ŞÜKRÜ KAYA

Katılaşan Kalplerimiz, eriyen toplum ahlakımız


ŞÜKRÜ KAYA
3 Haziran 2015 Çarşamba 17:43
Toplumsal dinamiklerimizden bahsetmiştim. Bu dinamiklerimizin eridiğini yok olmaya doğru gittiğini belirtmiştim. Bunun toplumumuza en bariz yansıması, insanımızın –insanımıza karşı sert tavırlar alması, katı kalpliliği, bencilce yaklaşımlarıdır. Bunun altında da vazgeçtiğimiz değerlerimiz, konfor anlayışımız ve günahlara olan düşkünlüğümüzdür,  maalesef!
Biz elhamdülillah Müslümanız. Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona karşı olabildiğince naif, mütevazı olmalı. Müslüman birbirimize karşı sabırlı, anlayışlı, tahammül sahibi, kendisi için istediği –istemediği şeyler ne ise kardeşi için aynı şeyleri dilemeli.
Peki, toplumumuzu okuyalım. Yakın zamanda(yakın zamanda diyorum, milletçe geçmişi hemen unutuyoruz, tarih bilincimiz problemli, tarih algımız sebebiyle geçmişten ders alma diye bir alışkanlığımız yok.., bu ayrı bir yazı konusu) Bartın’da bir sürücü arkadaki araç selektör yapıp, korna çaldığı için o araçtaki sürücüyü ve yanındaki arkadaşını linç etmek istedi. Ve olan oldu aracın sürücüsü olan Süleyman Karadayı’yı öldürdü. Bu sahneyi tüm Türkiye izledi…! Nedir bu tahammülsüzlüğümüz, ehli keyf halimiz. Kendimize yapılan en küçük uyarıda bile aşırı şekilde tepki verişimiz. Toplum olarak yanlış yolda olsak, başımıza bin bir musibet gelse bile, nasihat kabul etmeyişimiz. Kendi taassubumuzla, ön yargımızla hareket edişimiz ,  kişilik olarak psikopat halimiz…! En küçük bir hareket de bile aşırı, sinirli, güce başvurucu halimiz; “kardeşim aracı park ettiğin yer diğer araçları ve yayaları engelliyor, şuradaki müsait yere çeker misin?” Cevap “sana ne keyfimin kâhyası mısın?”uyaran kişiye bağırmalar, uyaranın üzerine yürümeler…!
Toplum olarak gördüğümüz hatalara, haksızlıklara, zulümlere sessiz kalıyoruz. Aman ses çıkarırsam başıma bir şey gelir. Polise ihbar ettiğimde de başım ağrıyacak. Hatta yaşadığımız olaylar; hırsızı yakalıyorsunuz, emniyete ikinizi de götürüyorlar. Hırsız emniyetten sizden önce salıveriliyor. Siz ise saatlerce ifade veriyorsunuz. Kendinizi suçlu hissettiriliyorsunuz…!
Bu sessizliğimiz, vurdumduymazlığımız bizi sessiz kaldığımız haksızlıklara, hatalara, günahlara bizi de çekiyor. Nefsani isteklerimize göre hareket ediyor, şeytanlaşıyoruz. Sadece BEN diyorsunuz. Eşiniz sizin iyiliğine dönük yaptığı uyarıları bile hakaret, aşağılama görüp ( bu aile içi şiddetin en hafifi toplumumuzun kanayan yarası ayrı bir yazı konusu) eşlere karşı şiddet uygulanıyor.
Toplum olarak kalbimiz katılaşıyor. Duyarsız, keyfimize düşkün oluyoruz. Kendimiz ve toplumumuza dönük yapacağımız vazifelerimizi unutuyoruz. Bunun sebebi kişilerin ve toplumların günahlara dalışımız, Allah ve ahiret inancımızın zayıflaması,  sebebiyle değil mi? yine söylüyorum kişilik olarak toplum olarak kendimizle yüzleşmeli. Tekrar bizi biz yapan toplumsal dinamiklerimizi ayağa kaldırmalı, kişi ve toplum olarak günahlara dalmaktan uzak durmalıyız. Bu da gerçekten İslam’ı öğrenmekten, peygamberimizin hayatını, ahlakını bilmek, bildiklerimizi uygulamaktan geçer.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık