BEDELLİ!


13 Ocak 2012 Cuma 12:32
Bir “bedelli” lafıdır gidiyor. Hemen, hemen her şeyin bedeli merak edilip sorulur oldu. Bir zamanlar askerlik yapamadığı için intihara teşebbüs edenler hatta “askerlik yapmaması dolayısıyla delikanlılara kız verilmediği “de hatıralardadır. Bu gün ne değişti ki askere gitmemek meziyet oldu?     
Ha bir de “vicdani red”ci yeni şahsiyetler otaya dökülmüş bunlar silah’a karşılarmış! Amma sormak gerek bunlar acaba bir sitede oturuyorlarsa kapıda mutlaka silahlı bir korumaları mevcuttur. Çalıştıkları iş yerini de mutlaka silâhlı bir koruma korumaktadır. Veyahut da başı derde girdiğinde soluğu silahlı Polis veya yine silahlı Jandarmaların bulunduğu karakol’da alıyor. Yani bu “red”ci  silâh’dan medet umuyorsa acaba neyi red etmektedir. Her kes onun gibi red’ci olursa onu veya onun gibileri kim koruyacaktır?
Yani sınırları silahlı asker, mahallesini silahlı bekçi ve polis,  işyerini silahlı koruma koruyorsa bey’lerimizde yattıkları yerden “vicdani red “ci olup çıkıvermekteler. Bu görüşlerinde ne kadar samimidirler belki de özel arabalarında bir silahlı şoför veya silahlı bir korumaları bile vardır. Şayet samimi iseler etraflarındakilere de silah kullandırmamalıdırlar.
Bizler Millet olarak askerliği, şerefli bir Vatan hizmeti ve Milli bir görev olarak kabul etmişizdir. Yapılan bir araştırmada son beş yılda “gerekirse vatan için savaşırım” diyenlerin oranı %11 puanlık bir düşüş olduğu tespit edilmiştir. (Türkiye Değerler Araştırması 2011)
Bütün bunlar ne demek oluyor? Diyelim ki herkes red etti o vakit bu ülkeyi kim koruyacak. Ne demiş atalarımız?” Sulh, (barış) salah istiyorsan savaşa daima hazır olmalısın.”Bir de  “su uyur düşman uyumaz” Bu veya buna benzer deyimler vardır. Yani sen silahla kendini savunmaz isen seni savunanlar tarafından boynuna tasma çoktan takılmış demektir. Çünkü köleleri efendileri bir yere kapatarak düşmanlardan değil kaçamasınlar diye koruma altına alırlar yoksa seni hiç kimse kara kaşına, kara gözüne bakarak korumaz. A benim cüzdani red’cim. 
Bu veya buna benzer her kötü eylem veya fiil milli hassasiyetlerimizden bir şeyler götürmekte sözüm ona bazı aynı kafadaki aydınlarımız da bunlara çanak tutmaktadırlar. Askerlik dinimizce de kutsal sayıldığı halde kendilerini “dindar” diye lanse edenlerde de bu gibi düşüncelerde olduklarını esefle müşahede etmekteyim. 
Tekrar başlıktaki “bedelli”ye gelirsek bu “bedel” neyin bedelidir? Bu can bedelimidir?  “Yani parası olan canını kanını satın alacak fakirin çocuğu bedava ölecek öylemi dersiniz?”  Askerlik, askerlik yapanları olgunlaştırdıkları bir gerçekken, bedelliler demek ki HAM kalacak olmaları üzüntü vericidir. Bir de vekillerimiz, demokrasilerde eşitlik ilkesine bu durumu nasıl uyarlamaktadırlar.” Burada bedava asker olanlar olgunlaşmakta, buna karşılık hem para verip hem de ham kalmaları sizce de biraz komik değil mi?”  artık siz ne düşünürsünüz bilemem fakat ben yukarıdaki yani “üstüne para vererek HAM kalmayı göze alıyorlarsa buna biz ne diyelim.” Bu arada sözü yine “dindar” geçinenlere getirmek istiyorum.  Dinimizce “kadere ve şerre ve bunun ALLAH’ TAN geldiğine”  inanırız da yine bedelli diye tuttururuz. Şayet alın yazısında bu uğurda yani terörle ölmek varsa bu gün kapının önünde de terör var mı yok mu?
ALLAH her kesin kalbine göre versin. Amin.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık