İsa DOGAN

MAKİNELEŞEN İNSANLIK!


İsa DOGAN
22 Şubat 2013 Cuma 18:03
Düşünmek!
Neye göre, nasıl düşünmek?
İnsan içinde bulunduğu  yer kadar düşünebilir. Bulunduğu yer genişledikçe düşünceleri de genişler, ufku artar.
Peki, insanın bulunduğu yer nasıl genişler?
Bütün gün  boş oturmakla mı?
Ya da bütün gün aynı işleri yaparak mı?
Elbette ki hayır!
İnsanın bulunduğu yer   beden ile zihnin hareket halinde olmasıyla genişler.
Yani?
Zihninin gıdası olan “bilgiyi” alarak.
Bilgi ise sadece okumakla alınmaz, görmek, duymak da gerektirir.
Sizi başkalarından farklı kılan,  bilgi ile yoğrulmuş  düşüncelerinizdir.
Bilgi, harita gibidir. Aldıkça haritanız büyür ve detaylanır, daha fazla şeyi daha detaylı görürsünüz.
Bilgili toplumun farkını anlamak için bilgisiz toplumla arasındaki gelişmişlik farkını görmek yeterlidir. Batı, sadece sömürerek zenginleşmedi, en büyük pay bilgiye olan yönelimle kazanıldı. Bilgili toplum, kendisine yakışan sistemi kurgular ve yönetir.
Bugün gelişmiş  toplum ile geri kalmış toplum arasındaki en büyük fark teknoloji değil, “bilgi toplumu”dur. Çünkü bilgi toplumu olmadan teknoloji olamaz.
-------------------------
Sabah uyandınız, hızla giyinip yola çıktınız, insan yığınları arasında işinize gitmek için her gün belli bir mesafeyi kat ettiniz. Sonra  her günkü gibi işinizi yapıp akşamları yine aynı şekilde evinize geri dönüyorsunuz.
Sonra?
Bir kaç saat ailenizle oturduktan sonra yatıyorsunuz.
“Neden bunları yazdım, sanki bilmediğiniz şeyler mi ?” diye soruyorsunuzdur.
Tüm hayatınızın içerisinde var olanlar  sadece yukarıda anlattıklarım mı olacak?
Bugün ne yaptım diye  kendinize sorduğunuzda  dünden bir farklılık  var mı?
Bunun için mi yaşıyoruz?
Çalışmak için mi  yaşıyoruz, yaşamak için mi çalışıyoruz?
Yaşadığımız dünyanın  ekonomik çerçevesi  insanları da çerçeveletiyor:Ezbere yaşayan, faturalarını duygularından önde tutan,makineler gibi mekanik yaşayan insanlar....Bu yüzden sanatta ve edebiyatta geçmişin peşinden gidiyoruz.Bu yüzden az düşünüyoruz, etrafımızdaki olayları görmezden geliyoruz.
Yani bilimde ve teknolojide ileri, sanatta ve edebiyatta geri giden bir dünyadan bahsediyoruz. Bu, duygu ve düşüncenin, insancıl olan şeylerin sona erdiğini, mekanik düşünce ve zekânın egemen olduğunu gösteriyor.
Bataklıkta biten gülü bırakın, etrafımızdaki gül bahçelerini dahi göremeyecek kadar kör ve duygusuz bir topluluk oluyoruz.
Sanayi çağıyla beraber insanlar da ürünler gibi fabrikalardan standart, parçalı uzmanlaşmış, odak noktaları belli, senkronize olmuş kitleler üretilir oldu. Bugün artık yeni bir çağda bilgi okyanusunun içerisindeyiz. İpler kimin elinde diye sorulduğunda cevap veremeyeceğimiz bir çağdayız... Daha özgür ve daha zihni açık olun!
-------------------
2B RAYİÇ BEDELLER!!
Sultanbeyli Beykoz’dan değerli mi?
Eğer gerçekten de belirtilen  rayiç bedeller doğru ise vay Sultanbeylili garibanın haline!
Bir Ahmet Yesevi Mahallesinde oturan vatandaş nasıl olacak da  bu bedellere göre ödeme yapacak!
200 metrekare yeri  olan biri nasıl olacak da 50 000,- TL’yi  (metrekare 500 TL/2  olursa!)  ödeyecek?
Daha önce de yazdım. Bu evlerde oturanların büyük çoğunluğu asgari ücretle çalışanlardan oluşuyor. Bir sorunu çözerken başka bir sorun ortaya çıkacak: Borç sorunu!
İçimdeki  gerçek duyguları  rayiç bedeller resmi olarak ilan edildiğinde yazacağım!
Sağlıcakla kalın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık