Kaya KILIÇ

Benim Söyleyecek Hiçbir Sözüm Yok


Kaya KILIÇ
4 Mayıs 2011 Çarşamba 13:14
Alakasız ve ilgisizim. Hep başkalarının konuşmasını, tartışmasını ve bir yol bulmasını isterim. Yani kaba tabirle beleşçiyim!! Dünya yansa umurumda bile değil! Benim menfaatime dokunmasın da kim kime ne yapıyorsa yapsın.  Benim hakkımda konuşulmuyor, dedikodum yapılmıyor, kıymet verdiklerime dokunmuyor ve ziyana ben uğramıyorsam, kimse ahlaksız bile değil. Ahlaksızlık benim canıma, malıma ve yakınlarıma dokunmaktır. Evet, bu yazıyı ben yazıyorum ama bir sor hele neden yazıyorum? Bu söz size bir şeyleri çağrıştırmıştır sanırım. Hatırlarsınız, İlyas Salman ile Şener Şen’in oynadıkları bir filminde; her seferinde sorardı, bir sor hele neden yaptım diye ve mutlaka haklı bir gerekçesini de buluyordu. Bizi de saf yerine koyanlar var ve biz bunun farkında değiliz gibi; birde hele bir sor neden der gibi. Sizi anlıyoruz ve siz haklısınız diyoruz, ama bu filmin sonu nereye gidecek bilin, eğer bilmiyorsanız veya duymadıysanız o bahse konu filmi baştan sona dikkatlice seyredin derim.
Gelene ağam, gidene paşam devrinde değiliz. Tabiri caizse “maymunun gözü açıldı” bu elektronik devirde, herkes her şeyin farkında. Hiç tanımadığımız insanların bir elektronik e-postasıyla nerelere ulaşıp neleri biliyoruz. Tura CAF (Malan Bar Kir) adını ve söylediği parçayı ilk kez duyuyorum ve bu hiç tanımadığım insanların klibiyle duygusallaşıp ağlıyorum. Anlatılan hikâye, dünyanın herhangi bir coğrafyasında evlerinden ve yurtlarında savaş zoruyla kovulan veya terk etmeğe zorlanan insanların zor hallerini anlatan bir klip. Şimdi ne demek istediniz anlayamadık dediyseniz; yüreklerindekiyle dilleri arasında kalanlara sesleniyorum. Ve diyorum, bir gün bir sor demeden, Irak, Afganistan ve Afrika’daki diktatörleri kullanarak bizleri sözde özgürleştirenlere dikkat edelim. Sonra bizleri de özgürlüğe kavuşturmasınlar.
Belden aşağı vurmadan (konuşmadan) insani bir dünya isteyen baş tacımızdır. Nerelere, kimlere hürmet ve hizmet ediyoruz bunu kimse bilmiyor. Daha önce anlatmış olabilirim ama sizler tekrar sarı öküz hikâyesini anlatma istiyorum.
Sarı Öküz,
Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenememeye başlayınca bir çare düşünmüşler. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış. Öküzlerin lideri Boz Öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış:
"Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyorum bugüne kadar sizlere zarar verdik. Ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Bütün suç hep o Sarı Öküz''de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım."
Boz Öküz ve heyeti bu sözler üzerine aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, Sarı Öküz''ü vermişler aslanlara. Bir tek Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış. Bir süre sonra aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk''u istemişler:
"Gördünüz mü ne kadar barışseveriz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa sizler normal kuyruklusunuz. Verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış içinde yaşamaya devam edelim."
Boz Öküz ve heyeti, Uzun Kuyruk''u teslim etmiş, yine Benekli Öküz karşı çıkmış. Uzun Kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş. Bu olay sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle. Sonunda öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmış. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahaleye ederek, "Verin bize şunu, yoksa karışmayız" demeye başlamışlar.

Birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri liderlerine, "Ne oldu bize, nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa vaktiyle ne kadar güçlüydük" diye sormuş. Boz Öküz, Benekli Öküz''ün sözlerini hatırlayarak, gözleri nemli "Biz" demiş, "Sarı Öküz''ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı.."
Bu hikâyenin konuyla ne alakası var dediğinizi duyuyorum. Var kardeşim, hem de bal gibi var. Bizim aklımızı başımıza almamız için illa aynı mevzu başımıza gelmesi mi lazım. Bundan ibret alan olanlardan olma dileği ve temennisiyle; kalın huzurla.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık