Mursi’nin Hilmi Özkök’ü yoktu


31 Temmuz 2013 Çarşamba 11:20
Mısır’ı izlerken hem üzülüyoruz, hem de bu olaylarının ülkemizin ve milletimizin başından geçmediği için binlerce kez Rabbimize şükrediyoruz.
Mısır’da darbeciler Mursi’nin seçildiği ilk günden beri darbeye zemin hazırlamak için pusuya yatıp darbenin olgunlaşmasını beklemiş, İlk fırsatta da halkın seçtiği meşru Cumhurbaşkanı’nı darbeyle indiriverdiler. Aynı olaylar bizim ülkemizde de maalesef ki yaşandı. Amma neticesi Mısır gibi olmadı. Nasıl mı? Bakalım.
Ak Parti 3 Kasım 2002’de iktidara geldiğinde Türkiye’nin Sisi’leri ellerini ovuşturuyordu. 28 Şubat sürecinde keselerini dolduramayan SİSİ zihniyetli darbeci cunta Ak Parti hükümetini yıkmak için her türlü oyuna başvuruyordu.
1 Mart tezkeresi reddedildiğinde, cuntaya göre Ak Partinin meşruiyeti ABD nezdinde bitmişti ve harekete geçmek için bu durum uygun bir fırsattı. Önce “Balyoz Eylem Planıyla” 1.Ordu Komutanlığında senaryo sahneleniyordu. Ardından, darbeci sivilleri harekete geçirmeye başlıyorlardı. “Genç Subaylar Rahatsız” manşetleri ile ülkeyi geren ve sözüm ona gazeteci olduğu için Silivri Cezaevinde yatan Mustafa Balbay’ı sahneye sürüyorlardı. Her şey güzel şekilde işliyordu.
Darbecilerin unuttukları bir kişi vardı. Her askerin SİSİ olmadığını, bağrından çıktığı insanlara ihanet edilmeyeceğini, Mustafa Balbay’ın ve onun gibi darbeci zihniyetli sözüm ona gazetecilerin attığı manşetleri lanetleyen biri çıkıyordu sahneye.
Ordu’nun başındaki bu değerli komutan, demokrasiye ve demokrasinin olmazsa olmazı olan seçime ve seçim sandıklarından çıkan tercihe inanan bir vatanperver olması ülkemiz adına bir şanstı. 2002-2006 yılları arasında Genel Kurmay Başkanlığı’nda Hilmi ÖZKÖK değil de bir başkası otursaydı, Mısır’lı kardeşlerimizin çektiği sıkıntının aynısını çekiyor olabilirdik.
Mısır ile ilgili yorum yapanlara baktığımızda ortak kanı, önce yapılanın demokrasiye uymadığı, ardından Mursi’nin de hataları olduğu, vay efendim herkesi kucaklayamadı, sadece ihvan’a çalışıp toplumun geri kalan kısmını görmezden geldi deyip bir nevi oh olsun, iyi oldu der gibiydiler.
Şunu unutmayın ki, dış güçler durup dururken bir ülkede darbe yapmaz. Ancak içeride satılık, halkına boyun eğdirecek bir cunta varsa, işte dış güçler bunların üstünden operasyonlarını yapar.
Ülkemizde Hilmi Özkök birilerinin operasyon yapmasına müsaade etmedi. Mısırda da bu oyunu bozacak bir ordu komutanının olmaması maalesef darbeyi getirdi. Neticede Mısır bugün itibariyle kaybetmiş değil, İhvanın sokaklarda verdiği direniş, hem darbecilere, hem dış güçlere hem de Taksim de toplananlara iyi bir ders olsun.
Sessiz çoğunluğun sabrını kimse zorlamasın. İşte Mısır’da sessiz çoğunluk Tahrir’de Meydanı dolduranları bastırmadı mı? Aynı olay, Kazlıçeşme’de toplanan milyonlar da Taksim’de toplanan on binleri susturmadı mı?
Gelelim sanatçı tayfasına; Mısır'ın ünlü sanatçısı Tarık El Nahri'nin darbeye direnenlere ateş ederken çekilmiş fotoğrafları medyada yer aldı. Türkiye'de bir darbe olsaydı ve bu darbeye demokratik bir direnişle karşılık verilseydi emin olun ki direnişçilere kurşun sıkan sanatçılar Türkiye'de de var olacaktı. Yine emin olun ki, ekseriyetle bu katiller gezi parkı olaylarında başı çeken sanatçı müsveddeleri arasından çıkacaktı. 
Son olarak, bir meydanı doldurup hükümet düştü diye yola çıkanlar şunu unutmasınlar ki, devrimi sessiz çoğunluk yapar, yoksa tencere tava ile gürültü koparanlar değil.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık