FİNANS, FİNANSAL PİYASALAR VE KAYNAK TEMİNİ


20 Mart 2012 Salı 12:09
 
Finans dendiğinde ilk akla gelen para veya parasal işlemlerdir. Finansman ise üretim, yatırım, satış gibi faaliyetinin yürütülmesi için gerekli kaynağı sağlama işidir.
 
Gerek bireylerin hayatlarını idame ettirmesi ve gerekse kurumların faaliyetlerini sürdürmesi açısından finansmanın yeri tartışmasız çok önemlidir.
 
Günümüzde finansmana erişmek eskiye nazaran çok da zor değildir. Ancak kaynak temin maliyeti mali ve ekonomik güce bağlı olarak düşük veya yüksek olabilmektedir.  Eğer ekonomik performans iyi ise fiyatlama açısından pazarlık gücünüz de iyi demektir. Ekonomik gücünüz zayıf ise kaynak ihtiyacınızın şiddeti fazla ise risk priminiz de yüksek dolayısı ile yüksek faizle borçlanacaksınız demektir.
 
Finansmanda kaynak kullanıcıları üç grupta değerlendirmek mümkündür. Bunlar bireyler, kurumlar/şirketler ve devletlerdir. Burada en önemli faktör devlet yani kamu borçlanma gereğidir. Kamunun borçlanma ihtiyacı ne kadar yüksek olursa bireylerin veya özel sektörün kullanacağı kaynak o kadar az olacak,  arz-talep kuralı gereği kaynak maliyetleri de artacaktır. Tam tersi olursa özel sektörün kullanacağı kaynak daha fazla olacaktır. Özel sektörün daha ucuz maliyetli ve daha fazla kredi kullanması üretim-istihdam ve kalkınma olacaktır. Uluslar arası piyasalarda daha rekabetçi olunabilecektir.
 
Finansmanın dış piyasadan sağlanması vade ve maliyet açısından müspet görülmekle birlikte nereye ne kadar borçlanılması gerektiği de iyi analiz edilmelidir. Yurt dışından fazla borçlanılması, hele de yüksek faizlerle borçlanılması bir süre sonra borcun çevrilmesi veya faizlerin dışarı transfer edilmesi ekonomiler üzerinde olumsuz etki yapabilmektedir.  Yani borçlanmada risk primi artırabilmektedir. Ülkemizin son zamanlardaki yurt dışı piyasalardan sağladığı kredilerin faiz oranı büyük ekonomilere sahip çoğu ülkenin altında olduğu da bir gerçektir.
 
Bir ülkenin nereye kadar borçlanması gerektiği konusunda Maastrich kriteri bulunmaktadır. Maastricht kriterlerine göre borçlanma seviyesi (Toplam Kamu Borç/GSYİH) %60’ı geçmemelidir.  Bu gün birçok AB üyesi ülkelerin borçlanma oranı bu seviyenin çok üzerindedir. Başta komşumuz Yunanistan’ın borçlanma oranı %128’dir. İtalya, Portekiz vs. bunların da borçlanma oranı oldukça yüksektir.  Ülkemizde disiplinli bir bütçe uygulamaları ile bu oran %40’lar düzeyindedir.
 
Kanuni Sultan Süleyman’ın  söylediği şu veciz sözü de söylemeden geçemeyiz.; “Bugün borç alan yarın emir alır”.
 
Küresel ekonomide rekabet vaz geçilmez bir unsurdur. Rekabet edilebildiği ölçüde piyasada tutunmak, yenilikleri takip etmek ve güncel kalmak mümkün olmaktadır.  Bunun için de firmalar finansman tekniklerini iyi kullanmaları gerekmektedir. Kalifiye eleman istihdamı, eğitim, stoklama/depolama, araç gereç alımı vs. Bunun dışında fiyatta ve vadede de rekabetçi olmak.  Bunların her biri sermayeye dayalı yatırımlardır
 
 
Bir ülkede fon arz edenler ile bu arz edilen fonları talep eden kesimler vardır.  Bunlardan birincisi fon fazlası olanlar, ikincisi ise fon açığı olanlar yani yatırımcılardır.  Fon arz edenler belirli bir getiri karşılığında sahip oldukları fonları belirlenen vadede dahilinde kullanıma sunmaktadırlar. Fon arz edenler ile fon talep edenlerin buluştuğu piyasayı süreye bağlı olarak ikiye ayırmaktayız Eğer arz edilen fonların vadeleri 1 yıl ve daha küçük ise para piyasası, 1 yıldan daha büyükse sermaye piyasasıdır.
 
Para piyasasında en etkin kurumlar ticari bankalardır. Sermaye piyasasında ise özellikle halka açık şirketlerin hisse senedi ve tahvil ihracıdır. Ancak günümüzde eskiye nazaran faizlerin düşmesi, geleceğin daha öngörülebilir olması nedeniyle ticari bankalar da sermaye piyasası işlevini görmektedirler.  
 
Birçok özel ve kamu kurum ve kuruluşlar kaynak çeşitliliğini artırmak, vadeyi uzatmak ve daha düşük maliyetle kaynak sağlamak amacıyla bono ve tahvil ihraç etmektedir.  Bazı şirketler hisselerinin bir kısmını İMKB’de halka arz ederek kendileri açısından ucuz ve uzun süreli kaynak sağlarken sermayenin tabana yayılmasına ve tasarrufların buralara yönlendirilmesine katkı sağlamış olmaktadırlar.
 
Kaynakların kullanımında aktifin niteliği çok önemlidir. Ne tür bir ihtiyaç var,  ne tür bir vade ile iyi netice alınır onu iyi tetkik etmek gerekir. Finansmanın niteliğini belirleyici unsur aktifin niteliği olmalıdır.  Bir proje kredisi ise vadelerin daha uzun,  işletme sermayesi ise daha kısa olmalıdır.  Kısa vadeli bir finansmanla uzun vadeli bir yatırımın yapılamayacağı gibi kısa vadeli ihtiyaçlara da uzun vadeli kaynak kullanılmamalıdır. .Burada aktif ve pasif yönetimin önemi ortaya çıkmaktadır. 
 
Günümüzde sermaye ülkeler arasında serbest dolaşmaktadır.  Karlı ve güvenli ülkeleri tercih etmektedir. Her ne olursa olsun,  borç para bulunur ama asıl olan üretmek, katma değer yaratmak ve ihraç etmektir.  Üretim olmadan artı değer olmaz, üretim olmadan zenginlik olmaz.
 
Saygılarımla,

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık