KİMLİĞİMİ KAYBETTİM HÜKÜMLÜDÜR!


22 Mart 2011 Salı 21:13

Kimlik; kişilerin ya da toplulukların kimsiniz? Kimlerdensiniz? Sorusu karşısında aidiyet merkezli verilen bir cevaptır. Kimlik sorulan şahsın kendini özgürce tanıtmasıdır. Kişisel kimlik ise dışarıdan algılanır. İnsanın kendine özgü dini özelliklerinin tümüne ise dini kimlik denir. YANİ KİŞİ MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİNİ TAŞIYORSA KİMLİKTE DE BU ANLAMDA MÜSLÜMANDIR. Her insan İslam fıtratı üzerine doğar. Çocuk yaşlarda öğrendiğimiz Müslüman kimliğimizi hepimiz belleğimize yerleştirmişizdir aslında;

… Hz. Adem (a.s.) zürriyetindenim ve
… Hz. İbrahim (a.s.) milletindenim ve
… Ahir zaman peygamberi Muhammed (s.a.v.) dinindenim ve ümmetindenim
… Elhamdülüllah, itikatta mezhebim ehli sünnet velcemaat
… Ehli sünnet velcemaat demenin manası; Rasulullah’ın ashabı ve cemaati her ne itikat üzere oldularsa ben dahi ol itikat üzere oldum demektir.
Amelde mezhebim İmam-ı Azam Ebu Hanife; Ben İmam-ı Azam’ı imam edindim ve onun kitabullahtan ve hadisi şeriften anlayıp çıkardığı meseleleri kabul ettim ve onun sözüyle ameli ihtiyar ettim (Mızraklı İlmihal).
Yalnızca hafızaya kaydetmekle Müslüman kimliği sahiplenilmez. Kaydettiklerimizi yaşamakla ancak ‘benim kimliğim Müslüman’ denilir. Kuran ve sünneti Rasulullah’ın ve ashabının yaşadığı üzere yaşamakla Müslüman kimliği oluşturulur. Çünkü ehli sünnet velcemaat görüşü budur. Yoksa Kuran ve sünneti bazı siyasi ve ideolojik görüşler doğrultusunda yorumlamaya çalışmakla Müslüman kimliği sahih olmaz çünkü bunun adı ehli bid’attır. Bize sunulan ehli bid’atın yolu değil ehli sünnet velcemaatin yoludur. Kitap ve sünnete bağlanma yani öncelikle vahiy düşünülür hakkında Nass olmayan konularda içtihata yönelinir, düşünme yöntemini hayat modelini sünnetten alır o sünnet ki ihsan sahibi ihlas sahibi itidal üzere istikamet üzere olan model şahsiyet Resulü Ekrem ve ashabı kimliğidir. Kısacası bütün bu inanılan ilkelerin yaşanması için ise O yüce şahsiyetin hayatını bilmek gerekir. Haramın, helalin, şüphelinin nasıl uygulanacağını O’nun hayatından öğrenmekle olur. Uygulama için amel ve ibadet gerekir. Amel ve ibadet için ise niyeti gerekir. İkincisi sünnete uygunluğu yani şeklidir. Niyet gözle görünmediği gibi şekil görünen yönüdür. ‘Namazı benden gördüğünüz gibi kılın’ buyuran Peygamberimiz ibadetlerin sünnete uygun olma zorunluluğunu da ortaya koymuştur. Söz amelle bir değer ifade eder. Amel ve söz ancak niyetle bir değer ifade eder. Niyetlenmiş bir amelde ancak sünnete uygunluğu ile bir değer kazanır. İmam Buhari ve Nevevi gibi bir çok hadis alimi, eserlerine başlarken, niyet hadisi olarak bilinen ‘Ameller niyetlere göredir. Herkesin niyeti ne ise eline geçecekte ancak odur’ rivayetini düstur edinmişlerdir. Bazı alimlerde niyet hadisinin islamın üçte birini teşkil ettiğine söylemişlerdir. Kulun amelinin kalp dil yada organlarıyla olduğunu niyetin ise bu üç kısımdan biri ve en üstün olduğunu savunmuşlardır. Niyet bazen tek başına bir ibadettir. Ama diğerlerinin ibadet olabilmesi için mutlaka niyete ihtiyacı vardır. NİYET ADETLERİ İBADETE ÇEVİRİR. İmam-ı Gazali İhya adlı eserinde şöyle nakleder; “Allah için insanlara saygı gösterme ve rahatsız etmeme niyetiyle koku sürünen bir kimse kıyamet günü misk gibi koktuğu halde mahşere gelir. Başka maksatla övünmek ve kendini gösterme niyetiyle koku sürünen kimsede cife gibi koktuğu halde gelir. AMEL AYNI NİYET FARKLI OLDUĞU İÇİN SEVAP VE CEZADA FARKLI OLMAKTADIR. Yine Kuzman hadisesinde de cephede şehitlik niyetine göre değişmiştir. O Müslümanlar safında herkesin takdirini kazanmış pek çok müşriki öldürmüş ama aldığı yaradan dolayı intihar etmiştir ve Allah Rasulünün şu sözünün muhatabı olmuştur: “İnsanlardan bazıları vardır ki; halkın görüşüne göre cennet ehline yaraşan hayırlı işler yaparlar. Halbuki onlar o işlerini yaparken taşıdıkları niyetleri sebebiyle cehennemliktir”.
Uhud Savaşına kadar İslamiyeti kabul etmeyen Amr. Bin. Sabit ise uhud günü iman edip silahını kuşanarak savaş meydanında şehit olmuştur. Yine Allah Rasulü onun hakkında da; “Az amel işledi fakat çok kazandı” buyurmuştur. Amelsiz niyet samimiyetsiz amelden daha hayırlıdır. Mü’min, niyetindeki, düşüncesindeki güzel amelleri her zaman yapamaz. O yüzden de mü’minin niyeti amelinden daha hayırlıdır. Netice itibariyle sünnete tabi olan Müslüman amelinde niyetini temiz tutmalıdır. İyi niyetle tahlil olunan bir sünnetin anlayış ve uygulanışı ise kimliğini oturtmuş müslümanı ahir zaman dünyasında kimlik kaybına uğratmayacaktır.
Vaktin çocuğu olmak, çocuğu olduğu bu vaktin cihadını yaşayarak duyurmakla olur. KİMLİĞİMİ KAYBETTİM HÜKÜMLÜDÜR! dememek için…TİM HÜKÜMLÜDÜR!


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık