SÖZÜN BİTTİĞİ YER -GAZZE-


26 Kasım 2012 Pazartesi 17:21
"Avuçların neden bu kadar soğuk güzel yavrum? Kaskatı kesilmiş yüzün. Minik parmakların dolanıversin boynuma, gülümse... Bombalardan korksun yine gözlerin. Dehşetle ağlasın, çığlıklar koparsın! Hırçın küçüğüm, suskunluk senden uzak olsun!.. Bak, bak ellerime. Günlerdir istediğin ekmek, süt, hepsi var. Neden gözlerini açıp anne acıktım demiyorsun?" feryatlarıyla ekrandan yüreklere kan akıtan Filistinli annenin çaresizliğine ağlıyoruz günlerdir. Mesafeler uzak olsa da aynı duyguları yaşıyoruz onlarla. Tevhit bayrağına sarılı o naçiz bedenin güller arasındaki cesedine yaktığı ağıtlar, yürekleri dağladı. Her yer Filistin, her yer GAZZE oldu bizim için. Rabbimin kahhar ismiyle kahretmesi ilk ve son duamız artık. Dünya misafirhanesine teşrifiyle küçük ruhun Filistinli kadına annelik onuru verilmişti. O küçüğün hüznü annenin hüznü olmuştu. Tebessümü hülyaları oldu annenin. Masumiyetleriyle şefkat davetçisi olmuştu o minikler. Ama hiç bir zaman can emniyeti taşımadılar. Fırsat buldukça yararlandıkları bir eğitimleri vardı. İşgal edilen topraklarında her çocuğun taşıması gereken hayalleri taşıyorlardı sadece. Hür olmak bağımsız ve insanca yaşamaktı onların isteği. Ağaçlara kurulu salıncakları göklere tırmanan uçurtmaları istiyorlardı. Ailesinden her an birini kaybetme endişesi olmadan, adresi olmayan bir kurşuna hedef olma tedirginliği duymadan yaşayabilmekti. Diğer dünyalı çocukların üzerinde bile düşünmediği bir hayattı bu.
O küçük şehidin başındaki vakur, asil duruşuna gıpta ediyorum Filistinli kadının. Okul çantasından çıkardığı sapanını ve ceplerinden dökülen küçük taşları öpüyordu, tekbir getirerek. Bizlerin çeşit çeşit koyduğu beslenmelerin yerine sapan ve taşlar almıştı Gazze’de. 'Asıl anneler sizlersiniz' diyorum... Böylesine vahşi bir işgal ortamında her gün bu gerginliğe tahammül edebiliyorlardı. Onlar islamın ilk kıblesini ve işgal altındaki topraklarını, F16 bombalarına karşı taş ve sapanla savunmaya çalışırken, bizler sıcacık evlerimizde gafletle uyurken, gülerken, yerken Filistin nesli göz göre göre tüketiliyordu. Son 20 yılın en kanlı en vahşi saldırısıydı bu. Son sekiz senede Hamasın tahrik unsuru füzeleriyle Filistinliler 20 İsrailliyi, İsrail ise 2004 den bu yana yüzde doksanı sivil olmak üzere 4000 Filistinliyi öldürmüştü. İsrail’i asıl kıran Filistinlinin ahlaki üstünlükle gösterdiği inancıydı. BU inanç ki, Nisa suresi 74 de şöyle buyruluyordu: " ARTIK DÜNYA HAYATINI AHRET MUKABİLİNDE SATACAK OLANLAR, ALLAH YOLUNDA SAVAŞA ATILSINLAR, VE HER KİM ALLAH YOLUNDA MUKATELEDE BULUNUR DA KATLOLUNURSA VEYA GALİP GELİRSE ONA ELBETTE BÜYÜK BİR MÜKAFAT VERECEĞİZ." Ömer nasuhi bilmen ise tefsirinde şöyle açıklıyordu o mücahidi;
" öyle bir mücahit, niyetindeki ulviyetin semeresini her halde görecektir. artık her islam mücahidi için lazımdır ki kelimetullahi ila için meydanı harpte sabit kadem olsun, galibiyet halinde de, mağlubiyet halinde de yine güzel niyetine mebni mükafat göreceğini düşünerek kahramanlığında devam etsin. FANİ BİR HAYATI, UHREVİ, EBEDİ MÜKAFATLAR MUKABİLİNDE FEDA ETMEK, BİR ZARAR DEĞİL, EN BÜYÜK BİR MUVAFFAKİYETTİR. ARTIK BİR MÜNAFIĞIN BÖYLE BİR FEDAKARLIKTA BULUNMAYIPTA HAYATINI MUVAKKAT BİR ZAMAN İÇİN KURTARMIŞ OLMASI, ÖYLE İDDİASI GİBİ HAKKINDA BİR LÜTUFİ İLAHİ DEĞİLDİR. BELKİ ÖYLE EBEDİ BİR MÜKAFATA LAYIK OLMADIĞININ BİR FANİ NETİCESİDİR.
Ve 75. ayette devamla : " VE SİZİN İÇİN NE VARKİ ALLAH TEALANIN YOLUNDA VE ERKEKLERDEN, KADINLARDAN, ÇOCUKLARDAN, ZAAFA DÜŞÜRÜLMÜŞ OLAN BİR TAKIM BİÇARELER UĞRUNDA SAVAŞTA BULUNMAYASINIZ? ONLAR Kİ: EY RABBİMİZ! BİZİ ŞU AHALİSİ ZALİM OLAN ŞEHİRDEN ÇIKAR VE BİZİM İÇİN KENDİ TARAFINDAN BİR HAMİ GÖNDER VE BİZİM İÇİN KENDİ İNDİNDEN BİR YARDIMCI TAYİN BUYUR DİYE NİYAZ ETMEKTEDİRLER. "  Tefsirinde ise devamla: " artık o gibi zulme maruz kalan ehli imanın imdadına koşmak bir vecibe olmaz mı? Bu zavallı müslümanların bu niyazları indiilahiden kabule karin olmuş, bunlardan bir kısmı az sonra Medine’ye hicret etmiş, daha sonra da islam ordusu Mekke!yi fethederek oradaki müslümanlara eshabıkiramdan ATTAB İBNİ ÜSEYD gibi adaletperver bir vali tayin olunmuştur.
76. ayette ise : " İMAN ETMİŞ OLANLAR, ALLAH TEALANIN YOLUNDA MUHAREBEDE BULUNURLAR. KAFİR OLANLAR DA ŞEYTANIN YOLUNDA HARBEDERLER. ARTIK O ŞEYTANIN DOSTLARINI ÖLDÜRÜNÜZ. ŞÜPHE YOK Kİ ŞEYTANIN HİLEKARLIĞI ZAYIFTIR. "  ........yani; " Onun müminlere karşı mekri, hüdası, cenabı hakkın ehli iman hakkındaki nusretine ve din düşmanlarını kahr ve tedbirine nazaran pek zayıftır, ehemmiyetsizdir. Artık şeytanın keydümekrine kıymet vererek onun dostlarından korkmayınız. her halde Hak Teala’ya itimat ve iltica ederek ONDAN NUSRET VE MUZAFFERİYET bekleyiniz.
Bu ayetlerin üzerine söylenecek bir sözün kalmadığını düşünüyorum. Sözün bittiği yer FİLİSTİNİN ŞANLI DİRENİŞLİRİDİR. Lübnan’dan mısıra ıraktan yemene kadar bütün dünya(!) bu şanlı direnişin destekçisidir. SELAM SİZE EBU CEHİLLERE DİRENEN MÜCAHİTLER! SELAM....

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık