Kaya KILIÇ

Memleket meselesi


Kaya KILIÇ
30 Kasım 2013 Cumartesi 16:27
 
Ülkemizde her sorun bitti ve şimdi kaldık baş başa. Kimseler bizleri izlemiyor, tek başımızayız ve acımızı da, sevincimizi de paylaşacak kimse kalmadı. Kenarda ellerini ovuşturarak; oh bunları nasıl biri birine düşürdüm diyen de yok sanırım. Nasıl bu kadar rahatız, nasıl hiçbir şeyi umursamıyoruz. Neler oluyor bizlere, nasıl dünü unuttuk. Hep başkalarına telkin ettiklerimizi kendimize gelince unutuyoruz. Kavga bize yakışmaz, çekişmek, biri birimizi aşağılamak, olmadık günahlarımızı ve hatalarımızı orta yerlere dökmek. Nerde bizim savunduklarımız, nerede bizlerin öncelikleri ve nerede bizim kardeşliğimiz. Hep başkalarına akıl veriyor, hep başkalarından fedakârlık bekliyormuşuz meğer. İnsanı çileden çıkaracak hareketler, yazılar ve aklın durduğu yaftalar. Bu oyunu yapanlarda belli, sevinenler de, peki ne oluyor da oyun dediğimiz, kardeşliğimizi zedeleyen bu oyuna alet oluyor, çanak tutuyoruz. Aslında anlaşılmayacak bir şey yok ortada, bir taraftan birinin menfaatine dokunuluyor veya birilerinin hesapları tutmuyor. Yapmayın derim, etmeyin bizim bu halimize kimlerin sevindiğini çok iyi biliyoruz. Aramıza sevgi tohumları değil, nifak ve ayrılık tohumları ekiliyor görelim, anlayalım, tuzağa düşmeyelim. İlim ehlinden bir hocadan dinlemiştim 1987 yılında, şöyle diyordu; “kardeşimle menfaatim kesiştiğinde mutlaka nefsimi ona tercih ederim, o anlamasa da, hakkımdı dese de, ben hep rızayı gözetirim ve bilirim ki o asla adaletsiz davranmaz”. Sabrı, sebatı, vefayı bu hallerde görür insan, beklentisi olmadığı zamanda veryansın etmez, bilir ki yapılanların mutlaka bir karşılığı var ve mutlaka er yâda geç göreceğiz.
Konuştuklarımızla yaptıklarımız birbirini tamamlamalı aksi durumda ne yaptığımızı anlarız nede yaptığımızın bir manası olur. İtidal telkin ettiğimiz zamanda, başımıza gelen en ufak bir şeyde rayından çıkmamalıyız. Hislerimizin, tebaamızın ve yakınlarımızın huzurunu kaçırmaya hakkımız yoktur. Eğer gücümüz yetiyorsa; mümkün mertebe hem kendimiz sakin, sabırlı davranmalıyız, hem de bizden etkilenecekleri bu halle frenlemeliyiz. Kısacası fitneye sebebiyet vermemeliyiz, çünkü “fitne çıkarmak adam öldürmekten kötüdür” Bakara 191. Dikenli yollarda yürüyen, düz yolda yürüyenden daha dikkatli olmak zorunda, aksi halde canı çok yanar. Ve cennetin yolu da dikenlidir, zordur ve meşakkatlidir. Sorunsuz ve sorumsuzsak, olana rıza göstermemiz gerektiğini anlatır bize.
Sonuç olarak kardeşler kavgasına kimlerin sevindiğini hepimiz biliriz. Fırsat vermemeliyiz, çanak tutmamalıyız diyorum bir kez daha. Sonradan dövünmek, keşke, keşke dememek için daha da uyanık ve dirayetli olmalıyız. Yakınlarımızda olanları görüp; onların başına gelenlere ah, vah ettiğimiz gibi, kendi kendimize de ah, vah etmeyelim derim. Bu duygu, düşüncelerle, şeytanın ve nefsimizin kötülüklerinden Ulu yaratıcıya sığınırız, dua ve temennisiyle. Kalın huzur ve sağlıcakla.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık