Kaya KILIÇ

Paranoyak oldum galiba


Kaya KILIÇ
5 Temmuz 2011 Salı 22:32
Aklımdan hiçbir şey geçmeden; kimlerle oturup, kimlerle ne konuşacağım diye düşünüyorum. Sabah bir televizyonu acınca haberlere bakıp, acep bugün hangi insanlar neyle suçlanıp gözaltına alınacak veya bunların içinde tanıdıklarımız var mı diye düşünüyorum. Allahtan namı değer biri değiliz Allah’tan; bizi kim ne yapsın ki? Ama yanlış düşünmüşüz, herkesin bir tanıdığı oluyor ister istemez. Geçtiğimiz günlerde bir dostumu arıyorum, ne var ne yoktan sonra siyasi bir şaka yapıyor; daha lafımı bitirmeden arkadaş lafımı kesip, bekle yanına geleyim diyor ve söylediğine şok oluyorum.  Benimle telefonda şaka yapma lütfen telefonum dinleniyor, falanca günde ifade vermeye gideceğim diyor. Allah, Allah deyip şaşkınlığımı belirtiyorum. Yine bir şakayla kapatıyorum ama içime dert olmuyor da değil yani. “Ergenekon bize kadar geldiyse bu işin cılkı çıkmıştır” diye.
Birileri sapla samanı birbirine karıştırıyor. Her söylenen, her aklına gelen ve her elinde yetki olan pervasızca görev adı altında zulüm yapıyor. Pardon filmini seyredenleriniz vardır sanırım. Seyretmediyseniz lütfen seyredin derim. Bugünlerde harbi, harbi yaşanmaya başladı ve kimin pardon diyeceğini de merak ediyorum. Pazar günü ziyaret ettiğim eski öğretmen arkadaşlarımdan birisiyle muhabbet edip iki çay içelim istedim. Bir şartla senle muhabbetle çay içerim, aksi halde hal hatırın dışında sadece çay içeriz dedi. Meraktan çatlatma hoca dedim, nedir bu paranoyak hal. Öyle emir geldi, siyasi veya eleştirel konuşacaksanız bu şekilde davranacaksınız diye. Hayrıdır hoca, biz bilmeden ağır abi falan mı oldun, bizim konuşmamızdan ne olur, bizi dileseler ne olur dinlemeseler ne olur demedim eliyle cep telefonunu işaret etti. Onun pilini çıkar konuşalım, yoksa burada kal dedi. Hoppala paşam Malkara Keşan dedim, istem dışı ve kahkaha attım. Baktım ki çok ciddi bende maksadını anlayayım diye telefonun pilini söktüm ve dinlemeye başladım.
Üstadım diyerek başladı. Gecen günlerde dostumun birine bir telefon gelmiş ve telefondaki şahıs hoca sağda solda çok konuşuyorsun laflarına dikkat et, Silivri’ye çokta uzak değilsin hani. Bir espri daha yaptım istemeyerek. Helal bana benim bile tanıdıklarımdan ağır abiler(derin devletçi) varmış, çok yakında sıra bendedir herhalde. Abi ciddileşti ve bak ben sana dememiş miydim sana, falancaların oraya fazla takılıyorsun, onlar başını bir gün belaya koyacak diye. Yahu şaka dediysem de sen tedbirini al kardeşim dünyanın kaç bin türlü hali var. Eyvah, ne hale geldik. Şimdi bu meseleler spora da yansıdı, artık kimseyle spor tartışması da yapamayacağız sanırım.
PARANOYA
Çoğumuz ara sıra başkalarının bize düşmanca davrandığı duygusuna kapılırız. Ancak paranoyaklar, sürekli olarak komşuları, birtakım garip "yaratıklar", hatta Merihliler olabilecek bir grup "kötünün" tehdidi altında bulundukları hezeyanı içindedirler. Paranoya, karmaşık bir ruhsal hastalıktır. En çarpıcı belirtileri hezeyanlardır. Paranoyak kişi başkalarının kendisine haksızlık yaptığına, eziyet ettiğine inanır. Bu "kötü niyetli başkaları", Merihlilerden casuslara ve televizyon spikerlerine kadar uzanan çok çeşitli kişiler olabilir.
Nedenleri
Paranoya, genellikle bir psikoz, yani akıl hastalığı belirtisidir ve nedeninin kısmen kalıtsal, kısmen de çevre etkilerine bağlı olduğu düşünülmektedir. Araştırmalar, aynı genetik yapıya sahip tek yumurta ikizlerinin ya birlikte paranoyak olduklarını ya da olmadıklarını, oysa farklı genetik yapıları olan çift yumurta ikizlerinde bu birlikteliğin çok daha az olduğunu göstermektedir. Sonuç, bir tür kalıtsal etkinin var olduğu görüşünü desteklemektedir. Öte yandan, çevrenin yarattığı stresler, belli aile içi ilişki biçimleri ve yaşam tarzları da paranoya olasılığını artırmaktadır. Ancak kalıtsal yatkınlık olmaksızın bu etkilerin paranoyaya yol açma olasılığı düşüktür. Aşağı yukarı herkes zaman zaman kendisiyle "uğraşıldığı" düşüncesine kapılır. Ama bu geçicidir ve değişen koşullarla birlikte ortadan kalkar. Ancak eğer kalıtsal etken söz konusuysa belirtilerin dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Araştırmalar, anne - babaları paranoyak olanların en yüksek risk grubuna girdiklerini göstermektedir. Paranoya, daha çok ileri yaşlarda ve toplumun alt tabakalarından kişilerde görülmektedir. Dikkatli incelemeler, bu ruhsal rahatsızlık ciddileştikçe, gerek hastalığının, gerekse kendisine kötülük edildiği duygularının yoğunlaşması sonucu hastanın, insanlarla yakın ilişkilerden kaçındığını, bunun da onu toplam merdiveninin alt basamaklarına doğru ittiğini ortaya koymaktadır. Paranoya, kendi başına pek tehlikeli değildir. Ama daha tehlikeli bir durumun, yani paranoid şizofreninin bir ön uyarısı olabileceği unutulmamalıdır. Kötülük görme duyguları bazen, misillemede bulunma arzusu ya da içinde bulunduğu durumla kendi başına, başa çıkma düşüncesini doğurabilir. Sözgelimi insanların kendisini ve başkalarını radyodan çıkan elektrik dalgalarıyla ele geçirdiğine inanan bir paranoyak, karşı önlem almanın görevi olduğunu düşünebilir ve harekete geçebilir. Ama gerçek bir tehlike olasılığı pek azdır, çünkü hasta kişi aynı zamanda çok tedirgin ve korku içinde olduğundan, tehditleri yalnızca sözde kalır.
  Paranoyayı ve nedenlerini tarif ettikten sonra, aklımızdan geçenlere ve yapılanlara artık bir farklı bakmak lazım diye düşünüyorum. Aklımızdan geçenleri ve karşımızdaki bihaber insanların da bizim gibi düşünmeden hareket edenlerin suçluymuş gibi düşünmeden insanca yaşanan bir ülke dilek ve temennisiyle kalın akıllı ve izanlı insanlarla.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık