Kaya KILIÇ

Bir not defteriniz var mı?


Kaya KILIÇ
4 Ekim 2011 Salı 05:17
Her konuştuğunuz insanın bir tavsiyesini veya konuyla alakalı bir anısını dinlersiniz. Birde konuşmaya başladığınız genel konuysa eğer; herkes mutlaka bir anlatacak şey bulur. Merakınızı giderecek şeylerde vardır, sizi karamsarlığa düşüreceklerde. İşi bilen ve akil insanlar; hemen Nasreddin hocanın o meşhur fıkrasını patlatır, kafanızdaki soruyu çözmeye çalışırlar. Yeri gelmişken sizlerle de paylaşayım istedim.
 
Damdan düşeni getirin
Nasreddin Hoca evinin damında biriken diz boyu karları sabah namazı sonrası kürümeye başlamış. Bir ara dengesini kaybederek düşmüş...
Nasreddin Hoca evinin damında biriken diz boyu karları sabah namazı sonrası kürümeye başlamış. Bir ara dengesini kaybederek damdan düşüp bayılmış.
Komşuları koşuşmuşlar.
Birisi: “Çabuk bir doktor çağıralım .”
Diğeri: “Aman bir kırıkçı bulalım.”
Öbürü: “Sırtlanıp doktora götürelim” derken, kargaşada ayılan Hoca, acıyan belini tutarak;
- “Bırakın münakaşayı. Çabuk bana daha evvel damdan düşmüş birini bulun” demiş.
Öğüt: “Bir ser encam, bin nasihatten evlâdır” diye bir atasözümüz var. (Bugünkü dilimizle, “Önemli bir deneyim, bin öğütten üstündür.”) Yaşadığımız olaylardan ders alalım.

Konumuza dönecek olursak, konuşulan ve önemli saydığımız, ileride bana mutlaka lazım olur diye düşündüğümüz veya bunlar unutulur dediğimiz konuları, bir kâğıda dökmek, bir kayıt cihazına almak suretiyle saklamak gerektiği düşüncesindeyim. Hepimiz evet dediğimiz o kadar olay ve anı vardır ki, neden bunları bir kayıt altına almadım diye hayıflanır durursunuz. Babaannem, Allah selamet eylesin hep derdi. ‘’Oğul akıl defter değil ki saklasın’’ bir sözün varsa iyi şahitlerin yanında konuş ya da yaz. Şimdi anlıyorum, anladığım fakat hala hayata geçiremediğim için bu yazıyı yazma gereği duydum. Büyük lafı dinlemek bu olsa gerek.
Birkaç genç arkadaşla bir konuyu müzakere ediyorduk. Konu konuyu açmış, iş siyaset ve bulunduğumuz ilçenin yönetici/idarecilerine gelmişti. Başıma ileride gelecekleri bildiğimden dolayı işi başka boyutlara çekmeye çalışmamda olmadı. İyi ki orada sözünde er ve hakikaten mert insanlar da vardı/varmış. Kendini anlatmak, birilerine bir şeyi ispat etmek ne kadar zor oluyor. Aman ne olmuş söyledim deseniz bir şey olmayacak ta kendinize/kendimize yakıştıramıyoruz. Konuşsanız da, konuşmasanız da mutlaka bir şeyler söylenecek. Kızılan veya insana yakıştıramadığınız, sizin anlatmak istediğinizi saptırmaları. Yoksa insan yaptığıyla yargılansa bir nebze olsun verilecek cezaya/ödüle razı olacak. Yine aklıma bir fıkra daha geldi ama sadece adını yazayım siz bakın. Bundan dolayı çok ta üzgü değilim. (kayıkçının derler, derler fıkrası).
Kimsenin size aferin diyeceğini düşünmeden; her konuda (haddi aşmamak kaydı ile) konuşma, yorum yapma ve değerlendirme hakkı vardır. Bunlar birde sizin seçip başınıza getirmişseniz, halk olarak eleştirmek ve yeden yere vurmaya hak kazanmışsınızdır. Doğruluğu tartışılır son söylediğimin. Maalesef başa gelenler kral kesildiğinden, halkta sırası geldi mi konuşuyor. Anlaşılan, anlayan ve haklara riayet ederek; insanlara öyle muamele eden ve aynı muameleyi bekleyen olmak dilek ve temennisiyle, kalın hur ve sağlıcakla.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık