ŞEFFAFLIK!..


12 Şubat 2012 Pazar 16:20
Şeffaf ve “ileri demokrasi”  deniliyor ama bilhassa son zamanlarda kafamı meşgul eden karanlık ve anla yamadığım bir demokrasi anlayışı süregelmektedir. İşte bunlardan bazıları: Sayın Başbakanımızın Sayın Büyük anıt ile yapmış olduğu “Dolmabahçe” görüşmeleri halen zifiri karanlıktadır. Peki, şu ifşa edilen “Oslo” görüşmeleri hâlâ sisler arasındadır. Hatırlarsınız aranan yerlerden “çuvalla” doküman bulunmuştu peki bunların akıbeti ne âlemde. Yoksa hâlâ tasnif mi edilmektedir?  Şu son günlerde “Wikileaks” belgelerine göre Türk Polisi bazı soruşturmalara ait (Ümraniye)” brifing” vermiş imiş.
Şu sıralarda basından takip edebildiğim kadarı ile brifingi veren şuydu yok buydu tartışması alabildiğine devam etmektedir. Herhalde şu “şeffaflık” bu galiba bakın yabancı devletlere bile bütün sırlarımızı paylaşmak tayız fakat yurt içinde bizlere bunlar hâlâ muamma. Şu Uludere olayı da bu hengâmede güme gittiğinin resmidir. Yani istihbaratın nereden geldiği yani MİT verdi yok ABD nın insansız uçaklarından alındı hayır yanlış biliyorsunuz asıl istihbarat İsrail tarafından verilmişti. Bu “şeffaflıkta” bu kadar bilgi kirliliği, pes doğrusu.
Şimdi gelelim şu son hadiseye ve yorumlara MİT Müsteşarı Özel yetkili Savcı tarafından bilgisine baş vurulmak üzere Savcılığa davet edildi ya,”bu mevkideki biri böyle uluorta davet edildiğinde görevli olduğu kurum itibarsızlaştırılıyor” diyenler var. Peki, TSK yani “Türk Silahlı Kuvvetlerine” reva görülenlere ne demeli? Bu kurum  “baca kurumumu?” Bence her iki kurum da bu gibi muamelelere muhatap edilmemeli idi. Fakat suçlu olanlar da cezalarını elbette çekmelidirler. Suçlular böyle uluorta değil de daha gizli, gece yarısı operasyonlarından ziyade sıkı bir istihbarat ve araştırılarak hiç kimsenin bu konuda sözü kalmamalı idi. Bu gün bunlar böyle mi? Pek çok kimse içeride uzun zamandır yatmakta, hatta seneler olmuş fakat daha iddianameleri dahi hazırlanmamış, dahası suçlarının ne olduğunu dahi öğrenemeyenlerin olduğu ileri sürülmektedir.
Bütün bunların doğru olmadıklarını umalım, tamamı da muhaliflerin iddiaları olduğunu var sayalım. Ama hiç de öyle değil maalesef pek çoğu ayniyle vaki. Yok, böyle bir yargılama ne adalete, ne insanlığa ne de demokrasiye sığar.
Bakın MİT Müsteşarının ifadesine başvurulmasını çeşitli gazete ve gazeteciler başka, başka yönlerden ele almışlar. Başbakan Yardımcısı Sayın Bozdağ “işlenen bir suç yok, yapılan vazife var.” Derken Ali Bayramoğlu bu konuyu şöyle yorumlamış “ Başbakanın görevlendirmiş olduğu bir yetkiliyi “şüpheli” sıfatı ile ifade vermeye çağırmak, hükümetin  ‘ifadeye’ çağırılması ile eşdeğerdir.”  Derken, Cüneyt Ülsever ise bütün bunlar “Başbakanın Cumhurbaşkanlığına soyunması ile ilgilidir.” Hürriyet’ten Metehan Demir daha da ileri giderek “Bu durumda Sayın Başbakanın bile ifadesine başvurulabilir” tahmininde bulunmuştur.  Bir başka yerde  “aslında bu bir “iktidar savaşıdır” bu ise bu gün değil aslında bu mesele hükümetin Cumhurbaşkanlığında Sayın Gül’e mecbur bırakılması ile başlamıştır”  gibi pek çok görüş ve iddia ileri sürülmektedir.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık