İsa DOGAN

Seçimlere kadar daha neler göreceğiz?


İsa DOGAN
18 Mart 2014 Salı 14:02
Değerli Dostlar,
Ne zaman huzurlu bir ülke oluruz?
Ya uslu durup büyüklerin sözünü dinleyip ve az ile tamah edip büyük hedefler peşinde koşmayarak!
Ya da ulusal bütünlüğümüzü tüm engellere rağmen sağlamlaştırarak!
Aç insanlar için ulusal bütünlüğün pek bir önemi yoktur. Çünkü insan tabiatı gereği önce kendi temel ihtiyaçları için savaşır. Altyapı, üst yapı eksiklerimizi giderip, refah düzeyimizi artırıp, gelişmiş ülke seviyesine çıktığımız zaman bireylerin devlet ile olan ilişkileri daha  kurumsal olur.
Bugün dünyanın neresinde toplumsal karışıklıklar var ise, oralar gelişmemiş ülkelerdir.
Neden?
Çünkü gelişmemiş toplumlar eksikleri olan toplumlardır. Eksiklikler ise toplumların en büyük zaaflarıdır, zaaflar ise toplumların huzursuzluklarıdır.
Sanayi devriyle beraber sanayileşen ülkelerde tarımdan toplumundan fabrikalara doldurulan insan kitleleri işçi sınıfını meydana getirmişlerdi. Kapitalist sistem yüksek karlılık üzerine yürüyen bir sistemdir. Bu nedenle işçi maliyetlerini düşük tutmak için bugün aklımızın alamayacağı şartlarda insanlar çalıştırıldı. Yüksek karlar sermayeye dönüşüp tekrar tekrar fabrikalaşınca toplumun en büyük sınıfı işçi sınıfı oldu. Bu süreç sendikalaşmayı da beraber getirdi. Sanayileşen ülkelerdeki güçlü işçi sınıfları artık kötü şartlarda ve düşük ücretlerle çalışmayı mümkün kılamıyordu. Zaten üretimin sürekli artmasıyla işçiye olan talepler de artış gösteriyordu. Bu durumda sanayileşen Batı, kendi toplumsal refahı ve huzuru için, ulusal bütünlük için kendi işçi sınıfının refah seviyesini yükseltip aradaki maliyet farkını dışarıdan telafi etme yoluna gittiler. Yani sorunlarını dışarıya aktardılar. İşte bu sömürgeleşmeyi ve büyük çok uluslu şirketleşmeyi getirdi.
Bu kısa tarihçeyi neden yazdım?
Batı kendi iç huzuru için sorunlarını dışarıya aktarmışken, bizim ne böyle bir şansımız ne de kültürümüz var.
En basit örnek: İsrail
Batı, içindeki Yahudi sorununu, sorunu Ortadoğu’ya atarak halletmiştir.
Bizim başkalarını sömürme kültürümüz yok ama başkalarıyla birlik olma kültürümüz var. Bu kültür ile daha müreffeh bir dünya inşaa edebiliriz.
Bunun için öncelikle tarihsel hafızamızı canlandırmamız gerekiyor. Biz küçük hedeflerle yaşayacak bir toplum değiliz. Biz olimpik yüzücüyüz bize okyanus lazım, küçük derelerde yüzemeyiz.
Dün biri öldü. Sokaklar savaş alanına döndürüldü.
İnsanı sevmek, insana değer vermenin ölçütü sokakları savaş alanına çevirmek midir?
Bir yerde yüzlerce insan ölür, kimse görmez ve önemsemez.
Ama bir yerde bir insan ölür ve eğer o ölümde devletin kazaen de olsa parmağı varsa ortalığa bir sürü ölü sevici çıkıverir.
Olan yine halka olur, huzur diye bir şey kalmaz!
Aslında maksat da toplumun huzurunu kaçırmaktır.
Daha bir kaç gün önce 4 Polisimiz ve bir askerimiz şehit oldular.
Hani nerede o insan seviciler?
Olmaz!
Çünkü buradan toplumu devlete karşı provoke edemezler.
Buradan onlara ekmek çıkmaz!
Tüm bunların dışında zamanlama da önemlidir. Bu ülkede geçmişte binlerce “Berkin” öldü. Aralarında zamanlama itibariyle uygun olanlar kullanıldılar, uygun olmayanlar ise unutuldu gitti.
Toplum olarak, devlet olarak eksikliklerimiz tabi ki var ama bu eksikliklerimizi başkalarının artıları yapmayalım derim.
---------
BERKİN ÖLDÜ, ÖLÜ SEVİCİLER HAREKETE GEÇTİ!
Ben Berkin’ i hiç görmedim ve de bilmem. Medyanın manşetlerine konu olmasaydı hiç de bilmezdim.
Sonuçta elinde sapan da olsa, Molotof  da olsa  insanların, çocukların ölümüne hepimiz üzülürüz.
Berkin kazaya kurban gitti. Ama Suriye’de, Filistin’de kasıtlı olarak on binlerce insan öldürülüyor.
Gelin  bir tek Berkin için değil tüm mazlumlar için, insanlık için beraber ağlayalım.
Ama şunu unutmayın!
Medya’nın manşetine konu olan haberin mutlaka bir getirisi hesaplanmıştır. Kimseyi hele hele berkin gibileri bedavaya manşet yapıp, yazı yazdırmazlar!
 
Gezi eylemleri sırasında estirilen teröre karşılık atılan gaz bombasıyla  yaralanan “Berkin” hayatını kaybetti.
İşte  tam bu andan itibaren ölüm haberini bekleyen fırsatçılar “Berkin”in ölümünü terör estirerek, başkalarının hayatını hiçe  sayarak kutlamak için harekete geçtiler.
Aslında amaçları  Gezi’de yarım kalan işi  taze bir kıvılcım ile alevlendirmek.
Maksat belli: ülkeyi seçimlere varmadan kaos ve şiddet sarmalına sokup mevcut siyasi karmaşadan istifade ederek sokak darbesi yapmak.
Şurada seçimlere 19 gün var  ama sandıktan umutlarını kesmişler!
Her yoldan her cihetten sandık dışı yöntemlere başvuracaklardır.
 
Sokakları savaş alanına çevirenler, Berkin’i sevdiklerinden değil onu devlete karşı sembolleştirdikleri için terör estiriyorlar.
------------
Erdoğan’sız bir Türkiye  kaos demektir
AK Parti olmasa Güneydoğu ve Doğu anadolu’nun büyük çoğunluğundan  BDP %90 ile çıkar!
İşte o zaman bölünme korkusunu yaşarız!
Soğuk savaşın bitmesiyle dünya belli bir süre belirsizliğe doğru sürüklendi. Kimse tam anlamıyla strateji ortaya koyamıyordu. Bu belirsiz dönem sırasında Dünya Yugoslavya ve Kafkaslar’daki krizlerle meşgul oldu.
Bu dönemde Türkiye de rotasını şaşırmış, kendi içinde terör ve faili meçhul cinayetler ile uğraşıyordu. Bizim bu zayıf ve güçsüz dönemimizde dünyanın ilgisi üzerimizde olsaydı, içinden çıkılamaz sorunlar yaşardık. Belirsizlik döneminde   sorunlarımızı halının altına süpürerek hallettiğimizi zannetmiştik
 
 
BDP, AK Parti’yi aslında Erdoğan’ı Kürt oylarını böldüğü için sevmiyor. Çünkü eğer Kürt oyları blok halinde %90’lara varıncaya kadar siyasi Kürtçülüğe giderse, Dünyaya verecekleri mesaj bugünden çok daha farklı olabilirdi.
Aklınızı başınıza alın ve Türkiye’de dengelerin hassaslığını algılamaya çalışın.
Dünya yeni bir küresel dönüşüme doğru giderken en büyük şansımız her anlamda  istikrarlı bir ülke olmamızdır. Kafkaslar ve Ortadoğu bu kadar karışıkken sürekli gelişen bir ülke olmamız çok önemlidir.
Bugün Türkiye’nin ve bölgenin en büyük şansı Erdoğan’dır!
Muhalefetin başarısızlık kriteri nedir?
Seçimde kaçıncı olmak, bir önceki seçimden kaç puan geride olmak, iktidar ile olan makas açıklığı ne kadar olmalı?
İkincilerin birinci, üçüncülerin en azından ikincilik hedefi olmalıdır!
Bunların hiç mi böyle hedefleri yoktur?
Bu ülkenin en önemli sorunlarından biri de Erdoğan’ın  yalnız ve alternatifsiz bırakılmasıdır.
-------
ŞU SEVİYESİZLİĞE BAKIN!
“Adı şaibeye bulaşmış bir kişi Başbakanlık koltuğunda oturamaz. Adı ‘başçalan’a çıkmış bir kişi Başbakanlık koltuğunda oturamaz. İstifa etmesi lazım, çekil kardeşim. Kaç liraya gözün doyuyor Allah aşkına, açıkla dünya çapında kampanya yapacağım. Bu milletin yakasından düş kardeşim.”
Bu cümleyi Türkiye’de sandıktan umudunu kesmiş bir Ana muhalefet lideri söylüyor.
Bu kadar seviyesizlik, bu kadar politika fakiri olunmaz!
Sen benim seçtiğim lidere bu kadar çirkin hakaret edemezsin!
%50 %25’den büyüktür!
Bu kadar çirkinleşmek yerine  şurada sandığa 19 gün kalmışken çalış be kardeşim çalış!
Bu kadar ucuz mu ki, sadece iftira ile proje üretmeden kapıların açılmasını beklemek?
Demokrasi diye dilinizde tüy bitmiyor, şurada seçime az zaman kalmışken nedir bu çirkeflik?
O kadar mı umutsuzsunuz?
O kadar mı çaresizsiniz?
Bu halk kimin üzerine kir  bulaştığını çok iyi görüyor!
Bu halinizle, bu milleti görmezden gelmenizle bir asır da geçse, tek başınıza da kalsanız, bu halk sizi iktidar yapmayacaktır.
--------
“Diktatör Kim'e sandıktan yüzde 100 destek”
Bir gazete yukarıdaki haberi  Erdoğan’a karşı kinayeli bir şekilde internet gazetesine koymuş!
Hala akıl tutulmasından kurtulamadılar!
Sen git de K Kore’de burada yaptığın haberleri yap bakalım, seni ne yapıyorlar!
Bu tür haberlerle sandığı önemsizleştirmek, değerini düşürmek istendiği çok açıktır.
Milletin kararlarına bu kadar güvenen bir lidere  hala diktatör yaftası yapıştırılmaya çalışılıyor.
Sıkıysa gidin K Kore’de o diktatöre hırsız deyin!
Asarlar sizi!
Bu milletin ne istediğini hala anlamadınız değil mi ?
Hala halkın Erdoğan’a neden bu kadar destek verdiğini anlamadınız değil mi ?
Bu saatten sonra da anlamanızın bir kıymeti yoktur.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık