Risk Nedir? Risk Almak Ya Da Almamak


23 Şubat 2011 Çarşamba 14:57


Konuya sıkça anlatılan bir olayla girelim.
Üniversitenin birinde İstatistik hocası final sınavında öğrencilere tek bir soru sorar ;
—Risk nedir, anlatınız?
Öğrencilerin tamamı bu soruyu örnekler vererek kapsamlı bir şekilde cevaplandırmıştır. İçlerinden bir tanesi hiçbir şey yazmayıp cevap kağıdının en alt kısmına sadece “risk işte budur hocam” yazıp boş kağıdı teslim eder. Birkaç gün sonra sınavla ilgili notlar okulun panosuna asılır. Sınıfın büyük bir ekseriyeti bu sınavdan düşük not alırken bir tek boş kağıt veren bu öğrenci (100) yüz tam not alır ve bu dersten sınıfı geçer.
Aradan 6–7 ay geçer. Hoca yine başka bir sınavda aynı soruyu sorar.
—Risk nedir, anlatınız?
Aynı öğrenci yine hiçbir şey yazmadan cevap kağıdının en altına “risk işte budur hocam” yazar ve boş kağıdı hocasına teslim eder. Sınav sonuçları açıklanır ve bu öğrenci bu sınavdan (0) sıfır alır. Öğrenci aldığı bu nota itiraz eder. Aynı soruya daha önceki sınavda aynı cevabı yazarak 100 aldığını, şimdi ise sıfır almasına bir anlam veremediğini söyler.
Öğrencinin anlam veremediği bu duruma hocası güzel bir anlam vermiştir;
-Bir kimsenin aynı riski başka bir zamanda ikinci kez alması aptallıktır evladım der.
Bu girişten sonra risk ne demektir? Kısaca değinelim.
Risk, belirli bir zaman aralığında, hedeflenen bir sonuca ulaşamama, kayba ya da zarara uğrama olasılığıdır[1]. Buradan anlaşılacağı üzere risk tanımında gelecek ve bu geleceğin tam olarak bilinmezliği söz konusudur.
Maden risk gelecekle ilgili ve geleceğin bilinmezliğinden kaynaklanan bir olgudur. O zaman risk yönetilebilir mi? sorusu ile karşı karşıya kalmaktayız.
Risk yönetilebilir. Bunun için hızlı ve rasyonel kararlar almak gerekir. Riski sıfırlamak elbette mümkün değildir. Ancak kayıp ve zararı en aza indirmek imkan dahilindedir.
Risk yönetimi ile ilgili kurumsal kimliğe sahip olan kurum ve kuruluşlar profesyonelce hareket etmektedirler. Gelecekteki muhtemel tehdit ve tehlikelere karşı dayanıklılık veya simülasyon testleri yaparlar. Yapılan bu testler neticesine zayıf yönlerle ilgili erken tedbir alınmasını ve alınan bu tedbirler sayesinde kayıpların en aza indirilmesini veya buradan fırsatlar yaratılmasını sağlarlar.
Bu imkana sahip olmayan vatandaşları ve küçük yatırımcıları belli bazı konularda bilgilendirmenin yararlı olduğunu düşünmekteyim. Unutmamak gerekir ki bilgi ve sevgi paylaşılırken büyür, üzüntü ve acılar ise paylaşıldıkça küçülür.
Geçmiş dönemlerde dövizle ev alan sabit gelirli vatandaşların devalüasyonun etkisiyle kurlar artmış buna bağlı olarak da borç yükü artmıştır. Yine bu dönemlerde bir çok ithalatçı firma döviz pozisyonu açığı nedeniyle iflas etmiştir.
Küreselleşen dünyada ülke sınırları neredeyse siyasal anlamda söz konusu olmaktadır. Ekonomiler bir birine entegre olmuştur. Mal ve hizmet ile sermayenin dolaşımı serbestleşmiştir. Uluslararası bir çok örgüt ve mahkemeler kurulmuştur. Bunlar bağlayıcı kararlar verebilmektedir. Gelişen dünyada herhangi bir ülkede bir kriz veya istikrarsızlık olsa diğer ekonomilere de domino etkisi yapmaktadır. Nitekim geçen yıl ABD’de başlayan kuş gribi hemen dünyanın dört bir tarafına yayılmıştır. Ülkeler bu hastalığa karşı milyarlarca dolarlık sağlık harcaması yapmıştır.
Hiç konuşmayan insan yalan söylememiş olur. Hayatta hiçbir şeyin garantisi yoktur. Her şey ihtimaller dahilinde gerçekleşmektedir. Uzak bir ülkeden turistik amaçlı gelen bir turistin başına eski bir binanın balkonunun düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi, yolcu otobüsünün durakta bekleyen yolculara dalması, denize yüzmek için giren birisinin boğulması, şofbenden veya sobadan çıkan zehirli bir gazın öldürmesi vs. Hepsi de yaşamla ilgili risklerdir.
Hiç risk almamak bir nevi yaşamamak demektir. Risk alınmayan bir hayat monotondur. Değişime ve gelişime de kapalıdır. Hayatta bir şeyler elde edebilmek için sonucu iyi analiz edilmiş makul riskler alınmalıdır.
Tehdit ve tehlike kaygısı bazı hizmet sektörlerinin devreye girmesini de beraberinde getirmiştir. Bunların en önemlisi sigorta şirketleridir. Sigorta şirketleri muhtelif risklere karşı ev, işyeri, araba vs. sigortalamaktadır.
Dış ticaret işi yapan bir çok işveren döviz kurunun ileriki dönemde yükselmesinin veya düşmesinin etkisinden olumsuz etkilenmemek için forward işlemi yapmaktadır.
Bu uygulamaların hepsinden de anlıyoruz ki geleceğin bilinmezliğine bağlı olarak kayıp ve zararı en aza indirmek için şimdiden tedbir alma veya bir nevi riski yönetme yöntemleridir.
Tarihte belki de nice zeki insanlar risk almadıklarından başarılı olamamışlar ve unutulup gitmişlerdir. Analizi iyi yapılmadan alınmış riskler de insanlara büyük bedel ödetmiştir.
İslam tarihinde Tarık Bin Ziyad, ordusu İspanyayı fethetmek için Cebeli Tarık Boğazı’nı geçtikten sonra gemileri yaktırması. Fatih Sultan Mehmet’in “ya ben İstanbul’u alırım ya da İstanbul beni” demesi. Kurtuluş harbinde art arda savaşlardan harap ve bitap düşmüş yüce milletimizin yeniden ayağa kalkıp bağımsızlık mücadelesi verebilmesi amacıyla Sivas Kongresi’nde Atatürk tarafından “Ya istiklal, ya Ölüm” parolasının denmesi. Çanakkale’de dünyanın en güçlü ordularına karşı “Çanakkale geçilmez” denmesi. vs..
Çanakkale geçilseydi ne olurdu? Türklerin ve İslam aleminin durumu ne olurdu? Müthiş bir bedel ödenmiştir.
Merhum Mehmet Akif Ersoy Çanakkale harbi ile ilgili ne diyor.;
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.
Buradan da anlaşılacağı üzere bir şeyler yapılmışsa bir şeyler de göze alınmıştır. İleride daha büyük bedeller ödenmemesi için bu mücadele verilmiştir. Bu gün çalışmayan, üretmeyen gelecekte bu bedeli daha fazla çalışarak, daha fazla mücadele ederek ödemek zorunda kalır. Bunların hepsi ağır risklerdir. Ama alınan bu riskler tarihin gidişatını değiştiren büyüklüktedir.
Risk kavramını aşağıdaki sözler en güzel biçimde ifade etmektedir. Başka söze ne gerek.
Gülmek, “SAF” denme riskini göze almaktır.
Ağlamak ise, “DUYGUSAL” görünme riskini...
Birine yakınlaşmak, “KENDİNİ KAPTIRMA” riskini,
Duygularını açmak, “KENDİNİ ORTAYA KOYMA” riskini,
Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise, “ONLARI BAŞKASINA KAPTIRMA” riskini göze almaktır.
Sevmek, “KARŞILIK GÖREMEME” riskini...
Yaşamak ise, “ÖLME” riskini göze almaktır.
Umutlanmak, “HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA” riskini
Çabalamak ise, “BAŞARISIZ OLMA” riskini göze almaktır...
Ama riskler yaşanmalıdır,
Çünkü hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır.
Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir
Ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez
Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken, bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder[2].
Saygılarımla


[1] http://www.tcdownload.org/ekonomi-amp-iktisat-amp-islt/29770-risk-nedir-risk-yonetimi-metodlari.html
[2] http://nedir.antoloji.com/risk/

Reşit Canik
Şube Müdürü
T. Halkbankası A.Ş.
Soğanlık Şubesi/İstanbul
GSM :0505 756 93 38
@:Resit.canik@halkbank.com.tr


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık