İsa DOGAN

Devletin çok taraflı alan hakimiyeti Kürt sorununu çözdü. Şimdi sıra terör sorununda


İsa DOGAN
13 Ocak 2013 Pazar 09:03
Değerli Dostlar,
Ülkemizdeki terör sorunun bitiş noktasına doğru geldiğini sizler de hissediyor olmalısınız. Dün konuşulmayanlar bugün konuşulur ve yazılır oldu.
Bu aşamaya nasıl gelindi?
Özellikle son 1-2 yıllık askeri ve istihbari başarının gözden kaçırılmaması gerekiyor. Alandaki başarı meseleyi masaya iten en önemli etkendir. Askerin kendi işine dönmesi siyasetin kalitesini de artırdı. Terörle mücadelenin yöntemleri önemli oranda değişti.Bu değişimin olumlu sonuçlarını da son 1-2 yıldaki operasyonel başarılarda gördük ve de görmeye devam edeceğiz.
Emin olun ki, eğer geçmiş dönemlerdeki gibi askeri ve istihbari zaafiyetler şu son 1-2 yılda da devam etseydi bugün çok daha farklı şeyler konuşuyor olacaktık. Devlet reform yaptıkça, açılamaz görünen kapıları açtıkça artan terör eylemlerinin nedenini iyi düşünmek  ve analiz etmek lazım. Artık siyaset alanında siyasetçiler, güvenlik  alanda asker ve polis tam anlamıyla alan hakimiyeti kurmuş durumda.
Bizdeki terör sorununu İngiltere ve İspanya örnekleri üzerinden değerlendirmeyi de yanlış buluyorum. Çünkü bizdeki sorunun, tarihi, sosyolojik, siyasi ve iktisadi nedenleri bu örneklerle örtüşmüyor. Benzer yanları var ama aynı çözüm yöntemleri ile çözülmesi mümkün değil. Farklı coğrafyalarda yaşanan görünüşleri aynı içerikleri farklı sorunları aynı kefeye koymak kolaycılıktır. Çünkü hastalıkları  farklıdır ve aynı reçeteyi uygulayamazsınız. Benzer yönler için öneriler alınabilir ama birlikte düşünülmemesi sorunun esasını anlamak için önemlidir.
Bizdeki terör sonunu 1.Dünya savaşından sonra parçalanan Osmanlı’dan ulusal bir devletin çıkışıyla başlar, iktisadi, sosyal ve kültürel geri bırakılmışla devam eder ve  sorunun uluslararasılaşmasıyla bugüne kadar gelir.
Orada yaşayan kürt vatandaşlarımız var. Eğer bunu kabul ediyorsak ki etmek zorundasınız. O zaman oradaki bu toplumsal yapının bizim zaafımız mı, yoksa zenginliğimiz mi olduğunu iyi düşünmeliyiz. Uluslararası Ligde bu yapı bugün  bizim zaafımız olarak duruyor. Çünkü  devlet  oradaki yapıyı görmezden geliyordu. Oysa en az bin yıllık beraberliğimiz  zaafımız değil zenginliğimiz olmalı. Batı’dan kopya çekilen ulusalcılığın bizim coğrafyamızdaki motifleri farklı olmalıydı, kolaya kaçıp aynen kopyaladık. Kendi aklımıza ve  tecrübemize değil Batı’nın  gözlerinden görmeye, beyninden düşünmeye çalıştık. Bugün ise  bu bakış açısının yarattığı barajları yıkmaya çalışıyoruz.
Her şeye rağmen terör örgütü  geniş  toplumsal  taban oluşturamadı ve içinden çıkılmaz noktaya geldi. Artık Kürt sorunundan bahsetmek yerine bugün terör sorunu diyoruz. Kürt vatandaşlarımızın uluslararası desteğe rağmen teröre destek vermediğini  görüp ve anlamak lazım. Bardağın boş tarafından terörü görüp dolu tarafından bu tarihsel bütünlüğü ihmal etmek olmaz.
90’lı yıllardaki Kürt sorununu bugünle kıyaslamak dahi abes iken, hala o günlerden psikolojik takıntıları olanların  bugünleri heba etmeye çalışması da  dün ve bugün arasındaki  travmatik sürecin ilginç bir örneğini oluşturuyor. Bu tıpkı bir babanın oğluna mirası gibi kan davasını andırıyor. Bu coğrafyanın da sorunlara bakışı maalesef böyle.
Devlet sadece terörle değil, cahillikle de mücadele etmeli. Çünkü insanı kan davası derecesinde güdüleyen şey aklını, fikrini kullanmamasıdır. Cahilliğin olduğu yerde cefa vardır, fakirlik vardır. Cefa ve fakirliğin olduğu yerde  boş şarjörlere mermi olacak insanlar vardır. İşte bu yüzden çok taraflı mücadele gereklidir. Bugün gelinen noktada   çok taraflı mücadelenin  başarısı yatmaktadır. Devletin çok taraflı mücadelesi  terörü anlamsızlaştırmıştır. Yol, okul, su, elektrik yok diyorlardı, yapıldı. OHAL’i istemiyorlardı, kaldırıldı. Kürt kimliğinin inkar edildiğini, Kürtçe konuşulmasının dahi yasak olduğunu söylüyorlardı, bugün TRT’de dahi Kürtçe kanal var....
Türk  halkıyla problemi olmayan Kürt halkının tüm bu yapısal sorunlar çözüldükten sonra bambaşka hayallere koşacağını düşünmek bin yıllık gönüllü birlikteliği görmemezlikten gelmek olur.
Devlet Kürt halkına yaklaştıkça terör örgütü Kürt halkından o kadar kaçıyor ve uluslararası güçlerin taşeronu haline geliyor.
Bugün terör sorunu üzerinden  müzakere yapılıyor, Kürt sorunu üzerinden değil. Çünkü BDP Kürt halkının değil aslında terör örgütünün temsilcisidir. Bunu söylerken BDP’ye oy verenleri terörist ve terör yandaşı olarak görmüyorum. BDP sadece Kürt vatandaşlarımızı Kürt sorunu üzerinden kullanarak siyaset yapan bir parti. Dünyanın neresinde olursa  olsun  etnik kimlik üzerinden yapılan siyaset az da olsa mutlaka karşılığını bulur. Bu, siyasetin en kolay yoludur. Bu sayede sınırlarını ve sorumluluklarını dar tutarsın. Bu  yüzden bu BDP benim amcamın Kürt gelininin, arkadaşımın eşinin, ..temsilcisi değildir.
Kısacası, devletin çok taraflı alan hakimiyeti Kürt sorununu çözdü. Şimdi sıra terör sorununda.
Sağlıcakla kalın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık