TERBİYESİZLİK DEYİNCE!..


26 Ocak 2012 Perşembe 13:15
Kusura bakmazsanız konuya argo tabirle “bodoslamadan” gireceğim. Türkiye Gazetesinin “Gardaş Gazığı” diye atmış olduğu başlık beni rahatsız etti sebebi ise anlayacağınız gibi.  “Komşularımızla sıfır sorun” derken çok şükür, şu an “sorunlu” olmadığımız tek ülke kalmadığı can ciğer olduğumuz “Azerbaycan” ı küstürdüğümüz yetmiyormuş gibi bir de yermekteyiz. Daha önce de temas etmiştik. Her fırsatta aleyhimizde olan düşmanlığın en daniskasını yapan yaşlılarımızın tabiriyle “kıçı kırık” Ermenistan için her platformda bizi destekleyen “Biz İki Devlet, Bir Millet” olduğumuzu defalarca deklare eden Azerbaycan, Türkiye Gazetesinin yazısına göre “Aliyev, son iki yıl’da Ankara’ya karşı adeta soğuk savaş ilan etmiş…”
Aynı minval üzere daha da önce, Yeni Şafak’ta 17.01.2012’de başlık “Azeri Gardaş sen hardasan”  sonrasını basından takip etmeye çalışıyorum. Yazılanlardan anladığıma göre devreye Azerbaycan İstanbul Başkonsolosu girer. En başta “Azeri yok biz TÜRK’üz”  Fransa’nın yapmış olduğu edepsiz lik karşısında Fransa’nın Bakü büyükelçisi Azerbaycan Dışişleri Bakanlığına çağırılarak kendi hükümetine iletilmek üzere bu konuda nota verdiklerini ve hatta AGİK Minsk Grubu eşbaşkanı olarak Fransa’nın bundan sonra tarafsız olamayacağını belirttiklerini söylemiştir.
Yukarıda adı geçen gazetelerin savunmaları ise” bu haberleri Azerbaycan’da yayınlanan bir gazeteden aldıkları” üzerine. Tamam fakat bu gazete Sayın Konsolosun ifadesine göre “marjinal” yani bizde de aynıları bulunan, bizi dışarıya “gammazlayanlar” gibi.
Şimdi içimizden bizlere düşman olanlar nasıl olurda yetişir, Ayrıca bu kadar fazla olabilir? Düşüncesinden yola çıkarak bazı notlarımı tekraren gözden geçirdim. Burada gayet yerinde teşhisler konulmuştu mesela “aydın yabancılaşması” çıktığı toplumu arkadan hançerleyen aydın tipi. Bu tip aydın hemen, hemen her ülkede olabilir diyebilirsiniz amma bizde istisna olarak her şeyde olduğu gibi onun da enflasyonu var. Yani her ülkeden kat be kat fazla. Bu tipler bizden yem yerler fakat yumurtlamaya gelince başkasının yani düşmanımızın folluğuna yumurtlamaktalar. Maalesef bizde bunlardan oldukça da fazla. Bunlar gibiler başkaları tarafından beslenirler amma o başkaları bunlar gibileri yanlarında istemezler. Çünkü gün gelir onları da satacakları belli olduğu içindir. Böyleleri çoğunlukla para için memleketlerini satarlar amma bazı istisnaları da vardır bunlar kandırılmışlardır. Bir grup da vardır ki kendilerini bu Ülkenin dışladığını yok saydığını sanırlar. İşte bunlar da dış mihraklarca kullanılmaktadırlar fakat farkında değillerdir. Asıl hazin olan da budur. Kendi içlerinden çıktıkları topluma bir hiç yüzünden dini veya milli bir yorum farkından dışlandıklarını sanırlar.
Şimdi gelelim Fransa’nın “diyet” ödediği konusuna. Evet Fransa Ermenilere bu yolla diyet ödemektedir. Sebebi gayet basittir. Osmanlı aleyhine kışkırttığı Ermenileri “tehcir” sırasında yalnız bırakmış hiçbir yardım yapmamış, sonrasında onları önce Fransa’ya kabul ederek Türk Toprakları paylaşır ken yine Ermenileri “örgütleyerek” ve silahlı güç olarak ordu bünyesine alarak. Şimdilerde “sözde soykırım” hakkında aleyhimize ne mel’anetler varsa destekleyerek karşımızda yer almıştır. Bu düşmanca tavır karşısında biz ne yapmışız? Onların NATO ya girmeleri için onay vermişiz.
 Peki, hani denir ya “eğri oturup doğru konuşalım” Hocalı katliamında ölenlerin daha kanları kurumadan biz Ermenistan’a kapı baca açmaya kalkmadık mı? Tamam, açalım amma hiç olmazsa Ermenilerin Karabağ’dan çıkılmasını şart koşamaz mı idik? Yanılmıyorsam Azerbaycan’la da maç yapmıştık ama biz can düşmanlarımızla en üst seviyede maç izledik. Bütün bunlar yetmemiş gibi buradaki yani Bursa’daki maçta ise “bence” daha da büyük terbiyesizlik yaparak seyircilerdeki Azerbaycan bayraklarını toplattırarak çöp tenekesine attık.  Bu işi de her fırsatta düşmanlıklarını esirgemeyen Ermeni darılmasın diye yaptık. Pardon bir de “hepisi Ermeni” olanlar da var ya, yani kanı şüpheli olanları da maazallah darıltmaya gelmezdi.  Geçen gün Milliyet’ten Ercan Akyol’un yapmış olduğu karikatür tam bu işe uygundu görmeyenlere tasvir edebilirim.(Yaşlı kadın gazete okumakta manşette “Türk lere Özel bir Geneom Bulunamadı.” Yazısını belli ki kocasına okuyor. Koca TV seyretmekte ekranda ise “hepimiz Ermeniyiz” yazan pankartlar taşıyan lar var. Adam cevap verir.  “Bulunamaz tabi hepimiz Ermeniyiz” 
Bundan sonra Dink cinayetine temas etmeden olmayacak. Elbette bu bir cinayettir. Burası tartışılmaz bile amma garip olan şudur.  Dink cinayetinin hemen ardından o kadar ahalinin pardon Ermeninin pankartlarla meydanı doldurmasıdır. Tamam, hepinizin mayası bozuk bu kabul edilebilir fakat bu kadar çabuk ve pankartlarla gelmeniz! Acaba diyorum bu hadisede sizin de mi parmağınız var? Ta başından beri bunu düşünmeden kendimi alamamaktayım.
Bakın bir şey daha var ki bu defa da Genel Kurmay Başkanımızın “ikinci resmi dil ve diğer söylemlere” karşı çıkınca birileri tarafından hedef haline getirildi. “Siyasi maksatla demeç vermek ve yargı görevi yapanı etkilemekle” suçlanmaktadır.  Terörist elebaşları her türlü demeç vermekte hatta içeride olduğu halde bir beis olmayacak ama bir  komutan bu konudaki fikrini beyan edemeyecek öyle mi? Eh pes doğrusu!...

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık