İsa DOGAN

Oyun büyük! Ülkenize sahip çıkın!


İsa DOGAN
18 Mart 2014 Salı 15:56
Değerli Dostlar,
Kitlelerin harekete geçmesi için en önemli şey simgelerdir.
Yani siz şimdi Berkin’nin ölümünü  “Çocuk ve Ekmek” üzerinden simgeleştirirseniz, işte o ölüm birileri için değerli olur.
Çünkü artık mesele Berkin değil “Çocuk ve ekmek”tir.
Çocuk ve ekmek üzerinden yaratılan bir algı ve bu algının şiddete dönüşmesini gördük.
Neden?
Çünkü yaratılan algıyla devletin  bu iki simgeyi lekelemiştir izlenimi yaratıldı.
Bakın bu anlattığımı aslında her gün televizyonlarda görüyorsunuz: Reklamlar
Reklamların amacı ne ise  Berkin  olayındaki “ekmek ve Çocuk” simgesi de aynı amaca yöneliktir.
Yani, talep yaratmaktır.
Birinde tüketime, diğerinde isyana talep yaratmaktır.
Kitleler üzerindeki benzer algı çalışmasını Gezi’de de gördük. Orada da Ağaç, müzik hatta bir ara Cuma namazı kılan insanları  ve onların etrafında koruma yapanları gördük.
Orada da simgeler önceden belirlenmişti, orada  da algı iyi ve güzel şeyler üzerine kurgulanmıştı.
Bu tür benzeri operasyonları dünyanın çeşitli bölgelerinde de gördük.
Buna “sivil darbe” diyorlar.
Hatta okulu bile var: Otpor
Maksat, askeri yöntemler ile artık elde edilemeyen hedefleri  “yumuşak güç” ile  çok daha ucuza  elde etmektir. Askere gerek yoktur. STK’lar, Görsel ve sosyal medya  ve kullanılabilen taşeron örgütler, satın alınan gazeteciler... vs  ile hedef seçilen ülkede isyan ve huzursuzluk yaratıp, BBC ve CNN gibi kanallarla Dünya’ya göründüğünden farklı görüntüler  servis edip, hedeflenen  algıyı yaratmaya çalışırlar. Bu sayede  uluslararası itibarsızlaştırma ve uluslararası baskı oluşturulup içerideki isyanların boyutunu nihai hedefe ulaştırmaya çalışırlar.
Örneğin: Siz Gezi’de Dünya’ya sadece Taksim meydanını gösterirseniz dünya o görüntüler üzerinden  bilgi ve algıya sahip olur.
Yani değerli dostlarım, çok dikkatli ve uyanık olun!
Çünkü bunların maksadı sandığa varmadan işi bitirmektir.
Bu hükümet benim hükümetim!
Bu Başbakan benim Başbakanım!
Hiç kimse dümen çevirip elimizden sahip olduklarımızı alamaz, alamayacak!
---------
Güçlünün diplomasisi ile zayıfınki bir olmaz!
Yaşadığınız sokaktan tutun ülkenin en ücra köşelerine kadar değişen ve dönüşen bir Türkiye görüyoruz.
Hızla ve emin adımla gelişiyor ve büyüyoruz.
Borçlanma oranlarını oldukça makul bir düzeye kadar indirmiş, ticaretini her geçen yıl çeşitlendiren ve artıran bir ülkeyiz.
Hala çok eksiğimiz ve sorunlarımız var ama geçmişe göre oldukça büyük bir gelişim sergiledik.
En önemli kazancımız ise, kendimize olan güvenimiz.
Evet, bu millet silkelenince neler olduğunu gördü. Şimdi ayağa kalkınca, yürümeye başlayınca neler olabileceğini siz düşünün!
Biz büyük bir devletiz, çünkü tarihimiz büyük. Ama güçsüzlüğümüzden dolayı büyüklüğümüzü kullanamıyorduk.
Şimdi hem güçlü hem de büyüğüz!
Somali’de garibanlara yardım edecek kadar,”Dünya beşten büyüktür” diyecek kadar, İsrail’e özür diletecek kadar güçlü ve büyüğüz!
Biz güçlendikçe sözümüz de güçleniyor ve itibar görüyor.
Aslında bugünlerde yaşadıklarımız bu ülkenin geleceği için hayırlı oldu. Evet ağır bir bedeli oldu ama telafi edilebilir.
İçimizdeki hastalıkları ve arızaları gördük.
Tedavisinin de mümkün olduğunu gördük.
Artık bundan böyle devlet eskisinden daha sağlıklı olacaktır.
Şu ihanetin dünyada eşi benzeri yoktur  değerli Dostlarım!
Bu devletin ikinci kurucusu  olarak tarihe sayın Başbakanımız geçecektir.
Bu kadar saldırıya normal biri dayanamaz!
Mesela   Demirel, çoktan şapkasını alıp gitmişti.
Hala milletin egemenliğini hazmedemediler. Bu nedenle de sürekli değişik yöntemlerle iktidarı devirmeyi deniyorlar.
Değerli Dostlar,
Malum medya, Yüzü maskeli, elinde sapan olan  Berkin’i  bir kaza ile ölünce tam sayfa haber yaparlarken, provakatörler tarafından kasten başından vurularak öldürülen Burakcan’ı görmezden geldiler.
Sevsinler sizin insan sevginizi!
Bu ülkede ölüm bekleyen kaos planlayıcıları var!
----------
Türkiye’de 35-40 yıllık terör sorununda önemli aşamalar kaydedildi. Şehit cenazeleri gelmiyor.
Ama birileri bundan rahtsız.
Ne diyorlar?
Teröristlerle pazarlık yapıldı, ülke bölünecek!
Yani bu mudur kanın durmasının karşılığında verilen cevap!
Sen şuna, ben barış istemem desene!
Yıllarca Başörtüsü için de benzer korkuları söylediler.
Bırakın artık her mesele de bu ülkeyi bölünecek yaygarası koparmayı!
Yalan senaryolarınızla ancak  kendinizi ve kendiniz gibi olanları kandırırsınız.
Terör sorunu bittiğinde yarım kapasite ile çalışan ülke tam kapasiteye geçecek, İkinci vitesle giden araba beşinci vitesle gidecek.
Mesele bu!
Bunlar büyük resmi görmekten acizler. Korkuyorlar tepenin arkasındaki hakikatten.
Bu sorun bitmeden güçlü bir devlet olmamız imkânsızdır.
Çünkü güçlü devletlerin böyle zaafları olmaz, olamaz!
Olursa, sürekli oradan zarar görür.
Huzuru ve alt yapısı olmayan yere yatırım gelmez!
Tüm bu köprüler,yollar,havaalanları.... yapılırken huzur faktörünün göz önüne alınmaması mümkün değil.
Huzur ortamı olmadan iş olmaz, iş olmadan  aş olmaz, aş olmadan da toplumun huzuru olmaz!
Yani başından sonuna “huzur”  en önemli parametredir.
Kimse de ülkenin bir tarafında kan akarken  yatırım yapmaz, yapan da kısa vadeli yapar.
Terör yüzünden ülkenin kredibilitesi düşer, yüksek faizler ödersiniz.
Yani mesele öyle sadece güvenlik değildir.
Her şeyinle yabancıların eline bakıp, milliyetçiyim demek bana komik geliyor!
Bir yanda bayrak sallayıp yabancılardan  yüksek faizle borç almak bana her zaman tuhaf gelmiştir.
Ele muhtaç olup, milletçi  naralar atan  çok sahte kahramanlar gördü bu ülke!
Kardeşim! Gücün kadar bağımsızsın!
Bayrağını ve vatanını sev ama bunun için bir şeyler de yap!
Faydan olsun ülkene!
Elinden bir şey gelmiyorsa, düşün ve anlamaya çalış.
----------------
BİR O TARAFTAN BİR BU TARAFTAN ÖLÜMLERİN GELMESİ BANA 80 DARBESİ ÖNCESİNDEKİ SENARYOLARI HATIRLATTI!
Türkiye’de eğer sağ cenahtan bir grup marjinal sol örgütler kadar radikal olsaydı, Türkiye  kaostan kurtulamazdı.
Buradaki olay, kurnaz hırsız oyununa benziyor: dümenden kıvılcım çakılıp insanlar birbirine girerken,  birilerinin elleri  de ceplerin içine girmiş olur.
Biz içimizde birbirimizle  didişirken, başkaları üzerimizde at koştururlar.
Uyanık olun, mesele insan sevgisi veya şu bu değil!
Mesele iktidar kavgasıdır!
Mesele, Türkiye’yi kimin yöneteceğidir!
Bu millet liderini yedirmeyecek!
Ne askere, ne Savcıya ne de Hoca’ya!
----
Benim de bir ceketimden  başka bir şeyim yok!
Ama benim devletin mahremine girecek  kadar elemanım yok!
İsrail’den selam edenim de yok!
Emrimde olan holdinglerim, televizyon kanallarım, gazetelerim de yok!
Neye sahip olduğunuz değil, neye hükmettiğiniz önemlidir!
Bu ülkeye ne yapılmaya çalışıldığının hala farkına varamadınız mı?

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık