İsa DOGAN

TÜRKİYE BATI YORGUNU!


İsa DOGAN
4 Şubat 2013 Pazartesi 17:38
Doğunun Batı’dan mental farkı nedir?
Rüzgârlarımız farklıdır, insanlarız gibi. Dağlarımız yüksektir, hoşgörümüz gibi. Güneşi ilk göreniz. Bu yüzden daha yaşlı  ve daha mağruruz.
Mesela Batı tarihinden bir düşünün: Monarşik rejimden Feodal rejime, sonra ulusçuluk akımıyla beraber  sanayinin gelişmesi, Aristokrasi ile  Burjuvazi çatışması, sonra burjuva sınıfıyla işçi sınıfının çatışması ve  günümüze kadar gelen demokratik sistem. Yani sürekli sınıf çatışmalarıyla yoğrulan ve gelişen iktidar mücadelelerini görüyoruz.
Peki, Doğu’da olan şey ne?
Bizde çatışma kültürü yok. Bizde  biat etme kültürü var. Bu kültürel özelliğimiz inancımızdan kaynaklanıyor. Aza tamah eden, israfı haram bilen, herkesi eşit gören, alçak gönüllüğü esas alan bir kültür bu. Bizim bu yumuşak insani anlayışımız maalesef  sömürülmeye de  müsaittir. Az ile  yetinirken haksız kazanç sağlayanların ekonomik istibdadına boyun eğen toplumsal bir yapı oluşmuş. Toplumun bu yapısı yukarı sınıf ile aşağı sınıf arasındaki çatışmayı önleyen en önemli nedendir. Bugün  ise değişen dünya şartlarıyla  kültürel anlayışlar iç içe giriyor, küresel bir kültür oluşuyor. Bugün  “Arap Baharı” diye adlandırılan halk ayaklanmalarının ana gerekçesi budur.
 Bugün siz inkar etseniz de  Batı esaslı yaşıyoruz. Ekonomik  ve siyasi gücün etkisinde güçlüye yakın olmak  durumunda kalıyoruz. Onların tatil günlerini tatil günleri, onların ölçü ve değerlerini kabullenmiş durumundayız. Bu ifademi antikapitalist, anti  Batı’cı anlamında algılamayın. Burada anlatmak istediğim şey şu: Bildik bilmek şekilde körü körüne  isyan etmek  yerine  yaşadığımız dünyanın bugün hangi esaslarla yürüdüğünü anlamak, anlamaya çalışmak lazım. Bugün yaşadığımız ekonomik hayat Batı endekslidir. Okuduğumuz  Ekonomi, mühendislik, Tıp kitapları Batı kaynaklıdır.
Örneğin Ekonomi:
Bugün dünya ekonomi literatüründe  bir Türk iktisatçı, bilim adamı görebiliyor musunuz?
Hayır!
Neden?
Çünkü tarihsel bağlamda bizi toplum olarak dürtükleyen etkenler olmamış.Uykudan uyandığımızda da Batı’nın çok gerisinde kalmışız, sadece takip etmek ve kopyalamakla yetinmek durumunda kalmışız.
Batı, ortaçağdan sıyrıldıktan sonra ticaretin önemini keşfetmiş, ardından iplik döküğü gibi bugünkü ekonomik doktrinlere gelinmiş.
Ekonomik hayat değiştikçe toplumsal sınıflar ve  ilişkiler, uluslararası ilişkiler, paranın kullanımı gibi birçok değişiklik toplumu ve bilimi etkilemiş, yeni ihtiyaçlara zorlamış.
Mesela:
İngilizler  sanayide ve ticarette çok ilerleyip ellerinde  çok mal ve  para birikince  Merkantalizm’den Serbest ticarete geçmek için ekonomik düzeni değiştirdiler. Çünkü eski sistemde sınırlar ithalata kapılıydı. Oysa eğer herkes ithalata sınırlarını kapatırsa bu aynı zamanda mal üreten için  ihracata da kapatılması anlamına geliyordu. Biriken servetin ve malların yeni pazarlara yönelmesi gerekiyordu. Bu tür ihtiyaçlar ekonomi alanında yeni fikirlerin ortaya çıkmasına sebep oldu. Osmanlı ticaret ve sanayi dönemini kaçırdığı için bugünkü ekonomik hayatın temellerinde bizim izlerimizin olma ihtimali yoktur.
Bu örneği vermemdeki amacım şu: Tarihimizde bazı dönemleri yakalayamamış olabiliriz, bu yüzden takip eden kopyalayan da olabiliriz. Ama  bu bizim bugünü ve yarını da  kaçırdığımız anlamına gelmez. Yeniden doğmasak bile yeniden ayağa kalkabiliriz.
Kısacası, bilişim çağını kaçırmamalıyız!
Çünkü bu kez  tek bir yüzyıl değil bin yılmış gibi geride kalabiliriz. Bu kez de kaçırırsak o zaman gerçekten bağımsızlığımızı, özgürlüğümüzü kaybedebiliriz.
 
----------------------------------
TÜRKİYE BATI YORGUNU!
Yaklaşık 200 yıllık Batı yolculuğumuzda  sayısını sayamayacağım kadar çok  iki yüzlü ilişkiler yaşamışız Batıyla. Kâh biz onları affetmişiz, kâh onlar bizi. Biz Batıyı  bizi lime lime etmelerine rağmen  ölesiye sevdalanmışız. Bizim bu sevdamız karşılık bulmadıkça büyüyüp platonikleşti. Batı, ümidimizi kaybetmeyelim diye arada bir pas verip, cilve  yapıp  bizi uyalıyor. Ama her şeyin bir sonu var. Aşıklar da uslanır. Son yıllarda halkın daha da bilinçlenmesiyle beraber Batı’ya ilgimiz gittikçe azalıyor. Bazı “köşe olmuş” yazarlar  buna “eksen kayması” gibi yorumlar getirip, papağan gibi aynı gerekçeler üzerinden eleştiriyorlar.
Oysa demirin dahi yorulma payı varken, halkların yok mu zannediyorsunuz?
Türkiye, artık Batı makarnası yemekten sıkıldı, değişik lezzetler keşfediyor. Bunun faydasını da ekonomik gelişmelerde görüyoruz.5 yıl önce  AB’ye %60’ın üzerinde   ihracat bağımlılığımız varken,  bugün AB’ye olan ihracatımız %38’e düştü. Bu düşüşe rağmen   alternatif pazarlara yönelerek  toplam ihracatımızda geçen yıla göre %12 artış sağlandı.
Ne ilginç bir analiz : “Türkiye tarihinde  de olduğu gibi en  güçlü  dönemlerini  Avrupa’dan bağımsız güç politikası uyguladığında yaşamış”
Bugün olan da sanırım bu; Batı’dan uzaklaştıkça, etrafımızla bütünleştikçe güçleniyoruz.
Sağlıcakla kalın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık