DEMOKRASİ!


11 Ocak 2012 Çarşamba 09:07
Demokrasi denince galiba biz sonsuz özgürlük anlamaktayız. Hürriyetler öyle sonsuz değildir. Senin hürriyetinin sınırı başkalarının hürriyetini kısıtlamasıyla biter. Demokrasi de hukuk da herkese lazımdır. Bu gün birileri bu meselelerden muzdaripse yarın senin meselen olmayacağını kim garanti edebilir. Bakın, müsaade ederseniz 1970’lerin başlarında başımdan geçen bir hadiseyi aktarayım.
Kadıköy/ Koşuyolu arasında çalışan dolmuşlar grev yapmışlar zam istemektelerdi.  Mevsim kış hava da gayet soğuk durakta kuyruk epey uzamış bekliyorduk. Trafik polisleri servis otobüslerinden orada boşalanlara bindirerek gönderiyorlardı.  Benim yanımda yaşlıca bir beyefendi, çok önceleri Karaköy / Takim arasında çalışan dolmuşlar da buna benzer bir grev yapmışlar onu anlatıyordu. “50 Kuruş olan güzergâh, dolmuşçular 100 kuruş istemekte, belediye ise 75 kuruş vermektedir. Bunu kabul etmeyen dolmuşçular. Önceleri Cihangir’e kadar 50 kuruş, oradan da Taksime devam ederek, “aynı yolcular aynı araçla” Taksim’e 100 kuruş ödemekteler. Belediye bakar ki dolmuşçuların istedikleri paraya geliyor. İster istemez 100 kuruşu kabul eder. Yaşlı bey anlatmaya devam ediyor. Sabah ajanstan (haberlerden) belediyenin zammı yani 100 kuruşu  kabul ettiğini dinlemiş sevinmiş fakat Karaköy’de durağa geldiğinde bakmış ki kâhya ve şoförler “Cihangir, Cihangir..” diye bağırmaktalar. Adam haydi, haydi efendi oğlum bak ajanslarda söyledi. Belediye istediğiniz ücreti kabul etmiş, artık direk Taksim’e gitmeniz gerekir değil mi ya? Şoförler şöyle derler “Bey amca devlet adamlığı onu gerektirir ki benzine, parçaya elhasıl her şeye şu kadar zam yapılırken bizim haklı isteklerimizi göz ardı etmişlerdi biz de bir yolunu bularak yani önce Cihangir’e ardından da Taksime devam ederek istediğimiz paraya getirdik. Yani kolay paraya alıştık. Şimdi başta da söylediğim gibi devlet adamlığı bunu baştan görerek avamı (halkı) buna alıştırmamalı idi.” Yaşlı beyefendinin hikâyesi burada bitiyor. Bizim bundan çıkartmamız gerekenler yok mu dersiniz?
Şayet sizler gayrimeşru yollara tevessül ederseniz. Başkaları da sizleri örnek göstererek aynı yollara tevessül ederler. Bu konuda Nasrettin hocanın bir hikâyesi de var bakın “Hoca bir gün elinde baston sokakta bir fareyi kovalamaktadır. Bu hali gören komşular. Hocam hayırdır, ne diye sokakta fareyi kovalıyorsunuz? Hoca bu meret dün gece sakalımdan geçti de ondan, diye cevap verdiğinde komşuları; aman be Hoca ne var bunda fare bir defa sakalından geçmişse? Hoca bre gafiller YOL olmasından korkarım. Diye cevaplamıştır.
Evet, şimdi mühür sende olabilir. Fakat senin orada ilelebet kalamayacağına göre!.. İğne çuvaldız öz deyişini bilmeyen yoktur. Bütün bunları da göz önüne alarak, sıcağına dayanacağın kadar cehenneme odun taşı, derler. Sonra bilhassa idarecilerin söylediklerine çok ama pek çok dikkat etmeleri gerektiği sayın Arınç’ın “Ne isterlerse vereceğiz sözü BDP, teröristin babasının ve Baydemir gibilerin de gemi azıya aldırdığı gün gibi açık değil midir? Sonra malum ölen 35 kişi (Allah Rahmet eylesin) onlara tazminat verilecekmiş. Soruşturma yapılmamış, getirdikleri mazot denmekte ama kimlere bunlar tespit edilmemiş, tazminattan bahsediliyor. Terör güzergâhında ne işleri varmış? Diyen yok, oralar terör örgütü tarafından denetlenmekte ise bunlar nasıl oralarda rahatça dolaşmaktalar? Bunları soran yok. Bu konun uzmanları ve oralarda nöbet tutanlar “nöbet esnasında geceleyin sınırdan BABAN dahi gelse vurursun” çünkü o taraftan gelenin hem de gece vakti, sana kast edeceği varsayımını da unutmayalım.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık