ŞÜKRÜ KAYA

Terör algımız, terör korkumuz


ŞÜKRÜ KAYA
30 Aralık 2016 Cuma 13:22
Ülkemizde son zamanlarda terörle, patlayan bombalarla, savaşla, çatışmalarla, suikastlarla iç içe oldu. O kadar çok terör estiriliyor ki Milletimizi şok halinde tutma, vehimler sahibi olma, kendi ülkesini huzursuzluklar ülkesi olarak görme gibi hastalıklar – hasta insanlar oluşturulmaya çalışılıyor. Bizim coğrafyamızda yaşanan savaş, terör dünyanın hiçbir yerinde yok.
Net açık söyleyelim, Suriye – Irak eksenindeki gelişmeler, Türkiye’nin içte ve dışta atılımları, Dünyanın 5 ten büyüktür gibi süper güçleri rahatsız eden sözler sebebiyle Türkiye’ye savaş açılmıştır. Bu savaşı açan bizim Uluslararası ve ulusal alanda dost ve müttefik olarak gördüklerimiz ülkelerdir. Bu savaşa çanak tutan içimizdeki hainleri saymıyorum bu arada…
Bu süper güç ülkeler bir yandan sizin mücadelenize katılıyoruz, destekliyoruz, üzüntülerimizi bildiriyoruz, kınıyoruz… gibi söylemde kalan ifadeler kullanıyor, diğer yandan FİİLİ olarak terör örgütlerin kuruculuğunu, örgütlenmelerini, silah, mühimmat ihtiyaçlarını, ülkelerinde bu terör örgüt mensuplarının koruma ve kollamasını yapıyorlar. Bu kurup, kolladıkları, destekledikleri terör örgütlerini maşa olarak kullanıp ülkeleri karıştırma, terör eylemleri ile yıldırma, korku imparatorluğu kurma, kişinin kendi ülkesinin huzursuz, yaşanılmaz yer olduğu algısı oluşturma çabası sergiliyorlar. Sonra mı o ülkenin her şeyinden yararlanıyor. Her şey derken evet her şeyinden yararlanıyor. Sadece doğal zenginliklerinden değil, insan ticareti, organ ticareti, fuhuş ticaretine… kadar yararlanıyor…
Bu teknik birçok ülkede uygulandı, uygulanıyor. Bu teknikte başarılı da oluyorlar. Zaten iç çekişme içinde olan Müslüman ülkedeki insanlar, bu terör olayları ile pes etme noktasına getiriliyor. Bu yöntemleri bizim müttefik dediğimiz ülkeler olanca güçleriyle Türkiye için yapıyorlar. Fakat Türkiye’de hiç beklemedikleri bir mukavemetle karılaştılar. Bu savaşlarını daha da arttırdılar. Fakat bilmedikleri hesap edemedikleri bir geçmiş genetiğimiz var. Hani bizim unutmak istediğimiz silmek istediğimiz, mirasını reddetmek istediğimiz, dini değerlerden uzaklaştığımız miras. O miras bizi koruyor… o mirastan beslenmeye devam ediyoruz, her ne kadar biz onu zamanında millet olarak reddet sekte.
Artık o mirasımızı, geçmişimizi hatırlamamız gerekiyor. Ayrıca toplumsal iç barışımızın, kendimize güvenimizin yerine gelmesi gerekiyor. Şiddete, teröre karşı esnek hareket etmemiz gerekiyor. Ne kendimizi yiyelim, nefret edelim ne de içimize kapanalım. Bu konuda yazılmış Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın yazısını beşinci sayfada yer verdim. Okumanızı tavsiye ederim.
Bir yılda yaşadığımız terör olayları, savaş halleri, darbe girişimleri, psikolojik, ekonomik, sosyal, askeri, siyasi her türlü harpler sergileniyor. İnsanımız üzerinde ülkesine güvensizlik, sinirlilik hali, yalnızlık hissi, kendi içine kapanma, kendi içine çekme sonrada patlama halleri, şizofren insan, şizofrenik toplum oluşturma gayretleri olabildiğince yoğunlaştı…!
Ülke olarak, bu ülke insanları olarak bu savaş halini ve terör olaylarının varlığını kendi bilincimiz ve toplum bilincimize yerleştirmemiz gerekiyor. Böyle bir durumu yokmuş gibi yapmamız, bize daha da zarar verir. Dinimizi, iyi huy ve ahlaklarımızı unutmamamız, yaşamaya çalışmamız gerekiyor. Dinimiz kadar barışçı, ahlaklı ve ilerici hiçbir din yok. Bize dinimizi kötüleyerek dinsizleştirme ve ahlaksızlaştırma operasyonu yapılıyor. Biz dinimize, kitabımıza, peygamberimizi hatırlar sahih din inancı ile yaşarsak yapılan bu savaşı boşa çıkarırız. Toplumsal ve kişisel hastalıklarımız iyileşir. Fırtına içinde sakin liman oluruz. Artık dine dönüş, hakka dönüş vaktiniz gelmedi mi?

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık