İsa DOGAN

Türkiye büyük oyunu gördü!


İsa DOGAN
18 Haziran 2013 Salı 16:09
Sayın  Erdoğan gerçekten büyük lider ve büyük siyasetçi. Oynanan oyunu iyi okuyup, karşı hamlesini de ustaca yaptı.
 
Önce masum düşüncelerle eylem yapanları  hiç bir ülkede görülmeyecek şekilde demokratik olgunlukla dinledi. Sonra onların bir dediğinin üzerine iki koyarak eylemin meşruiyetini sona erdirdi.
Mahkeme kararı ve ardından halk oylaması teklifiyle  eylemin masumiyeti sona erdirilirken, arkasındaki karanlık güçler çırılçıplak kaldılar. Nihayetinde tüm Türkiye oynanan oyunu alenen görme fırsatı buldu. Kimsenin analiz yapmak için uzman olmasına gerek kalmadan tezgah meydana çıktı.
Sonra ne yaptı sayın Erdoğan,
Siyasallaştırdı: Bir yanda Geziciler, darbe heveslileri, illegal örgütler  diğer yanda İstikrarı isteyen, milli iradeye saygı duyan kitleler. Sayın Erdoğan olayı adeta seçim yarışına sokarak arkasındaki büyük gücü siyasete tahvil etti. Bu sayede ikinci 10 yılını da aslında  garantilemiş oldu. Sayın Erdoğan bu rüzgârı seçim sandığına kadar götürecektir.
Eskinden halk olaylara yabancı gibi bakardı. Çünkü gösterilmezdi, anlatılmazdı. Ne görüyorsa ve duyuyorsa ona inanmak zorunda bırakılırdı. Oysa bugün iletişim teknolojisi herkes için aynı derecede güç ve silahtır. Biri kurşun atmak için kullanırken, diğeri kalkan olarak kullanıyor. Dolayısıyla iletişim alanında herkes için eşit fırsat ve rekabet var. Bu eşitlik önemli!
2001 ekonomik krizinin bugünkü ekonomik durum için oluşturduğu derslerin nasıl faydalarını görüyorsak,28 Şubat sürecinin de bugün halkın zihninde oluşturduğu sosyal ve siyasal bir refleks var. Halk artık “yeter” diyor.
Allaha hamd olsun ki, askeri ve yargı vesayeti  bir kaç yıl öncesinde sona erdirilmiş. Aksi halde bugünleri de arardık gibime geliyor.
Buradan birilerine  şunu sormak istiyorum:
Velev ki, sayın Erdoğan iktidardan uzaklaştırıldı.Türkiye siyasal,ekonomik..vs anlamda daha mı iyi olacak yoksa geriye doğru kötüleşecek mi ?
Şu muhalefete bakınca, bu sorunun cevabını  insan düşünmek dahi  istemiyor.
CHP, hep kendi mahallesinden baktığı için bir türlü gerçekleri göremiyor. Sürekli aynı kalabalıkların gazına gelip bataklığa saplanmaya devam ediyor. Oysa kuşbakışı bakmak denen bir şey var.
Bir bak da gör be kardeşim!
Ama gerçekleri görmek sanırım onları ürkütüyor.
CHP’de siyasal bir tembellik var. Tek parti döneminden bugüne kadar siyaseti oyunun kurallarının dışında oynamalarının sıkıntısını çekiyorlar. Bu yüzden de bir türlü meşru siyaseti benimseyemiyorlar.
 
Bu millet artık 70’lerin, 80’lerin, 90’ların sessiz çoğunluğu değil sadece, artık haykıran çoğunluğu da. İşte dün Kazlıçeşme’deki tarihi kalabalık “bu kez kolay adam harcatmam” diyen bir kalabalık.
 
 
Aşağıda olaylar devam ederken yine sosyal medya üzerinden yazdığım yazıları görebilirsiniz. Onlar provoke etmeye çalışırken biz de karınca misali yangına su taşımaya çalıştık.
Çünkü bu ülke hepimizin.
Çünkü başka bir vatanımız yok.
  
SOSYAL MEDYADA YAZDIKLARIM:
 
14.06.2013
MUHALEFET SORUNU VAR AMA ÇÖZÜM İKTİDARDAN İSTENİYOR!
Evet Türkiye’de siyaseten ciddi manada bir muhalefet temsil sorunu var. Daha ziyade iktidar karşısındaki kitleyi temsil eden güçlü lider yoksunluğunun yarattığı bir sorun var.
Bu konuda hiç kamuoyu yoklaması yapıldı mı bilmiyorum ama gerçekten merak ediyorum!
Mesela:
Halka CHP’mi Kılıçdaraoğlu mu diye iki seçenek sorulsa sonuç ne olurdu?
Biliyorum ki, Ezici bir çoğunluğu önce CHP der. 

Peki, aynı soruyu AK Parti mi, R.Tayyip Erdoğan mı diye sorsanız ne olur?
Cevap ezici de olmasa Erdoğan olur.

Tüm bu olaylar yatıştıktan sonra özellikle CHP içinde ve dışında huzursuzlukların çoğalacağını düşünüyorum. Çünkü bir liderin muhalefette de olsa topluma nüfuz etme, siyaseti etkin kullanma kabiliyeti olmalı. Olması da şiddetle isteniyor.
Türkiye ilk defa bu tür bir eylemle karşılaşıyor. Kurumlar, siyaset, güvenlik güçleri olarak bugüne kadar edinilen tecrübelerin çok dışında bir kaç katmandan oluşan  bir vaziyet hasıl oldu. Güvenlik güçleri, bugüne kadar sokaktaki her eylemi, direnişi radikal örgütler üzerinden düşünüp, hareket ediyordu. Oysa bu kez bilmediği, daha önce hiç yaşamadığı bir durumla karşı karşıya geldi. Bu açıdan bakarsak konunun derinine inmiş olursunuz.
Efendim, ne olacak Başbakan bu projeden vazgeçsin!
Bu kadar kolay mı!
Milli iradenin temsil ettiği bir iktidara meydanlardan ültimatom vermek, karar aldırmaya zorlamak milli iradeye saygısızlık değil mi?
Diyelim ki, bu projeden bu eylemler nedeniyle vazgeçildi!
Bunun sonu var mı!
Yarın da başka şeyler için meydanlar siyasetin belirleyicisi olmaz mı?
Yani değerli Dostlarım, Bu iş o kadar da göründüğü gibi basit değil.

-----------------------------
13.06.2013
Gezi parkındaki ve sokaktaki insanların bir lideri yok.
Bu eyleme katılmış bir genç bana aynen şunu söylüyor: Bizi temsil eden güçlü bir liderimiz yok.O yüzden Atatürk’e sarılıyoruz .
Bu insanları anlamak gerek!
Bu insanların bir “Recep Tayyip Erdoğan”ı yok!
Bu nedenle boşalan muhalefet güç alanını meydanlarla doldurmaya çalışıyor.
Başlangıçta masum gözüken bu tavır, tehlikeli bir oyundur.

Yani değerli Dostlarım, CHP ve MHP’nin yeni teknik direktörlere ihtiyaçları var. Çünkü kendi taraftarları da artık şampiyonluk görmek veya da o ümidi taşımak istiyorlar.
----------------
13.06.2013
Artık meydan savaşlarının yerini daha kirli, daha adi ve daha tehlikeli olan sosyal medya savaşları aldı.
Bu savaş tek bir bölge ile sınırlı olmayan küresel bir savaştır.
Arkadaşlıklar, dostluklar provoke ediliyor, toplumlar parçalanıyor, kaynağı belli olmayan bilgi kirliliğiyle doğruyu görmek ekstra bir çaba gerektiriyor.
Çağ bilişim çağı derken kimse sosyal medyanın bu kadar etkin olacağını düşünmemişti. Gazete, Radyo, televizyon üçgeninden çok daha güçlü ve etkin bir iletişim gücü ile karşı karşıyayız. O kadar hızlı hayatımıza girdi ki, hazırlıksız yakalandık.
Artık akıllı telefonu olan herkesin elinde yabancı bir beyin var: Sizi görüyor, dinliyor, analiz ediyor ve gerektiğinde sizi kullanıyor. Artık kimsenin özel hayatı yok. Aslında özel diyenler gizli hayatı daha ziyade kastediyorlar.
Mobese kameralarından rahatsız olanlar, ellerinde akıllı kamera taşıyorlar!
Soğuk savaş döneminde güç “gizlilik” idi.
Bugün güç “şeffaflık”tır.
Güçlü olmak için gizli yanlarınızın olmaması gerekiyor.
Aslında internettin sağladığı en büyük fayda da bu olsa gerek; gizliliğin mümkün olamamasından dolayı herkes herkesi tanıyor ve hakkındakileri biliyor.
--------------------
12.06.2013
SİZ KİMSİNİZ?
Evet soruyorum siz kimsiniz?
Tüm halkı temsil etmiyorsunuz!
Halkım diyorsunuz!
Çevreciyim diyorsunuz ama elinizde sapan var, taş var, Molotof var!
Bir kaç ağaçtan başladınız 3. köprü, havaalanı, Kanal İstanbul ve birçok HES projesi olmasın diyorsunuz!
Yakıp yıkmanın bir demokrasi kültürü olduğunu sizden öğrendik!
Siz hangi ülkede yaşıyorsunuz?
Laik ve Modernim diyorsunuz, gerici gördüğünüz Araplarla empati kurup Taksim’i Tahrir diye görüyorsunuz!
Siz Kimsiniz ki, milletin iradesine darbe yapacak kadar kendinizi güçlü görüyorsunuz?
Çıkarın şu maskeleri de bir yüzünüzü görelim!

Siz kimsiniz?
---------------
11.06.2013
BU NASIL BİR GÖZÜ KÖRLÜK ALLAHIM!
BİRİLERİ YALAN YAYINLAR YAPIYOR DİĞERLERİ DE “paylaş-beğen” YAPIP YAYINLIYOR. O POLİS SENİN POLİSİN BE KARDEŞİM, HANİ SENİN VE TÜM VATANDAŞLARIN GÜVENLİĞİNİ CANI PAHASINA SAĞLAN POLİS!
SİZ İNTERTTEN ENSE TIRAŞ YAPARKEN O POLİS SENİN ENSE TRAŞ YAPMA ÖZGÜRLÜĞÜNE MÜDAHALE EDİLMESİN DİYE GÖREV YAPIYOR..
POLİS MOLOTOF ATMAZ, SİVİL HALKA SİLAH KULLANMAZ! KENDİ POLİSİNİZİ O GERÇEKTEN ÇAPULCU OLANLARA MI YEDİRECEKSİNİZ?
 BİRAZ BAŞINIZI İKİ ELİNİZİN ARASINA ALIP DÜŞÜNÜN BE KARDEŞİM! İNSAF YAHU EL İNSAF! DİYORUM SİZE 
Allah vatanımıza zeval vermesin.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık