UGANDA SEYAHAT NOTLARI-5


17 Kasım 2012 Cumartesi 16:00
Ertesi gün sabah erkenden hazırlandık. Görev bitmişti. Şimdi sıra Nil nehrinde rafting yapmaktaydı. Bunun için Jinja şehrine gittik. Rafting maceramızı uzun uzun anlatmak istemiyorum. Ancak üzüldüğüm bir şey var, rafting tesisinin işletmesini bir Kanadalı yapıyordu. Ugandalılar ise boğaz tokluğuna yanında çalışıyordu.
Sonra Jinja şehrini gezdik. Burası başkentten daha bakımlı ve düzenliydi. Bu şehri Hintliler sanayi şehri olarak tasarlamışlar. Beyazların çoğu da burada oturuyormuş. Burada insanlar da daha varlıklı görünüyordu. Orta halli bir Anadolu kasabası görünümü vardı.
Burada Nil nehrinin büyük kaynaklarından birine de gittik. Buraya gitmek için nehirde kükük kayıklara bindik. Victoria gölü ile Nil nehri burada karışmıştı. Kaynak suyun ortasında bir yerdeydi. Etrafta çok ilginç kuş cinsleri vardı. Birkaç ağaca sarılmış yüzlerce yarasa gördük. Yüksek bir ses çıkarınca büyük bir gürültüyle uçuştular. Manzara görülmeye değerdi. Demek ki yarasalar gündüz de uçabiliyormuş. Buradan ayrılınca rehberimiz bizi Kimse Yok mu derneğinin Hastane ve eğitim kompleksi inşaatına götürdü.
Geçen yıl Kimse Yok mu derneği yaklaşık 100 doktoru Uganda’ya götürmüş. Doktorlar yıllık izinlerini bir kısmını Uganda’da fakirlere sağlık taraması yapmak ve tedavi etmek için feda etmişler. Çoğu da masraflarını bile kendi karşılayarak.
Ancak taşıma suyla değirmen dönmeyeceği belli olunca Kimse Yok mu derneği Jinja’ya bir hastane yapmaya karar vermiş. Sağlık taraması için kullanılan kliniğin 35 dönümlük arsasında büyük bir kompleks inşaatı devam ediyordu. Bir hastane, bir öğrenci yurdu, ana okulu, ilkokul ve liseden oluşan dev bir kompleks. Uganda için çok hayırlı bir yatırım.
Bu arada buradan da kurban dağıtımı yapılmıştı. Dışarıda hala kurban dağıtımı devam ediyordu. İnşaatın bahçe kapısında insanlar bekleşiyordu.
Bu arada üç gündür balon ve lolipop dağıtan arkadaşlar Uganda’yı sevince boğdu. Her fırsatta balonlar ve lolipoplar ortalığa saçıldı. Azıcık durduğumuz her yerde çocukları ve büyükleri buldular, arkadaşları halktan ayırıp araca zor bindirdik. Aracın durmadığı yerlerde de arabanın camından çocuklara balon ve lolipopları saçtılar. Etrafına bereket getiren Hızır gibiydiler.
Artık Uganda gezimiz bitmişti. Sabaha doğru kalkacak uçak için gece yarısından önce havaalanına gitmeliydik. Kampala’ya doğru yola çıktık. Akşam yemeğini Kampala’da bir Türk’ün işlettiği İstanbul Restoranda yedik. Ugandalılar serviste de acele etmememiz gerektiğini bir daha vurgulamış oldular. Yemekten sonra Entebbe havaalanına doğru yola çıktık. Rehberimizle vedalaşırken duygulu anlar yaşadık. Sabah İstanbul’a indiğimizde ayaklarım şişmişti. Neredeyse 30 saattir ayağımızı uzatamamıştık. Üstelik rafting yaparken açıkta kalan ayağımız güneşte yanmıştı. O gün yere basamadım. Birkaç gün yanık ve şişlik beni rahatsız etti. Ama yaşadığım güzellikler sebebiyle hiç pişman olmadım.
Seneye Kurban bayramında galiba başka bir memlekete gideceğim. Bu defa balon ve lolipoplarımı da yanıma alacağım. Sizi de bekleriz.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık