Kaya KILIÇ

Nasıl yönetiyor/yönetiliyoruz


Kaya KILIÇ
25 Eylül 2011 Pazar 17:47
Bu yazıya böyle bir başlıkla başlamama bir sebep var tabi ki. Siyasi olanlarla alakalı konuşulur, ya da bütün yöneticilerle alakalıdır sanıyorsunuz değil mi? Yanıldınız ama birazda anladınız. “ her biriniz çobansınız ve güttüklerinizden de sorumlusunuz” hadisi şerifinden yola çıkarak; hepimizi/hepinizi kapsadığını söyleyerek başlıyorum.
    İdare etmek ya da yönetilmek; aslında hepimiz yönetiyor, yönetiliyor ve idare ediyoruz. Konunun başında en başında bizler varız. Anne, baba, öğretmen, patron, başkan, müdür, amir vs. vs. devam edebiliriz. Adalet deyince aklımıza hâkimler gelse de; adaletin başlangıcı da bitişi de biziz. İnsansız bir adalet düşünülebilir mi? Hayır, o zaman adaletin merkezinde insan var ve insani olarak konuşacak ve tartışacağız. Bir konunun konuşulabilmesi için bir done (bir mesele) olması gerekecek ve onun üzerine yorumlarımızı/görüşlerimizi bina edeceğiz. Ben bu meseleleri konuşmak için mektep/medrese görmeden de anlaşılabilir veya konuşulup bir karara bağlanıla bilinir diye düşünüyorum.
Bize göre küçük bir olay sandığımız işlerin aslında başkaları için hayati önem taşıdığını unutmayalım. Benim ilk kul ikinci sınıfa giden bir oğlum var. Kitapları dağıtılmış(devlet tarafından öğrencilerin masalarına bırakılmış), isim yazılmadığından karışmış olacak ki kaybolmuş veya başka öğrencinin çantasında gitmiş. Tabi çocuk aklıyla bu konuya bakamayan öğretmen; kitabının kaybolduğunu söyleyen oğluma – kitabın olmazsa sende o dersi okumazsın demiş. Ona kitap bulduğumu anlatmam veya onu ikna etmem, ağlamamasının gerektiğini, öğretmeninin şaka yaptığını anlatabilmem tabiri caizse; deveyi hendekten atlatmak gibi bir şey oldu. Öğretmene bunu sorsan önemli bir şey değil ki, onu birde oğlumun penceresinden bakmasını tavsiye ettim, anlamıştır sanırım.
Bir yerde amirsiniz, emrinizin altında çalışanlarınızın; canları, sağlıkları ve yaşam standartlarının neredeyse tamamı (bu arada akıl sağlıkları ve vücut sıhhatleri dâhil) sizden sorumlu olduğunun bilincinde olmalısınız. Onların çalışma şartlarını ve standartlarını oluşturduktan sonra; işin tehlikesi ve sorumluluğuna göre onları korumalı ve kollamalısınız. Amirim diye sizden ilahtan korkar gibi korkmaları yerine, Allah korkusundan her ikinizin de adil ve adaletli olmanızı sağlamalısınız. Aksi halde despot veya laçka bir hal alır bu sefer sorumlu olduklarınıza ihanet etmiş veya işlerde adaletsizliği ortaya koymuş olursunuz.
Bütün işlerin başlangıç noktası ve ilk yönetimin başlangıcı aile diye düşünüyorum. Siz ailenizde adil iseniz, yönettikleriniz ve sizi yönetenlerden adil olmasını kolayca istiyorsunuz. İstemeniz, isteyebilmeniz ve dilekte bulunabilmeniz; bazılarımıza göre çok zor bir istek, bazılarımıza göre ise sıradan bir olay. Her ikisi de olasılık dairesi içerisin de aslında. İcraata gelindi mi çok zor, çünkü her iki durumda da birilerinin menfaat ve çıkarına( ene, duygu ve makamına) dokunmak zorundasınız. Feryadın veya sinir uçlarının en çabuk tepki verdiği anlar. Doğru düşünemiyor ve doğru karar veremiyorsunuz. Eğer birde duygudaşlık (empati) kuramadıysanız; tabiri caizse Firavun/Karun veya bilumum zalimlerden birisi olup çıkıyorsunuz ve farkında bile olamıyorsunuz. Dua ediyorum; Allah’ım bizi onlardan eyleme diye.
Zamanında yöneticilerden birisi, çalıştırdıklarını toplar ve sorarmış; memnun olmayan veya şikâyeti olan var mı diye? Tabi siz bekliyorsunuz ki birisi bir şey söyleyecek diye değil mi? Evet ama ne mümkün, hemen peşinden cevabı da kendisi patlatırmış tokat gibi; şikâyeti olan çekip gitsin, bu işi yapacak merkez caminin önünde binlercesi var diye. Yüreği olan varsa çıksın bir şey söylesin. Herkes kuzu, kuzu dinliyor ve alkışlıyor. Onlar zamanlar bulundukları yerleri kaybediyor veya halk tarafından oralardan uzaklaştırılıyorlar. Bulundukları yerlerin kıymetini bilemdiler diye arkalarından konuşuyoruz/konuşturuyorlar. Kendilerini padişah ilan edenler; bulundukları mevkii/makamı kaybedince aslında normal bir insan olduğunu anlıyor fakat iş işten çoktan geçmiş oluyor. İnsanın içinden gelmiyor değil, ne o krallığın bitti, şimdi senin gibilerden merkez caminin önünde harbiden çok varmış demek ama yapamıyorsun. Bundan ders almak lazım diyorum, herkese bir gün soracaklar nasıl bilirdiniz diye. İyi olmalı ve iyi bilinmeli, kötülerde konuşulur ama arkasından beddua edilir dua değil. Dua edilenler olmak dilek ve temennisiyle, kalın huzur ve sağlıcakla.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık