İsa DOGAN

ABD BAŞKANINI SEÇERKEN DÜNYA DÖNMEYE DEVAM EDİYOR MU?


İsa DOGAN
18 Eylül 2012 Salı 07:38
ABD’de Müslümanlara hakaret eden bir film yapılıyor.
 
Yapabilir mi?
 
Özgürlük hastalığına daha doğrusu paranoyasına sahip olanlar için bu bir sorun olarak görülmeyebilir.
Ama özgürlüğün sınırını karşısındakinin yumruk mesafesi kadar gören yani karşısındakine saygısı olan her  insan için özellikle  manevi inancına "dini  hakaret" kabul edilemez, edilmemeli.
İslam dininde İsa ve Musa Peygamberlere  inanmak (İslamın şartı)  vardır. Bu nedenle bizim Hıristiyanlık ve Musevi dinlerine  ve de o dinlerin peygamberlerine böylesi bir yaklaşım göstermemiz mümkün değildir.
Ama Hıristiyanlara ve Musevilere göre Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) aynı şeyi ifade ediyor mu önce buna bakmak lazım.
Maalesef etmiyor ki bu kadar rahat ve de alçakça hakaret edebiliyorlar.
Ve bunu yaparken de "ifade ve düşünce özgürlüğü" diyerek bunu  kendilerine  insan haklarından bir hak olarak gösteriyorlar.
 
Onların bizi provoke ettiği kadar biz onları edemeyiz!
Çünkü biz inancımız gereği her düşünceye ve de inanca saygılıyız.
Bu yüzden bizi bilenlerin inancımız üzerinden provokasyonlar üretmesi basit bir şey değil.
Biz kızacağız, yıkacağız, bağıracağız onlar "radikal İslam" deyip İslam dünyasını karşıt kuşak olarak gösterecekler.
 
Amerika'da seçimler yaklaşırken Ortadoğu’da Amerikan ve Hıristiyan karşıtlığı kime ne fayda sağlar bir düşünün lütfen?
ABD’de Ortadoğudaki Hıristiyan karşıtlığının doğuracağı  gergin ortam ve de doğuracağı siyasal ihtiyaç Cumhuriyetçileri başkanlık koltuğuna oturtur sanıyorum. Bu da “gelen gideni aratır “ı bize hatırlatacaktır. Çünkü havada savaş kokuları var.
 
Birilerinin seçim yarışı, bir inancın, bir medeniyetin kaosuna tercih edilecek kadar vahşileşebiliyor.
 
İşte size "vahşi demokrasi"
İşte size makyavelizm!
 
 Dikkat, yeni bir uydurma "radikal İslam" akımı yaratılıyor. Yeni cepheler mi açılmak isteniyor, yeni hesaplar mı var bilmiyoruz.
 Ama bu bölgede kaos üretmek için her türlü araç hazır bekletiliyor.
--------------------
 
Siz belki içinizden soruyorsunuzdur, ben alenen sorayım.
PKK'nın bunca agresif ve katliamcı saldırılarına neden Kürt kardeşlerimiz isyan etmez, ses yükseltmez?
O kadar mı baskı altındalar ki beşikteki çocukların katledilmesine sessiz kalıyorlar?
Eğer Kürt halkı kendi özgür iradeleriyle ağlamayacak, gülmeyecek, sormayacaklar ise, hangi haklarını kimden hangi yüz ile isteyecek?
 
Bence sorunun iki önemli aktöründe var olma güdüsünün yarattığı çözümsüzlük var.
 BDP, Kürt halkının sorunlarını istismar ederek siyaset yapan etnisiteye dayalı  bir kurum. Var olma kaynağı Kürt halkının ve bölgenin sorunları  iken nasıl olacak da var olma nedenini yok edecek?
 
BDP'nin bu sarmaldan kurtulması lazım. Ama bugünkü manzaraya bakarsak, bunun mümkün olamayacağını görüyoruz.
 Aynı şekilde PKK'nın da içerisinde Türkiye’nin Kürt halkıyla alakası olmayan birçok farklı yapılanma olduğu muhakkak.
Suriyeli bir Kürt'ün kendisine kimlik dahi vermeyen, kürtleri hiç sayan bir rejim yerine dünyadaki Kürtlerin en rahat yaşadığı Türkiye'ye karşı ne gibi bir hesabı olabilir?
 
Mesele öyle ekranlarda konuşulduğu kadar sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik nedenlerle açıklanacak gibi basit değil.
 Ortadoğu'da birinci dünya savaşından kalan bir savaş var ve henüz kimse sahip olduklarına razı değil.
 
Biraz kuş bakışı bakalım derim ben meselelere!
Biraz geçmişi hatırlayıp bugünlerdeki eleştirilere insaf diyorum!
 
Olayların tam ortasında, içinde olunca sadece görebildiklerimiz kadarıyla algılıyoruz sorunları.
Oysa sorun bakış noktamızın çok daha ötesine uzanıyor.
-------------------
 
Gazetelerin köşelerinde öyle köşe olmuş  boş fikirli insanlar var ki, düşmana ihtiyaç bırakmayacak kadar keskin yazıyorlar.
 Memleketin öyle bir Ana Muhalefeti var ki, düşman başına: Sürekli kanıtsız boş iddialarla milletin zihnini bulandırıyor, aklını karıştırıyor.
 Bu kadar kolay olmamalı kanıt olmadan %99 iddia etmek.
 Bu kadar kolay olmamalı aklına ilk geleni ölçmeden, biçmeden ifade etmek.
 
Birilerinin CHP'ye şunu söylemesi lazım:
Ya kardeşim şu adamı çekip bir konuşun. Deyin ki "bu kadar boş salvolar atıp hem kendini hem de CHP'yi ateşe atma".
Gerçekten böylesi bir Ana Muhalefet lideri iktidar partisi için veli nimet değildir de nedir!
Adam sürekli aklına geldiği gibi konuşuyor ama çok boş  konuşuyor.
Adam CHP kaftanını giyince kendisini bir başka görüyor. Oysa mesele  kaftan giymek değil kaftanı giymeye layık olmaktır.
Yazık be kardeşim bu CHP'ye!
İktidarı alternatifsizleştirmek bu kadar kolay olmamalı!!
 
--------------
Merkez Ekonomilerde para çok ucuz ve rant sağlayacak yer arıyor. Geçmişteki gibi Türkiye’nin de bu ranta kucak açması isteniyor: Bu sayede paradan para kazanacaklar ve de siyasi otoriteyi etki altına alacaklar... Ama Türkiye eski Türkiye değil. Türkiye borcunu borçla ödeyen ve her defasında daha yüksek risk primi ile daha yüksek faiz ile borç alan ülke değil.. Geçmiş ekonomik krizler en büyük ve de acı tecrübelerimiz oldu.
 
Sağlıcakla kalın.
 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık