İsa DOGAN

Kaybeden kim?


İsa DOGAN
19 Ocak 2014 Pazar 12:43
Değerli Dostlar,
Farkında mısınız bilmem ama Türkiye’de  devlet  içerisinde bir kavga var ve bu kavganın yansımalarını medyada da açık ve net görüyoruz.
Güya sivil olan bir kesim  medyası ile beraber  alenen siyaset ile uğraşıyor, hükümet ile çatışıyor, ülkenin enerjisini heba  ediyor.
Çok şükür ki, Türk insanının güveni her anlamda yerine gelmiş. Eskiden her rüzgar estiğinde sallanır, fırtınalarda ise dibe vururduk. Sürekli dibe vurmalar öyle sık oluyordu ki, halkın hiçbir şeye güveni kalmamıştı. Bu operasyonu yapanlar  Erdoğan’ı halkın eski hastalıkları üzerinden bir yolsuzluk dalgası ile itibarsızlaştırıp, düşüreceklerini zannediyorlardı.
Ama aradan geçen 11 yıl halkın üzerinde çok şey değiştirdi.
Hain operasyonlar, halkın nezdinde karşılık bulmadı. Bu nedenle de operasyonun arkasındaki medya çıldırmak üzereymiş gibi dengesizce Erdoğan’a ve hükümete saldırıyorlar.
Allah kimseyi şaşırtmasın!
Onlar adına üzülüyorum. Zira hiç istemeden birilerinin arkasına vagon olmak durumunda kaldılar.
Olan halkın gönlünde taht kurmuş  hizmet hareketine oldu. Kaybeden onlar oldu.
Allah rızası için bu yola baş koyanların emeklerini siyasetin dibine kadar bulaşarak heba ettiler.
“Meğer tüm yapılanlar bir hesabın ve planın unsurlarıymış” diye düşünüyor sıradan vatandaşlar.
Ama emin olun,  onlar için sıradan vatandaşların düşüncelerinin önemi yok. Çünkü onlar için önemli olan güç ve makam sahibi olanlardır. Çünkü İçimizdeki Yahudi lobisi böyle oluşur. Onlar için kestirme yoldan halkı by-pas ederek iktidara karşı koymanın tek yolu budur.
Yazık oldu onca yazılan kitaba!
Yazık oldu onca söylenen sözlere!
Biz birilerinin bizim için, bu vatan için dua ettiğini zannederken onlar  kirli işlerle meşgullermiş!
Bugünleri unutmayın!
Çünkü bugün yaşadıklarımız  Türkiye siyasal tarihinde askeri darbelerden daha fazla yer edecektir.
Bizim yargımız  dünyada hiçbir ülkede olmayacak kadar bağımsız ki, siyasete müdahale edebiliyor.
Erkler arasında bağımsızlık var ama bağımsızlıktan daha önemli olan tarafsızlıktır!
Cemaat’e gönül verenleri anlamaya çalışıyorum. Kolay değil, bir anda tüm inandıkları ve güvendikleri şeylerin kaybolup gitmesine inanmak istemiyorlar.
Ancak her geçen gün batağa çekiliyorlar. Kendileri batağa çekilirken ülkeyi de çekmek istiyorlar.
Lütfen  şu sorunu cevabını hep beraber bir düşünelim:
İHH’yı El Kaide ile ilişkilendirmenin kime ne faydası var?
-----------------
Türkiye üzerindeki algı çalışmaları devam ediyor!
İHH üzerinden El kaide ile ilişkilendirilip Türkiye’nin Batı dünyasındaki imajı yerle bir edilmek isteniyor. Tüm bunların bir yapbozun  parçaları olduğunu düşünüyorum. Sanki büyük bir operasyonun öncesinde ön alıcı bir tedbirmiş gibi, meşruluğun zemininin hazırlanması gibi bir çalışma yapılıyor.
İHH üzerinden yapılan operasyonlar, mevzunun dış  odaklı olduğunun en büyük kanıtıdır aslında. Çünkü burada verilen mesaj Türk halkına değil, Batı kamuoyunadır.
Biz gerçeğin ne olduğunu biliyoruz ama bizden uzak olanlar, ne duyarlarsa ve görürlerse –daha doğrusu duydurulur  ve gösterilirse – ona inanırlar.
Onların neye inandığına “bize ne” diyemezsiniz!
İHH üzerinden Türkiye’yi terörü destekleyen ülke olarak gösterme gayretleri olabilir!
Kim ki, bu ihtimale en küçük katkıyı yaparsa, o vatan hainidir.
Çünkü kimsenin bu ülkenin geleceğini dinamitlemeye hakkı yoktur.
Küresel bir dünyada yaşıyoruz ve kimse gerçek anlamda bağımsız  değil. Küresel sistemin sağlıklı işlemesine hepimizin ihtiyacı var.
Küresel dünyada kabadayılık yapamazsınız.
Sadece bankacılık sisteminin işlerliğini düşünürsek –İran örneği gibi- küresel sisteme aykırı hareket edemezsiniz.
Dünya güç denkleminde yeni bir denge oluşuyor. Avrupa’dan ABD’ye geçen güç, tekrar doğduğu yere Asya’ya kayıyor. Bu nedenle artık  alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekiyor.
Bir tarafta gittikçe yaşlanan ve gelişmişliğe ve büyümeye ihtiyaç duymayan AB ve ABD, diğer tarafta tam tersine  yoğun dinamik genç nüfusa sahip ve büyümeye aç bir Asya yer alıyor.
Ve biz de bu iki güç bloğunun tam ortasında yer alıyoruz.
İşte tüm bu kavganın sebebi bu!
Dün bize sırtını dönenler, bugün bizden sırtımızı dönmememizi istiyorlar.
----------
Halkın iradesine ortak bir güç düşünülemez!
Hatırlayın lütfen, 2009 yılında AK Partinin kapatma davasında Türkiye’nin kaderini sadece bir yargıç belirlemişti. O gün eğer bir yargıç “kapatılmasın” demese bugün belki de 90’lı yılların kaos ortamının benzerini yaşıyor olurduk.
Eğer bir ülkenin kaderi sadece bir yargıç’ın iki dudağının arasında  ise, orada Demokrasi değil Juristokrasiden (yani yargıçlar devletinden ) bahsedilebilir.
Bir Savcı veya hakimin görevi sadece kanun maddelerini ezberleyip, birebir tatbik etmek değildir.
Adalet, ezbere dayanan bir olgu değildir.
Bir hukukçu değilim ama adalet için kanun maddelerini ezberlemekten daha önemli olan şeyin insan onuru  gibi kriterler olduğunu ve bu kriterlerin binlerce maddeden daha önemli olduğunu düşünüyorum.
Vicdanı olmayan bir yargıcın adaleti sağlaması mümkün değildir.
Burada önemli olan, kanun  maddelerinin  vicdan süzgecinden geçmesidir.
Bir savcı yada yargıç körü körüne önüne gelen meseleye oluşabilecek sonuçları hesaplamadan bakmamalıdır. Eğer sonuçları binlerce,  milyonlarca insanı etkileyecekse terazinin ayarı nanometrik derecede hassas olmalıdır.
Dolayısıyla yargıya insan yetiştirirken ezber yeteneği olan insanlardan çok analitik yeteneğin öne çıkarılması bence daha önemlidir.
Bir kanun maddesini ezberleyebilirsiniz ama yasaların ruhunu ezber ile  öğrenemezsiniz!
Neticede her türlü menfi sonucun sorumluluğu siyaset kurumuna aittir. Bu nedenle halkın seçtiklerinin üzerinde vesayet kabul edilemez.
Bugün görüyoruz ki, bazı yargı mensupları bu milletin vergileriyle maaşlarını alıp milletin tercihlerine hançer saplıyorlar. Bu kabul edilemez!
Yargının üzerinde  AB’de bir çok ülkede olduğu gibi siyasal bir denetim olmalıdır. HSYK bir yönetme kurulu ise teknik bilgiden ziyade yönetme bilgi ve becerisi ön planda olmalıdır. Bu nedenle bu kurulun yapısı sadece hakim ve yargıçlardan değil, farklı nitelikli kişilerden  de oluşmalıdır.
Hiçbir güç denetimsiz olmamalıdır!
Çünkü denetilmeye muhtaç olmayan sadece Allah’tır.
-------
Herkesin aklının karışmasının  nedeni nedir?
Dün savunduklarımızın bugün ihanet içinde olduklarını görmek kendimizin konulara  ne kadar da tek pencereli baktığımızın acı bir dersi oldu.
Meğer Hanefi Avcı haklıymış da biz inanmak istememişiz!
Meğer gerçekten sahte belgeler üretiliyormuş da biz inanmak istememişiz!
Meğer birileri askeri vesayeti sivil siyaset için değil kendi vesayet egemenliği için ortadan kaldırmışlar!
Meğer dostluğumuzu, yüreğimizi kendi çıkar ilişkilerinin dayanak noktası yapmışlar da haberimiz yokmuş!
Görmedik, göremedik, gönlümüz görmek ve inanmak istemedi kurulan tezgahlara, oynanan adi oyunlara!
Şu cemaat var ya, bizi tam yüreğimizden yaraladı.
Yazıklar olsun size!
Yazıklar olsun!
Beddua edilmeye dahi değmezsiniz!
-----------
Size operasyonların ekonomik esaslı hedeflendiğinin başka bir kanıtını arz edeyim:
Fed’in 10 milyar Dolar tahvil alımı azaltma kararı ne zamandı?
18 Aralık!
Eğer 17 Aralık operasyonuyla beraber  cemaat ve merkez medyası  operasyonları kaos senaryoları üzerinden lanse etmeselerdi, Borsa  zaten belli bir dereceye kadar Fed’in kararıyla düşecekti, Dolar ve Euro yükselecekti.
17 Aralık ve akabinde planlanan 25 Aralık operasyonları ile FED’in tahvil alım kararları piyasalarda bir paket halinde değerlendirildiği için düşüş sert oldu.
Peki Kur’daki dalgalanmanın nedeni paranın dışarı kaçması mı ?
İşin tuhaf yanı, FED’in kararına  ve operasyonlara rağmen içeriden dışarıya dönük para çıkışı piyasalardaki düşüşle hiç orantılı değil. Hatta ilişki kurmak dahi mümkün değil.
Peki, o halde döviz nereye gitti?
İşte işin en ilginç yanı da bu soruda yatıyor!
Dövizi alanlar içeriden birileri!
Peki, bu tuhaf değil mi?
Yabancı yatırımcılar aptal da bizimkiler mi akıllı?
“Birilerinin olacaklardan haberi vardı”  demek aslında bu sorunun en doğru cevabıdır.
Ben ortalığı toz duman edeyim sen de içerideki parsayı topla!
Kim bu parsayı toplayanlar?
Bunun cevabını bilenler, operasyonun şifrelerini de çözerler!
------------
Yolsuzluk yapıyor dedikleri hükümet, bu ülkeye tarihinde görmek zenginliği sağlamış!
Erdoğan’ı iktidardan indirmek isteyenler ikinci bir Erdoğan bulmalılar.
Diyelim buldular,   yine onlar için çıkmaz sokak demek olur.
Kuklaları bu halka beğendiremezsiniz!
Bu halk 80 yılda neler çektiğini unutmadığı için Erdoğan’ı çakalların önüne atmaz!
Yolsuzluk yapıyor dedikleri hükümet, bu ülkeye tarihinde görmek zenginliği sağlamış.
Yolsuzluk yapıyor dedikleri hükümet, bu ülkenin  tarihinde görülmedik derecede  bütçe açıklarını düşürmüş.
Bu kadar tutarsız çamur atarsanız kendiniz lekelenirsiniz!

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık