UHREVİ ALIŞVERİŞLER


15 Ocak 2012 Pazar 17:46
Günümüzün vasat insanlarından biri olarak; din bağlamındaki eleştirilerden hiç hoşlanmazdım. Hatta Allah ile kul arasına girerek, yüreğe, vicdana yapılan bir baskın olarak görür haksızlıkla suçlardım. Çünkü din, toplumsal alandan ayrı kalmalıydı. Kişisel bir özellikti o, insanların ortak referansı olmamalıydı. Ve hiç kimsenin dini başka birini alakadar etmemeli, onu değerlendirmeye tabi tutulmamalıydı. Özellikle ahlak ve hukuk alanına da dini olgu girerse otak bir referans olması kaçınılmazdı. Özel hayata dair bir din tanımından sosyal hayata atfedilen bir tanım olacaktı. Hür vicdanımla, mecburiyet hissetmeden, kurallarına uymak zorunda olmadığım, severek yaptığım O yüce ilahla benim aramda olması gereken bir diyalogtu.
Kelime-i tevhidi ve şehadet sözünü telaffuz etmiş, amentüyü kabullenmiş ve kimlikte izhar etmiştim. Ama yürekte inanmadan Müslüman sıfatına sahip olunmayacağını, ilke ve şiarlarını benimsemeden, yaşamadan ‘müslüman gibi müslümanım’ denilmeyeceğine arka sokaktaki şehit cenazesinde anlamıştım. Zihniyetimi tamamen değiştirerek kimlikten yüreğe taşınan inancımla, fıtratımla tanışmamı sağlayan o güne, o günün şehidine, o günün şehit yakınının gönülleri yıkayan o derin sözleri için elhamdülillahirabbilalemin diyorum. Yani tam teşekküllü bir teşekkür ediyorum. “Allah(c.c.) müminlerden mallarını ve canlarını cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah(c.c.) yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler… Tevrat’ta İncil’de ve Kur’an’da Allah(c.c.) üzerine hak bir vaaddir. Allah’dan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır? O halde O’nunla yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte bu gerçekten büyük kazançtır.”(Tevbe 111) ayetini okuduğunda bu alışverişten dolayı sevini işte bu gerçekten büyük kazançtır cümlesi zihnimi öyle bulandırmıştı ki, ölümden dolayı sevinmek ve kazanç görmek! 24 yaşında ömrünün baharını yaşayan bir gencin yerin altında çürüdüğünü bilerek sevinmek ve kazanç görmek nasıl vicdansız bir duygu olmalıydı! Yaşayacağı ömrün ölümle noktalanması o kişi için kayıptan başka ne olabilirdi? O sözlerin aksine üslûbu yumuşak, kadife gibi bir ses tonuna sahip o şehit yakını insan can alıcı damarıma işte o an basmıştı; ‘Ölüm insanın kaldıramayacağı bir hakikattir. Ancak Allah ve ahretin varlığına tahkiki bir imana sahip olmakla kaldırılır!’
İmanın hakikatlerini bilmekle, söylemekle, ikrar etmenin ve yaşamanın farklı olduğunu o gün o dakika anlamıştım; O anın yaratan Hallag esmasının sahibi (sürekli yeni bir an yaratan) Rabbime ahireti yarattığı için elhamdülillah diyorum şu an. Kimliğe atılan dini ‘İslam’ formatını illa ki beyne atmak yüreğe imzalamak gerekiyordu. Nesillerdir gelenek halinde süregelen dinimi örf ve adetler gibi kabullenen ebeveynden aktarma yaşıyordum diyemezdim. Çünkü ben onların yaşadığı dini soyutlayan, hayata dair alandan kişisel iç güdüleri hapseden, kısacası daraltan oradan buradan kırpan bir kavram haline getirmiştim. Ne de olsa cahillikten kurtulmuş derdi maişet için okumuştum ya (!) Aman ne aydın düşünceydi. Bir takım adetleri de dine yükleyerek bidat boyutunda dine zam yapan sofuluktan, dini daraltan hayatın ekseninden çekip alan kendince iskonto yapan cahil aydınlığa sınıf atlamıştım. Ama ne geçmişteki yol ne kat ettiğim yol geçerliydi o gün o an anladım. O ânın sahibine elhamdülillah! Zekat ve sadaka veren insan mal kaybını önlüyor, yeme içmeden kesilen insan ruhsal yönden doyuyor, bedeni akıl almaz faydalar temin ediyor, namaz vakti gelir endişesi ile en önemli işleri erteleyen çok büyük kayıplara uğraması gerekirken, aksine kazanç temin ediyor, şehadetle gabya giden insan baki bir alemi kazanıyordu. Farklı bir düşüncede yapılan bu alışverişler değerlendirme ölçülerini tamamen farklılaştırıyordu. Bu beni ve benim gibi zihniyet sahibi insanları sahte düzlemden realite bir düzene taşıyordu. Bu düzenin özünde vardı Allah’a iman, O’nun vaadine iman. Ben bir tek Allah inancını hep taşımıştım ama dini, hayatımdan kopuk bellemekle O’nun vaadine iman etmemiştim. Ahiret bilincim amentüyü sıralarken vardı sadece. Ogün o ezberi bozduran O eşsiz tebliğciye tam teşekküllü teşekkür sunuyorum. Ve o kulu bana gösteren Rabbime elhamdülillah diyorum. Şehidin canını, zenginin zekatını, O’nun armağanı görüyordum. Bütün varlığını O’nun lütfuna bağlı hissedebilme, her şeye O’nun rızasından bakarak başlayabilme, en sevdiğine bağlılığı bile O’nun sevgisinden üste çıkarmama ve bir gün (Hakim) esmasının sahibi mutlak hüküm sahibinin eşi benzeri olmayan adaletiyle (Adlün) karar vereceğine hiç unutmama gibi bir yürek açılımı yaşıyordum. Sahip olunan her şeye kendi iktidarı ile sahip olma zannından bir tek (Malikül Mülk) esmasının sahibi bütün her şeyin ebedi tek sahibi Allah’ı tanıyordum ve O aynı zamanda (Melik) esmasının tecellisi olarak egemenliğinde kayıtsız sahibiydi. Kudreti yalnızca O’nda bilme sırrını La havle vela kudrete illa billahı keşfediyordum. İlahi ölçülere karşı duyarsızlıktan, hesap kaygısıyla “Mûtu gablel mevt” ölmeden önce ölünüz hadisini ölçü ediniyordu.
 “Ey insanlar siz bu geçici hayatı seviyorsunuz ama öteki dünyayı hiç düşünmüyorsunuz” (Kıyamet Suresi) ayetinden;
 “İnsan başıboş bırakılacağını ve dilediği gibi hareket edebileceğini mi sanır?” (Kıyamet Suresi) ayetine geçiş yaparak aynı surede zamanı aşmış idrak tarzımı yenilemiştim.
Dahası net bir ayırım yapmıştım hayatımda, her şeyin burada başlayıp burada biteceğine ezber olarak inansam da ruhen, kalben inanamadığım için dünyevileşmiş bir insanı tanımlarken, Allah’tan daha çok, sözünü kim yerine getirir sorusuna yalnız Allah’tır diyerek O’na olan sarsılmaz güvenimi hissetmiştim. Çünkü (Mü’min) esmasına sahipti O. Güvenilecek tek merci güvenlik verendi.
Eşrefi mahlukat kıldığı en aziz kıldığı (Muizz) esmasıyla hitap ettiği insandan esfeli mahlukat (mahlukatın en aşağısı) seviyesinde değer görmeyi yani nankörlüğü dahi tövbeyle affedebilen (Gafur) bir Rabbe sahip olmak ne mükemmeldi. Ne zaman tövbe edecek, ne zaman doğruya yönelecek kaygısıyla kuluna (Hafiy)di. Mükemmel izleyiciydi!
Bu esmaları öğrenerek hayata kuşanmanız dileğiyle…

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık