İsa DOGAN

Tarihin Gölgesinden Kaçamazsınız!


İsa DOGAN
30 Nisan 2012 Pazartesi 15:43
Daha bir asır öncesinde Osmanlının bir eyaleti olan Ortadoğu ülkeleri yıllardır kargaşanın içerisindeler. Osmanlı, yönetirken coğrafi ayrımlar üzerinden değil kültürel ayrımlar üzerinden yönetirdi. Bu sistem bugünün dahi en doğru sistemidir. Emperyalist güçler bu coğrafyaları “parçala, böl yönet” şeklinde tasarladıklarından bir türlü homojen bir yapı oluşamıyor. Irak dediğiniz devletin önemli oranlara sahip etnik ve mezhepsel farklılıkları var. Farklılıklar zenginliktir evet ama kendi içinde uyumlu ise. Bugün bazıları Irak'ın toprak bütünlüğünden bahsederken içeriğini, tarihsel arka planını bilmeden ezbere ifade ediyorlar. Irak'ta toprak bütünlüğü olamaz! Çünkü böyle bir yapıyı barındıracak ne tarihsel birikim ne de toplumsal yapı var. Bir gün patlayacak gibi duran bir Bomba misali oluşturulmuş suni bir devlettir Irak.  Tarihin gerisinden gelen bu ülkelerin halkları son yıllardaki iletişim ve internet teknolojisi sayesinde uyanışa geçtiler. Bu 19 yüzyıldaki gazete ve dergilerle yapılan etkinin günümüze uyarılmış şekli. Dünyada gelişen ülkeler aynı zamanda böylesi sorunları ya olmayan ya da zamanında çözmüş olanlardır. Eğer bu değişim durdurulamıyorsa -ki durdurulamaz- o halde değişimin yanında olmak değişimi doğru kanallara kanalize etmek dünyada tarihsel bağlarından dolayı ilk önce Türkiyenin görevi olmalıdır, Fransa'nın falan değil.
Yok, eğer sırtınızı dönüp "bana ne " derseniz. Oluşacak değişimin gelecekte ne yangınlar çıkaracağını bilemezsiniz.  Irak parçalanacak! Evet, bu bir realite artık. Dünya bunun olacağının farkında. O halde bizim yapmamız gereken bu parçalı yapıdan Türkiye’nin nerede duracağını milli ve de tarihsel gerçeklerimizle öngörmek ve doğru pozisyon almaktır.  Oluşacak bir Kuzey Irak Kürt devletini hazmedebilecek miyiz?  Bu kaçınılmaz bir gelecek olarak karşımızda durduğuna göre artık ön yargılarımızı bir yana koyup bu geleceğin neresinde duracağımızı konjonkturel bağlamda pozisyon alarak değil ilkesel olarak durduğumuz yerin doğru olup olmadığını iyi düşünmemiz gerekecek. Yani başkalarının ne dediğini beklemek ile değil, bizim bu realitenin karşısında ne düşündüğümüz önemli. Artık çok uluslu devletlerin devri kapandı. En son Sovyetler Birliği ve Yugoslavya dağıldı. Yani kısaca artık çok etnikli ve kültürlü yapılar bir arada tutmuyor. Bu gerçeğin ışığında gelecek olan gerçekleri görmezden mi geleceğiz? 
Eğer Kuzey Irakta bir bağımsız devlet kurulacaksa ve de bu kaçınılmaz ise bu bizim kontrolümüzde olmalı. Yoksa bölgede düşman sayımız eksilmek yerine artar. Dünyanın eski dünya olmadığını güç denkleminde ekonomik gücün ve refah seviyesinin ön plana çıktığını görerek on yılların siyasi ve askeri bakış açısıyla değil tarihsel, kültürel, ekonomik açılardan bakmalıyız.  Bizim nüfuz alanımızda başkalarının düdük çalması dönemi kapandı, kapanmalı da! Bugün kendi içimizde yaşadığımız çelişkinin en önemli nedeni geçmiş on yılların getirdiği ürkek dış politika anlayışı. Çocukluk korkularımızın devam etmesi yani. Ama artık çocuk büyüdü. Dedelerinden kalan mirasın farkına vardığı gibi kendini yenilerek farkındalığını da geliştirdi.
--------------- 
DÜŞÜNMEK İÇİN BİR DAKİKA! 
Kendinizi ne kadar tanıyorsunuz? Çocukluktan bugüne kadar kim bilir ne hayaller kurdunuz; kahraman oldunuz, çok zengin oldunuz, büyük bilim adamı oldunuz... vs. Hayallerin bittiği yerde başlayan gerçeklerimizden bize kalan tek şey kendi öz benliğimizdir aslında. Öz benliğini tanımayanlar, rüzgarı olmayan yelkenli bir gemi gibi yönsüzdürler. "Herkesin Doktor olduğu yerde çöpçüler kraldır" Kendinizi öz benliğinizin ötesinde bir noktaya yerleştirdiğinizde hayal ile gerçeklik arasındaki dengeyi kaybedebilir, tavuk misali alçaktan süzülmeyi uçmak zannedip yüksekten uçmayı deneyebilirsiniz ki bu sizin sonunuz olur!  Günümüz teknolojisinin getirdiği olanaklar sayesinde insanlar arası ilişkilerin her türlüsü değişime uğramıştır. Değişim çok hızlı ve acımasız olmuştur. İnsanların bu geçiş döneminde yaşadıkları yeniliklerin sayısı insanlık tarihi boyunca yaşanmamıştır.30 yıl öncesinde bilgisayar, telefon yok denecek kadar az ve de erişilmez iken bugünkü teknolojiyi ve de getirdiği yenilikleri acaba kaç kişi hayal edebiliyordu?  Bugünü dünden hayal edenler dünü de ondan önce hayal etmişlerdi. Yani hiçbir şey öyle tesadüfen şans eseri olup bitmemiştir. Dün kaybettiğimiz hayallerin bedelidir bugün kaybettiklerimiz.  Bugünkü reklam dünyası kişilikleri yüceltmek üzerine kurgulanmış: Sizi sandığınızdan yüce ve de zengin hissettirmek için, sizi daha da çok tüketime yönlendirmek için neler neler düşünülüp, tasarlanıyor bilemezsiniz.
--------------------------- 
İnsan, yaşayarak öğrenemeyeceklerini okuyarak öğrenmeli. Her yerde her an mümkün olduğunca okuyun! Kim bilir belki sadece bir cümle ile hayatınızın ekseni dahi değişebilir! Okunmadan yaşanılan hayat hayvanların içgüdüleriyle yaşaması gibidir. Sınırları belli, kuralları belli, düşünmeden, anlamak için gayret sarf etmeden ezbere bir hayat.  Sağlıcakla Kalın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık