İsa DOGAN

Beyler, Düzün suyu mu çıktı?


İsa DOGAN
15 Haziran 2012 Cuma 08:00
Eğitim dilinin Kürtçe olamayacağını bile bile sırf çıkmaz sokaklardan çıkılmasın diye ana dilde eğitim tıpkı Türkçe gibi olsun isteniyor. Nasıl olacak bu? İnanın nasıl olacağı konusunda hiçbir fikirleri yoktur. Öğretmek için önce öğretmenleri yetiştirecek, kaynakları Kürtçeye çevirecek yapı gerekli! Böyle bir alt yapı hiç olmadı. Kolay kolay da öyle laf olsun diye de oluşturulamaz. Kürtçe bir eğitim dili olabilir mi? Yerel diller başkadır eğitim dilleri başkadır. Avustralya yerlileri eğitim dili olarak İngilizce öğrenirler. Amerika’da yaşayan bir çok farklı millet eğitim dili olarak İngilizce öğrenirler. Almanyada yaşayan milyonlarca yabancı eğitim dili olarak Almanca öğrenir. Neden? Çünkü devletin dili ortak olmalı, tek olmalıdır. Çeşitlilikler kültürel anlamda güzelliğini korumaya devam ettirmeli ama çeşitlilikler devleti ayrıştırırsa güzellik değil. Türkiye’de yaşayan Kürt vatandaşların ağırlıklı eğitim ve de konuşma dili Kürtçe değil Türkçe'dir. Devletin dilinin Türkçe olduğu bir yerde siyasetçiler istese de halkın kütçe eğitime talebi marjinal düzeyde olacaktır. BDP'ye dikkat edin! BDP, ayrıştırmak üzerine siyaset yapıyor. Çünkü o kaynaktan besleniyor. Siz "seçmeli olsun" derseniz (daha önce bunu bile hayal edemezlerken) "hayır zorunlu " olsun derler. Siz "tamam zorunlu olsun" derseniz, bu kez de başka bir beğenmemezlik argümanı geliştirirler. İnanın gözlerinden anlarsınız bu siyasetçilerin ne kadar samimiyetsiz olduklarını. Deveye sormuşlar: aşağı inmek mi güzel, yukarı çıkmak mı? Deve: Düzün suyu mu çıktı demiş Beyler, Düzün suyu mu çıktı. Biraz insaf! Yıllarca hayal dahi edemediklerinizi bugün elde etmişken, bu kadar agresif ve de ayrıştırıcı olmak neden? Yoksa geçmişteki kaosu mu özlüyorsunuz? Bugünkü tavırlarınıza baktıkça, neden o karanlık günlerden daha fazla sesiniz çıkıyor diye sormak istiyorum.
----------------------- 
Seçilmiş bir Cumhurbaşkanı? Hadi gelin içten ve samimi olarak düşünelim ve şu soruyu soralım: Türk siyasi geleneğinde gerçekten tarafsız bir Cumhurbaşkanı olabilir mi? Kim tarafsızdı? Demirel mi? Sezer mi? Turgut Özal mı? Abdullah Gül mü tarafsız? Bu insanlar (Sezer hariç) siyasi bir gelenekten gelen farklı görüşlerin temsilcileriydiler. Cumhurbaşkanı olarak da inanç ve görüşlerini bir kafese koyup hapsetmediler. Şeklen tarafsız ama aslında bal gibi taraflıydılar! Aslında olması gereken de bu zaten. Tarafsızlık önemli değil, adil olması önemli. Önemli noktalardan biri de şu: seçimle iş başına gelecek olan bir cumhurbaşkanı bugünkü siyasi nüfuzu ile yetinir mi? Halk desteğiyle gelmiş, siyasal sorumluluğu olan bir Cumhurbaşkanı artık tarafsız değil, taraflı ve de siyasi rengi olan biridir. Seçimle gelmiş olması, ona oy verenlere karşı sorumlu kılar. 2014 yılı ilginç bir yıl olacak gibi. Bir kriz yılı olmaması için bugünden konuyu tartışmak ve de çözüme ulaştırmak gerekiyor.
-----------------------
Başkanlık sistemi tartışmalarında gözden kaçan nokta ne? Yasal veya çerçevesi çizilmemiş bir model oluşturulmasa dahi seçilecek olan Cumhurbaşkanı- bu kişi büyük olasılıkla Recep Tayyip Erdoğan olacaktır- siyasal olarak başbakanlığı ezecek bir nüfuza sahip olacaktır. Bu modele görünmeyen Başkanlık Sistemi de diyebilirsiniz. Sayın Recep Tayyip Erdoğan partisine hükmetmeye devam edecek, altında çalışacak bir başbakan atayacak. Başbakan olacak kişi alttan parti kontrolüyle, üstten Cumhurbaşkanı kontrolüyle etkisizleştirilecek. Yani yasal çerçevesi olmayan ama Recep Tayyip Erdoğan modeli bir ara dönem olacak. Başbakanımızın istediği sadece var olacak olanın yasal çerçeveye de dökülmesi. Yoksa yasal çerçeve olmadan da istediği sitemi uygulayacaktır. Sistemin bu noktaya gelmesinde en büyük etken 367 krizi sonrasında oluşan sistem tıkanıklığıdır. Madem cumhurbaşkanının seçilmesi parlamenter sistem açısından bu kadar problemli " buyun halk seçsin" dendi. Yani sistemi rayından çıkaran CHP'nin uzlaşmaz tutumudur. Demek ki 367 krizi aslında bir kapıyı kapatıp diğeri açmış. Şimdi o dönem bu krize ortak olanlar ne düşünüyorlardır acaba? Bence çoktan pişman olmuşlardır. Bu durum bana bir ayeti hatırlattı: "Sizin hayır gördükleriniz şer, şer gördüklerinizde de hayır olabilir. Allah bilir, siz bilemezsiniz!.." {Bakara/ 216} Halk tarafından seçilen bir Cumhurbaşkanı sizce siyasi olarak Başbakandan aşağı kalır mı?  Sağlıcakla Kalın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık