasal parti tarafından 3 generalin görevden alınmasını “sivil darbe” “intikam” diye yorumlanması hiç de garibime gitmedi. Çünkü kökleri derinlere inen bir hayli yaşlı olan böylesi bir zihniyetten başka bir tepki beklenemezdi. Bir zihniyetin kökü ne ise dalları da o dur.
Ama farkındalar mı bilmiyorum, Böyle değişmez bir üslupla ve kandırmaca söylemlerle asla iktidar olamazlar. Alternatif olacaklarına, Ak partiyi alternatifsizleştiriyorlar.
Sağlık ve afiyetle kalın.
İsa Doğan



YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık