İsa DOGAN

Dünyanın en büyük silahı “Dolar”dır


İsa DOGAN
6 Aralık 2012 Perşembe 05:36
SORU:
Tüccar Johnny’in  mallarının kar marjı %50.
Tüccar  Johnny’in   100 TL  tasarrufu  var. Piyasa durgun mal satamıyor.
Tüketici Mehmet’in ise  zorunlu tüketim harcamalarının dışında  tüketecek  geliri yok, zar zor geçiniyor.
Johnny  100 TL tasarrufunu Mehmet’e  yıllık  % 25  faizle  borç veriyor. Mehmet de  bu parayla  tüccar Johnny’in  ihtiyacı olan malları 100 TL’ye alıyor.
Bu durumda tüccar Johnny  ne kadar kazanç  elde ediyor?
CEVAP: Mal satışından 50,-TL + Faiz Geliri 25,-TL =75,- TL  +  borca bağımlı Mehmet
Gariban Mehmet  bu borcu ödemek için de borç alırsa durum dayanılmaz boyuta ulaşacak ve sonunda borca bağımlı hale gelecek.
Bu soruyu sormamdaki amacım şu:
Batı ekonomileri ne zaman durgunluğa girseler dünyanın geri kalan ülkelerine ucuz para akını başlar. Nedeni sizi sevdiklerinden değil, sizin tüketiminizi artırmak içindir. Bu sayede ürünlerine yeni pazarlar açarlar.
Küreselleşmiş yeni dünya düzeninde egemen toplulukların mallarını satabilmeleri için önce kendi  kültürlerini sonra da ürünlerini satın almanız için paralarını (Borç olarak) empoze ederler. İşte gerçek manada küreselleşme  budur:  Sizi  tüketim anlamında  kendilerine eşitlemek ve borç batağına sürüklerken, pazarınızı da kendi ürünlerine uyarlarlar. Siz onlar gibi olmaya özendikçe  hep daha çok tüketirsiniz. Onların şampuanlarıyla yıkanır, pantolonlarını giyer, müziklerini dinler, arabalarına biner, hatta onlar gibi konuşur ve sonunda dünürsünüz.
1970’lerin sonlarına doğru Batı ekonomileri krize girince “petrodolarlar” ucuz  faizle gelişmekte olan ülkelere yöneldi. Maksat bu ülkelerin ithalat yapacak kadar dövize sahip olmalarını sağlamaktı. Sonrasında patlayan petrol krizi (1979) ve buna mukabil petrol ihtiyacını karşılamadaki güçlükler nedeniyle  daha fazla dolar’a ihtiyaç duyuldu. Borç sarmalı büyüdükçe faizleri ödenemez duruma geldi ve yine IMF’ye ekonomiyi teslim etmek durumda kalmıştık.
Dünyanın en büyük silahı “dolar”dır!
Kim ne derse desin, ABD için ana güç dolar’dır geri kalan enstrümanlar Dolar’ın  politika araçlarıdır.
Örneğin: Petrol fiyatları arttığında en çok kim kazanıyor?
Petrol, Dolar ile satılıyor.
Fiyatlar arttıkça dünyanın Dolar’a ihtiyacı da artıyor. Bunu karşılamak için Dolar basılıyor.
Petrolden elden edilen kazançların büyük kısmı  Amerikan bankalarına akıyor (Petrodolarlar).
Yanı başınızdaki komşunuzdan petrol almak için Dolar’a ihtiyacınız var. Yanı başınızdakine mal satmak için de Dolar istiyoruz.
Görüldüğü gibi dünya  “Dolar” ile yönetiliyor.
 
---------------------
 
MUHTEŞEM YÜZYIL DEĞİL MUHTEŞEM HAREM!
Tarihin de mahremiyeti olmalı!
Toplumun ahlakını, değerlerini, düşünce yapısını  etkileyen ana bileşen tarihidir. Tarihimize bakarken kuru bilgi gözüyle bakarsanız göreceğiniz sadece savaş ve renkli coğrafi sınırlar olur.
Oysa tarihin esas içeriği savaşlar ve sınırlar değildir. Tarih,  kültürel,ekonomik,siyasi,bilimsel..gibi bir çok farklı bileşenden meydana gelir.Siz yatak odasına bakmayı tercih  ederseniz  topluma yatak odası üzerinden  tarihi empoze etmiş olursunuz.Tarihi şahsiyetleri sıradan romanlar gibi kurgulayıp,sahneleyemezsiniz.Çünkü  yaptığınız şey sanat değil tarihi saptırma olur.Velev ki sizin maksadınız masumane olsa da tarihi yansıtmanın sorumluluğu çok daha ağırdır.
Evet, bu bir dizi ve senaryonun izleyiciyi ekrana bağlaması için kurgulanması gerekiyor. Ama tarih reytinglere  meze yapılmamalı. Herkesin birey olarak mahremiyeti gizlidir. Peki ya tarihin?
Tarihin mahremiyeti aynı zamanda toplumun da mahremiyeti değil midir?
-----------------
GÜL ile ERDOĞAN  arasındaki  diyaloglar   medyanın yeni siyaset üretme alanı oldu. Geçmişte ikili arasındaki ilişkiler  bu kadar  ayırt edilmezdi. Bugün muhalefetin  çoraklığından dolayı medyanın siyaset üretme kaynağı oldu.
Muhalefet, farklı görüşlere  “çatlak var” diye bakarken aklıma aynı görüşlerde olsalardı  tek ve sabit fikirlilikten neler düşünürlerdi diye geçmedi değil.
Farklı düşünmemek siyasetimizin en eksik tarafı değil miydi?
İnsan robot mu ki, içgüdüleriyle hareket eden bir canlı mı ki tek ve grup haline aynı düşünüp, hareket etsin?
Biri siyaseten sorumlu, diğeri sorumsuz. Elbetteki  bazen farklı düşünecekler.
Kıyafet serbestliğine sapıklık gözüyle bakan bir zihniyetin farklı görüşlere çatlak gözüyle bakması hiç de garibime gitmedi doğrusu.
----------------
Aynı kıyafeti giyersin derler ki" tek tipçi" , farklı kıyafetler olsun dersin o zaman da "kıyafet rekabetinden psikolojik sorunlar çıkar "derler.
Sırf muhalefet olsun diye bu ne saçmalık!
Öğrencilere referandum yapsanız %90 kıyafet serbestliğini seçer. Bu, bu kadar açıkken bu nasıl bir şekilcilik merakıdır anlamadım.
Vay efendin laikliğe saldırıymış bu. O zaman Batı’da  laikliği çoktan meze yapmışlar da haberimiz mi yokmuş  bizim.
Her öküzün altında buzağı aramayı bırakın artık!
Paranoyalarınızdan kurtulun artık!
İşte yıllarca bu millete böyle laiklik safsatası yaptığınızdan dolayıdır ki millet laiklik kelimesinden illallah demiş.
 
Batı'da üretilen entelektüel kavramlar bizde çarşı pazarın konusu oluyor. Milleti temsil ediyorsanız biraz da milleti anlamayı deneyin.
Yeter bu kadar saçmalık!
Sağlıcakla kalın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık