Kaya KILIÇ

Bütün sayfaların başına siyah bir kalemle; ben bir şeyden anlamıyorum yazdım


Kaya KILIÇ
24 Ekim 2011 Pazartesi 11:40
Herkesin tutuğu bir defter, ajanda vs. vs. notları vardır veya günlükleri olanlar. Benimde bir ajandam olsun, o ajandaya bana göre önemli olayları yazayım, çizeyim ve ilerideki yaşlarımda hatırlayayım istedim. Hatalı bir davranış olduğuna karar verdim. Nasıl oluyor dediniz şimdi değil mi? aslında çok büyük bir nedeni var. Şöyle diyeniniz de olabilir. Bundan önceki yazılarınızdan birinde insanın olduğu yerde hayrete mahal yoktur diye, evet öyle dedim ama nitekim insanlarla ve sosyal bir ortamda yaşıyor veya yaşamaya çalışıyoruz. Dünyada her gün müthiş gelişmeler oluyor ve o gelişmeleri teknoloji aracılığıyla hemen öğreniyoruz/haberdar oluyoruz. Dünyadaki bütün diktatörler veya onlara benzemeye çalışanlar bir, bir devriliyor. Kendilerine sorduğunuzda dünyanın en adili sayılan yerli diktatörler bundan maalesef hiç ders almıyor/anlamıyorlar. Popülist yandaşlar, yalakalar, dalkavuk ve hokkabazlarının yüzünden birçok zalimlikleri onlara ya şirin geliyor veya şirin gösteriliyor. Bir gün iktidardan, makamdan, zenginlikten, amirlikten vs. gücünden düştüğünde anlayacak, ama sonu illa (son günlerdeki ünlüler Hüsnü Mübarek, Kaddafi vs.)diktatörler gibimi olmalı ki anlasınlar. Hayır, selamı alınmama, görülünce sırt çevrilme, ne o artık şu veya bu değilsin gibi sözlerde anlayana onlardan beter olmak anlamına gelir; hatta daha da ağır gelir. Yeryüzünde Ebubekir de Ebucehil de hiç eksik olmayacak, mazlumlar hep mazlum, zalimler hep zalim olacak. Adları bazen bizim adımızı da tutsalar; sırf isimlerinden dolayı mazlum/zalim olmayacak. Mevsimler, asırlar, yıllar değişse de bu böyle devam edecek, bizim tanıdıklarımız veya akrabalığımız olanları sırf bundan dolayı da korumayacağız. Çünkü zalim zalimdir, mazlum her devir mazlum, ama zulmedenlerin isimleri değişik, zulüm şekilleri değişik fakat zulümde aynı, zalimlik derecesi farklı.
Hatırımızdan çıkarmayalım, unutmayalım ve hiç aklımızdan gitmeyecek şeyler var. Birde hemen unutacağımız konular var. Bunları sıralamaya kalkmadan bir iki tanesiyle yetineyim/yetinin. İyilikleri asla unutmayalım. Bize yapılan kötülüğü ise hemen unutalım. Ben değil biz, benim değil bizim olursa problem olmaz derim. Bizden olanlar hep doğrudur değil; bizimde yanlışımız olabilir, bizde hata yapabiliriz ve biz en çabuk hatasından dönüp özür dileyenlerdeniz. Hani bir söz var ya;’’ sevenin gözü kör olur, sevdiğinin özrünü görmez’’ doğru değil mi? evet dediniz, bende evet diyorum. İşte bunları bir anladık mı; çözülemez dediğimiz, kör düğüm dediğimiz işlerin nede çabuk çözüldüğünü görüp anlayacağız. Mesele nahoş bir hal almadan müdahale edilmeye müsait iken; hele bir bekle dersek, sonunda karmaşaya sebebiyet veriyor, ah vah da fayda vermiyor. Anlayan, dinleyen, hak veren olmalı. Dik kafa, dediğim dedik, her şeyi ben bilirim, siz ne anlarsınız ki oldu mu, Allah korusun dünya ve hayat çekilmez/zindan olur. Dert dinlemeyi, çare üretmeyi, yaren olmayı seçmeliyiz, iyiler hep böyle yapıyor, bizlerde öyle yapmalıyız. ‘’İyiliğe iyilik her kişinin işi, kötülüğe iyilik ER kişi işi’’. Er kişi olmak dilek ve temennisiyle.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık