ŞÜKRÜ KAYA

İstihbarat Zaafımız


ŞÜKRÜ KAYA
30 Aralık 2015 Çarşamba 18:12
Son gelişen terör olaylarında maalesef çok can kaybı oldu. A B C örgütü gibi ayırmadan söylüyorum. Hangi Terör olaylarında olursa olsun; kaybettiğimiz canlar bizim canlarımız, hangi görüşte, ırkta, mezhepte olursa olsun…! Bu terör olaylarlarının sebebi olarak öne çıkan istihbarat zaafları suçlumaları meselesinde sıkıntı var.
Türkiye’nin bölgede söz sahibi olmasından, bölgede denge sahibi olmasından, komşu ülkelerin insanlarının huzur içinde olmasını sağlamamızdan rahatsız olan, bölgenin petrol gibi değerli rezervlerinde gözü olan güçler, ülkemizde kaos, terör ortamı oluşturarak, bir taşla 3-4 kuş vurmaya çalışıyor. Ülkemizde kargaşa, terör, huzursuzluk ortamı oluşturmaya çalışıyor. İnsanlar arasında ayrışım oluşturup, birbirine kırdırmak istiyor. Düzenlenen dış güçlerin istihbarat, lojistik, eğitim desteğini alan Terör grupları, yaptıkları terör olaylarıyla yerli istihbarat birilerimizin zaaf içinde göstermeye çalışıyor. Komşu ülkelerde de terör örgütlerine verdiği destekle de o ülkenin zengin kaynaklarını eline geçiriyor. Yine komşu ülkedeki insanları – Müslümanı Müslümana kırdırarak kaç tane kuş vurduğunu belirtmeme gerek yok!
Uluslararası güçlerin para, silah, uzman gibi desteğini alan terör gurupları, Uluslararası süper güçlerin istihbarat desteğiyle ülkemizde kargaşa çıkarıyor. İstihbarat zaafı var, olmasa bu olmazdı deniliyor. Olayı tersten okuyalım. İstihbaratımız düzeliyor ki bu olaylar planlanıyor. İstihbarat güçlenmesini engellemek, Türkiye’yi kendi kabuğuna çekmek, huzursuz, kendi içinde sorunlarla boğuşan, uluslararası güçlerin güdümüne girmiş, emir eri konumunda olan Türkiye hedefleniyor. Sultan Vahdettin’e de bu yapılmadı mı? Tehditler, yapılan suikastler… Oynanan oyunlar. Aynısı şu anda sergileniyor… peki biz geçmişimizde yaşananları toplum zihninde biliyor muyuz? Ders çıkarıyor muyuz? Tabii ki hayır unuttuk, sildik bile.
Öncelikle tarihimizle barışmamız, tarihimizi bilmemiz gerekiyor ki, ders çıkaralım. Tarihi ret alışkanlığımız, unutkanlığımız her konuda bizi sardı. Bu bizim büyük hastalığımız, tedavisini bulmamız gerekiyor. Gündem’i unutmayı saymıyorum, bile.
*** *** *** Büyük felakete hazır mıyız?
Gündemimiz öyle çabuk değişiyor, öyle güzel aktüalite tüketiyoruz ki, asıl gündemlerimizi atlıyoruz. Yaşadığımız olağanüstü olayları, niçin oluştuğunu, almamız gereken tedbirleri, dersleri de unutmak gibi bir yöntemle! Tüketiyoruz.
17 Ağustos depreminden ders aldık mı? Görünen hayır, yeterince ders alınamadı. Deprem anında ağızlarına baktığımız uzmanları sahada, ilçemizde, mahallemizde göremiyoruz. Yerel kamu kuruluşları göstermelik provalarla (bazen bu provalarda gülünç duruma bile düştükleri oldu.) depreme hazır olduklarını göstermiş oldular!
Allah korusun, büyük İstanbul depremi şu anda olsa, bulunduğumuz bölgede ne olur? Herkes bir düşünsün. Bizim gazete merkezimizin olduğu bölgeyi düşünüyorum. Allah korusun domino taşı gibi peş peşe bina yıkımları felaketler görüyorum.! İlgili bakanlıklar, bağlı bakanlıklar, olası depremde büyük kayıp verilmemesi, depreme dayanıksız binaların yenilenmesi için gerekli çalışmaları yeterince yapıyorlar mı? Bu sorunun cevabını herkes biliyor...! Deve kuşu gibi kafamızı kuma gömüp, felaketi sıkıntı yokmuş gibi bekleyelim mi?

not: Gerçek MEDYA Gazetesi 19 Ekim 2015 tarih 337.sayısında yayınlanmıştır.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık