İHANET


22 Haziran 2012 Cuma 06:47
Bu yazıya bu başlığı Sayın Erdal Sarızeybek’in “İhaneti Gördüm” adlı kitabını<tekrar> okuduktan sonra karar verdim. Bu arada sayın Sarızeybek’in de değindiği gibi; “ihanet nedir? <aldatmak mı, arkadan saldırmak mı, görüp de görmezden gelmek mi, bilip de gerçeği haykırmamak mıdır yoksa birilerini yalanlarla oyalamak mıdır veya birilerine gerçek yerine duymak istediklerini söylemek midir yoksa aman bir mesele çıkmasın kabilinden ses çıkartmamak mıdır?>
PKK bazılarının çıkarları doğrultusun da palazlandırıldığı, “Çekiç Güç”le de iyice geliştirildiği gerçeği kimilerince bilinmesine rağmen örtbas edilmiş, gizlenmiş“ne olacak üç beş çapulcu” denilerek “yılan küçükken başının ezilmesi” engellenmiştir. Şırnak saldırılarından birinde 19 Şehit verilmiş ve zamanın Cumhurbaşkanı Özal burayı ziyaretinde Sayın Sarızeybek’e bu “üç-beş” çapulcuların ne yönden geldiği konusunda bilgi alır. “İran topraklarından geldiklerini öğrendiğinde <emin misiniz?> hatta İran sınır karakolundan onları koruma ateşi bile açıldı. Ben gelen uçaklara bu karakolun koordinatlarını vermeme rağmen uçaklar ateş etmeden döndüler. Özal ise“ben olsaydım ateş ederdim” demesine rağmen İran’a  <<müzik notası>> bile verilmemiş hatta tekrarlanan saldırılarda da ses çıkartılmamış. Özal’ın “ben olsam ateş ederdim” sözü havada kalmıştır. Daha sonra Sayın Demirel zamanında da saldırılar devam etmişse de aman aramız bozulmasın babından “şehitler” vermeye devam edilmiştir. Irak da Askerimizin başına “çuval geçirilmesi” sonucunda Sayın Başbakan “ne notası müzik notası mı?” demişti ya, ama Suriye meselesinde ise Kasımpaşalılığı tutmaktadır. Özal zamanı İçişleri ve Savunma bakanlarının verdikleri demeçler ortadadır. Jitem’in yapmış olduğu istihbarat değerlendirilmemiş. Hatta buna istinaden JİTEM Komutanı Binbaşı Cem Ersever 1993 de bunun üzerine “Üçgendeki Tezgah”ı yazmak zorunda kalmıştır. Denilmekte.
Bu günde aynı minval üzerinden devam edilmiyor mu? Hükümet Suriye ye gösterdiği ataklığı topraklarımıza yapılan saldırıları yolgeçen hanına çevrilen hududumuz için yapılan hiçbir şey yok, sınırımıza çok yakın olan bu saldırganların kamplarına “sapan” menzili denilecek kadar yakın olunmasına rağmen hiçbir şey yapılmamaktadır. Bu şartlarda bu terör belası biter mi? Suriye’nin iç işlerine karışırız, ona kabadayılık yaparız ama iş teröre geldiğinde bu kadar “şehide”, bu kadar bombalara ve harcamalara rağmen onlara “genel af” bile çıkarabiliriz. Bu da herhalde “ileri demokrasi” gereğidir.
Özal’la başlayan Barzani ve Talabani’ye terörün ihale edilmesi “bir Kürt kedisi bile vermem” diyenlere yine ihale edilmektedir. Bakın yine Sayın Sarızeybek’ten ilginç bir açıklama<<Bingöl de bir terör saldırısı neticesinde kaçtıkları yerler İran veya Irak tarafına teröristi takip edip tepelenmektense komutanlar resen emekliye sevk edilmişlerdir. Neden, baskına uğramaları mıdır? >>şayet onların baskına uğramaları bir kabahatse “istihbarat ve MİT “ neden suçlanmaz bu gibi olacakların istihbaratını yapamayan bir istihbarat örgütü ne diye tutulur ki? 
Apo yakalandıktan ve ifadesi alındıktan sonra yayınlananlardan öğrendiğimiz zaten bilinen şeyler. Yine Sayın Sarızeybek’ten  <<peki ya bilmediklerimiz, kaçakçılık organizasyonu, iç dış bağlantılar, kuryeler, kasalar, aracılar.>> Şayet bunlar biliniyorsa neden üzerlerine gidilmez yok bilinmiyorsa işte Apo orada sorulsun içeride ve dışarıda olan bağlantılar yakalanarak gereken yapılmalıdır.
Bütün bunlar ve dahası sayın Nevzat Bölügiy’ın  “Özal Döneminde Bölücü Terör”  ve Burada alıntılar yaptığım sayın Erdal Sarızeybek’in “İhaneti Gördüm” adlı eserlerini okumanız gerekmektedir. Ve de kendinize neden nasıl diye de sormalısınız.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık