Kaya KILIÇ

En ucuz bahane


Kaya KILIÇ
4 Temmuz 2011 Pazartesi 15:59
Hani bir şaka vardır aramızda yaparız ve adına da mütevazilik deriz. Nedir dediğiniz bu şaka; “Ben kendimi hiç düşünmem, ne yaparsam halkım için yaparım” diye. Bizler de inanırız buna, ha ha ha, tabi ki hayır, bırak inanmayı üstüne üslük bir de alay ederiz. Memleketin en “enleri” yani mükemmel insanları, konuşurlarken kendilerini hiç öne çıkarmadan konuşurlar. Korkakların korkudan bağırdıklarını, haksızların kendini haklı çıkarmak için sesini yükselttiklerini ve tembellerin çalışmadan hak aramak için eylem yaptıklarını söylerler. Değneğin ucu birazcık kendilerine değsin bakalım soluğu nerede alıyorlar veya bağırmanın hangi boyuta çıktığını görüyorlar. Atalarımızın bize armağanı sözleri ne güzel diyesi geliyor ve diyoruz, “iğneyi kendine batır çuvaldızı başkasına” acıyı azıcık hisset bakalım böyle konuşuyor veya söylenebiliyor musun?
Korkusuz, kuşkusuz ve kimseye zarar vermeden insani bir biçimde yaşamak istiyoruz. Böyle bir serzenişte neden bulundun diyorsunuz. Bir arkadaşımız bulunduğu bir ortamda, benimde bir fikrim var dedi ve olan oldu. Sen kimsin de böyle konuşuyorsun, sen basit bir işçisin, ancak dinlersin ve tamam efendim dersin. Tabi efendim demekten başka bir diyeceği olamayan insanın; hayır ben bu konuda sizin gibi düşünmüyorum deme şansı var mı? Yok, olan bir mevzuda daha ne zaman fikir yürütebilirsiniz ki? Bu soruları daha da çoğaltabiliriz ama gerek yok diye düşünüyorum. Akıllı olmak, bir yere seçilmek veya zengin olmak değil sanırım.
Fil hikâyesini hepimiz biliriz. O meşhur hikâyede hocanın iki fil istemesi gibi bazen zararı bize dokunsa da ikinci fili istemeden başka bir çare düşünemiyorsunuz. Maalesef kendinizi bir anda o konumda buluverince, siz de şaşırmış bir durumda hiç de hesap etmediğiniz ya da düşündüğünüzün tam tersi durumlarla karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Bu böyle, ama her durumda vardır bir hayır deyip beri çekilmeli ve olacakları seyretmeli bence… Siz buna ister menfaat, ister mecburiyet isterseniz de elimiz mahkum deyin, karşınızdaki muhatabınız sizi anlamak istemiyorsa; ancak hocanın istediği gibi, fil iki olsun diyebiliyorsunuz.
Kendi ortam ve çevrenizde itibarınız ve sözünüz geçse bile birilerinin yanında, siz ancak dinleyecek ve olacaklara evet diyebilecek haldesinizdir. İşin ehli olmanız bile bir şey ifade etmiyordur. Siz ancak birilerinin kısıtlı imkânlarıyla yaptığınız iş veya eylem kadarsınızdır. Tanıdık veya akraba yardımı olmadan da kendinizi gösteremeyip, bir kenarda kalakalıyorsunuz. Sonunda sizi keşfeden/bulan birisi de oldu mu? “ya o bizim sümüklü falanca değil mi?” Anlayamamışız demekten öteye varmıyor. Anlaşılır ve anlayanların ortamlarının çok olduğu günlerin özlemi ve dileği ile kalın huzur ve sağlıcakla.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık