İsa DOGAN

Acaba yeni bir sömürgecilik döneminin hazırlıkları mı yapılıyor?


İsa DOGAN
26 Eylül 2013 Perşembe 15:26
Soğuk savaş sonrasında Batı’nın yeni düşmanı İslam oldu.
Değerli Dostlar,
Batı elindeki güç unsurlarını düşman yaratarak göstermeye ve sömürmeye çalışır.
Birini dövmek için nasıl ki bir bahane gerekiyor. Batı’nın da sömürmesi için bahaneler gerekiyor. Buradaki bahaneden kastım meşru zemin oluşturmaktır. ABD’nin 2003’de tek başına Irak’ı işgal etme gücü vardı. Ama terör algısıyla, nükleer bomba bahanesiyle ve üstüne İslam fobisini işleyerek Batı halkları nezdinde meşruluğunu sağlamadan işgale girişmedi.
Saddam Hüseyin’i asmak için nasıl mahkemeler kurulup, idam kararı verilip asılması sağlandıysa, birilerini sömürmek için de meşru zemine ihtiyacınız vardır. Aksi halde barbar olarak  görülürsünüz.
Meşruluk önemlidir. Bu size hukuki çerçeve kazandırır.
Son günlerde Kenya’daki  AVM  olayı ve Pakistan’daki Kilise olayının Batı nezdindeki algı karşılığı  sizce nedir?
İslam’ın Batı’daki halkların nezdindeki karşılığı terör olarak her geçen zaman yerleşiyor. Sanki birileri bir süreç işletiyor ve Batı halklarının tamamına İslam fobisini yerleştiriyorlar.
Bu neyin hazırlığı?
Acaba yeni bir sömürgecilik döneminin hazırlıkları mı yapılıyor?
Buradaki yaratılan İslam algısı   Hıristiyanlığın karşıtlığı olarak değil de modern toplumun karşıtı gibi gösterilmeye çalışılıyor. Çünkü Batı toplumlarını artık eskisi gibi Hıristiyanlık üzerinden örgütlemek kolay değil. Batılı halklara inançları üzerinden değil ama  yaşam tarzları üzerinden İslam fobisini aşılayabilirsiniz.
Bu tür haberleri duyunca ister istemez soruyorum: Neden bir Kiliseyi Müslüman biri bombalar ki?
Peygamberimiz döneminde dahi Müslümanlar Hıristiyan ve Yahudilerle beraber hoşgörü ile yaşamışlarken, kim hangi akıl ve mantık ile bir ibadethaneyi bombalar. Hemen bu olayın ardından bu kez de yabancıların yoğunlukta olduğu Kenya’daki bir AVM’nin terör saldırısına uğradığını öğrendik.
İnsan bu işte bir iş olduğunu düşünmeden edemiyor.
Birilerinin huzurla problemi var!
Katliam yaptığı silahın mermisini dahi üretmekten aciz olanların terör ile varacağı hedef ne olabilir?
Buna sadece cahillik denebilir  mi?
Eylemi yapan cahil olabilir ama ya yaptıran?
Binlerce Müslüman açlıktan, zorbalıktan.. vs ölür kimse görmez ve bilmez ama bir yerde yabancılar ölürse, Dünya’da duymadık kimse kalmaz.
Evet, medyadan bahsediyorum!
Keşke o Batı medyası aynı duyarlılığı ölen diğer insanlar için de gösterebilse. Bizim üzerimizde o ölen insanlar için yarattığı etkinin çok azını batılı topluma da diğer insanlar için yaratsaydı, emin olun ki dünya daha da yaşanabilir bir yer olurdu.
İslam üzerindeki bu algı mühendisliğini Batı’nın belli medya grupları üstlenmiş durumda.
Bu bir güçtür: Algı yaratma gücü.
Eğer Batı ile rekabet edecekseniz, onların silahlarını üretecek ve kullanacak kadar güçlü olmalısınız. Bir gücü dengelemek için karşıt güç oluşturmak gerekir.
Çünkü her güç karşı gücünü oluşturur. İslam dünyasından böyle bir güç oluşamayacağı açık. Bugün bu denklemi dünya Çin ile test ediyor.
Öyle petrol satıp, göbek şişirmekle olmuyor!
Maalesef parça pörçük halde, birbirleriyle rekabet etmekten önünü göremeyen bir İslam dünyasının kendisine dahi faydası yoktur.
Tek çare lider bir ülkenin önderlik etmesi ve  model olmasıdır.
İşte Türkiye’nin dirilmesinin istenmemesinin nedeni de bu!
Kim ne derse desin, eğer Türkiye ayağa kalkarsa, bölgede tarihsel imaj ve  bağlarından dolayı Türkiye etrafında  birlikte hareket etme ve kümeleşme kaçınılmaz olur.
“Medeniyetlerin çatışası” ve “ Tarihin sonu” gibi tezler üretip Batı için yeni rotaların  çizildiğini unutmayalım.
Kapitalist sistemini evrensel olarak dayatan ve bundan daha iyi bir sistem yok diye noktayı koyan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu sistem dayatmasıdır aynı zamanda.
Soğuk savaş sonrası artık Batı’nın çatışma alanını medeniyetler üzerinden inanç çatışması olarak gören bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu anlayışlar  yukarıda ifade ettiğim gibi yeni bir sömürgecilik döneminin ön hazırlıklarının akademik çalışmalarıdır.
----------
SERBEST PİYASA  MANTIĞI NASIL İŞLİYOR?
Değerli Dostlar,
FED piyasaları şamar oğlanına çevirdi!
Daha önceki yazımda da ifade ettiğim gibi dünya ekonomik sisteminin  sağlığı ABD’nin borçlanmasına bağlıdır.
18.09.2013 Çarşamba  akşamı FED Başkanı  bol paraya geçici olarak devam edileceğini açıkladı. Ertesi gün piyasalar çıldırdı.
Türkiye açısından kazanan kim oldu?
Türkiye Merkez bankası  yüksek değerden  sattığı dolarlarla en fazla kazanç sağlayan oldu.
Ama şu  acı bir gerçek!
Piyasaların ucuz bol para ile uzun vadede sağlıklı işlemesi imkansız!
Bu bir geçici durum. Ben gelecekte çok daha büyük finansal krizler bekliyorum.
Bu kadar bol paranın piyasaya  pompalanmasının yol açtığı  suni  yüksek finansal değerlerin oluşturacağı balonun büyüklüğü beni kokutuyor.
Temkinli olmakta, aç gözlü olmamakta fayda var!
Dünya Neoliberal ekonomi politikalarının sarsıntılarını yaşamaya devam ediyor!
Her şeyi piyasaya bırakırsanız güçlünün daha da güçlü olmasına ve zayıfın ezilmesinin önüne kimse geçemez.
Piyasalarda balon son haddine şişene kadar  karlarına devlet müdahale etmesin diye piyasa güçleri Neoliberal. Balon patladıktan sonra ortaya çıkan zararlar için ise devlet yardım etmeli diye halkın vergilerine göz dikip, zararı halkın sırtına yıkmak için  sosyalist oluyorlar.
Şu bir gerçek; bugünkü dünya ekonomik modeli zenginden yana, zengini koruyan bir sistem.
Zaten ekonomi biliminin  teorilerinin gerekçeleri de zenginliğin ve güçlünün korunması üzerinedir.
Adam Smith, David Ricardo, Keynes gibi bir çok iktisatçı teorilerini zengini ve güçlüyü  korumak üzerine bina etmişlerdir. Buradaki mantık, İşverenin neden zengin ve güçlü,  İşçilerin neden zayıf ve fakir olduklarını bilimsel düzeyde meşrulaştırmaktır.
Yani ekonomi teorilerinde güçlülüğün gerekçeleri yatar. Bugün ekonomiyle ilgilenen herkes aslında bu mantık çerçevesinden öğrenir ve algı sahibi olur. Ekonomi teorileri aslında ekonomik yasalardır. Bu yasalar sayesinde güçlülerin güçlülüğü meşrulaştırılır.
Piyasa ekonomisinin temel mantığında insanlar tekil olarak robot gibi matematiksel yani rasyonel  düşünen  varlıklar gibi değerlendirilir.
Yani herkes aynı bilgiye sahipmiş gibi benzer eğilimlere yönelirler, belli davranışları yaparlar.
Örneğin: Bir malın değeri artmışsa, insanlar o maldan daha az tüketirler, fiyatı düşerse de tam tersi şeklinde olur.
Ancak insanların aynı zamanda duygusal varlıklar olduğu sürekli ihmal edilen önemli bir parametredir. İnsanların sosyal  ve  hayvansal güdüleri, ruh halleri  piyasa ekonomisinin matematiğini belirsiz kılan etkenlerden biridir.
Kişi morali bozuksa, depresyonda ise tüketim alışkanlığını değiştirebilir.
Mesela hava şartlarının kapalı olması insanları evlerine hapseder, tüketim isteğini azaltır.
Çarşamba akşamı FED Başkanın bol paraya devam edileceğini ilan etmesi, robotlar  sürüsü halinde insanları  gerçekte neler olduğunu anlamadan finansal varlıklara doğru koşturdu.
Sürüler halinde Borsa’ya akın edildi ve borsa bir günde  %6 kadar yükseldi. Çünkü insanlar bol para= düşük faiz, yükselen borsa  formulasyonuyla programlanmışlardı. Ancak bu sürekli belirli formulasyonlarla insanların benzer hareket edecekleri anlamına gelmez. Çünkü piyasada her zaman içerden bilgi alanlar vardır ve en büyük oyunu onlar oynarlar. Bu bilgiye sahip olmayanlar  sürü psikolojisi ile ard arda vagon olurlar. Belli bir tepe noktasından sonra ise içeriden bilgi alanlar satışa geçerler. Dışarıdan piyasaya bilgisiz müdahil olanların  yoğunluğu içeriden  bilgi sahibi olarak oyun oynayanların kaymağını oluşutururlar. Yani her zamanki gibi kaybedenler güçsüzlerdir.
Eğer serbest piyasada gerçek bir rekabetten söz edilecek ise, herkesin aynı bilgiye sahip olması gerekir. Oysa bu mümkün olmadığı gibi piyasa savunucularının aslında istemedikleri bir şeydir. Çünkü herkes aynı bilgiye sahip olursa karı paylaşanlar çoğalır. Buradaki bilgiden kastım piyasadaki olup, biten  haberlerdir.
İnsanları  ruhsuz  ve robot yerine koyan bir dünya ekonomik sisteminin daha ne kadar devam  edeceği belli değildir. Ama bu eşitsizliğin mutlaka bir sonu olacaktır.
İnsanların ellerindeki son tasarruflarını manuplatif bilgiler ile ellerinden çalınması için kurgulanmıştır finansal piyasalar. Fakir ve orta gelirlinin mevduatları düşük faizle alınır ve yine fakir ve orta gelirliye yüksek faizle satılır.
Son yaşanan Dünya global ekonomik krizinden  en çok zarar görenler kimler?
Finansal piyasalar  ile alakası olmayan veya çok az olan insanlar.
Sırf güçlüler daha güçlü ve zengin olsun diye kurgulanan finansal modelin aç gözlülüğünün  dünyada yarattığı etkiyi hepimiz hissettik.
Şu soruyu sorup cevabını bir düşünün lütfen:
Eğer fakir ve orta kesim mevduatlarını bankalara yatırmasa, bankalardan borçlanmasa sadece zenginlerin kendi aralarında yürüyen bir bankacılık sistemi nasıl olurdu?
Kesinlikle zenginler arasında faiz oranları daha düşük olur ve bankalar bu kadar açgözlü olamayacağı gibi bu kadar hızlı da kar edip büyüyemezlerdi.
Yani: zenginin zenginliği fakirin sömürülmesiyle olur. Çünkü fakirler zenginliğin hammaddesidir.
İşin komik yanı,
Zenginleşirken halkı sömürenler, yine krizden çıkarken halkın üstüne basarak çıkmak için siyasi baskı yapıyorlar.
Neden?
Sistem çökerse herkes altında kalırmış diye!
Yani sömürü sistemi aynı zamanda herkesin sistemi olduğundan çöktüğünde herkes altında kalırmış.
Fakirin ve orta gelirlinin mevduatlarını toplayıp aç gözlülükle dağıtanların sorumsuzluğu  yine fakir ve orta gelirlilere ödetiliyor.
2008’de İstanbul sermayesinin Başbakan’a IMF ile anlaşması yönünde yapılan baskıları hatırlayın.
Kamunun borç yükü  ve bütçe açığı makul  düzeydeyken,  neden IMF’den borç alınacaktı?
Özel sektör devleti karına ortak etmediği gibi zararına da ortak edemez.
Nitekim o gün sayın Başbakan o imzayı atmadı, IMF ile anlaşmadı.
Ve hiçbir şirkette IMF’den para gelmedi  diye batmadı..
Halkımız bunları bilsin ve anlasın istiyorum.
Günümüz  iletişim  teknolojileri sayesinde paranın bir noktadan başka bir noktaya göç etme hızı anlık bir tuşa basmak kadar iken, sisteme ne kadar güvenebileceğiz?
Dünya, bu kadar eşitsiz olan bir düzeni sonsuza kadar elbette ki taşıyamaz.
 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık