İsa DOGAN

İnternet, Ortadoğu, Türkiye, Terör


İsa DOGAN
13 Ağustos 2012 Pazartesi 14:34
18 yüzyılda Limanlar ve Deniz gücü, 19.yüzyılda Tren yolları, 20 yüzyılda Telefon hatları dünyayı yönetmek için önemli güç sağlıyorlardı.
21.yüzyılda ise İnternet bant genişliği tüm bu yolların yerini aldı. Artık güç internet üzerinden paylaşılıyor.
En büyük silah, en büyük manipülasyon, dezenformasyon, ahlak ve karakter saptırıcılığı, kültür yozlaştırıcılığı internet üzerinden çok kolay gerçekleştirilebiliyor. Kolay bilgi sahibi olma isteği insanlığın genlerinde var olan bir özelliktir. Zahmet etmeden, sadece görebildikleri, duyabildikleri, sezgileri yoluyla edinilmiş ampirik bilgilerinin üzerine ihtiyacı olan, hoşuna giden, neden sonuç ilişkisi kurmadan sunulan sonsuz bir karmaşa dünyasıdır internet.
İnternet, aynı zamanda cesur ile korkağın, namert ile mertin birbirine karıştığı kişilik sergileme alanıdır da. İnternet, söyleyecek sözü olanın yeri olduğu gibi sesi çıkmayanın, eksik karakterlilerin kendilerine yer bulduğu, eksikliklerini giderdiği, seslerini çıkardığı, yalancı cesurlar yaratan bir dünya. Eskilerin geleneksel bilgi edinme yöntemini gün gelecek arayacağız.
Somut ve de tecrübeye dayalı bilgi edinmenin getirdiği somut insan karakterleri yerine bilgi karmaşası içinde kaybolmuş hayali insan karakterlerini görmeye başladık.
İnsanları bu kadar hızlı ve de etkili yöneten bir sistem veya aygıt icat edilmemişti. Artık tüm savaşlar meydanlarda veya cephelerde değil internette yapılıyor.
Bugün Facebook üzerinden en son terör olayları sonrası oluşan tepkiyi görebiliyorsunuz.
Acaba ne kadarı gerçek kişilere ait? Yani gündem de yaratabilirsiniz, gündemi de saptırabilirsiniz!
Artık kamuoyu denince internet dünyası anlaşılıyor.
İlk tepkiler orada gözleniyor, ateşe odun orada atılıyor.
İnternet, istihbarat toplamanın en kolay yolu olduğu gibi iç karışıklık yaratmanın, insanları güdülendirmenin de en kolay aracıdır.
Bunun son örneğini özellikle Tunus ve Mısır halk ayaklanmalarında gördük.
Siz siz olun ateşe odun atılırken bulunduğunuz durumu sorgulayın!
Unutmayın! İnterneti kontrol eden dünyayı kontrol eder!
-------------------
"Sıfır sorun" bir arzudur ama gerçekleşebilirlik açısından bölgenin dengesiz yapılanması göz önüne alındığında zor ve de karmaşık bir hedeftir. Ama bölgede sıfır sorunlu bir ilişki yumağı kurulacaksa da bu ancak Türkiye ile mümkün.
Çünkü kim ne derse desin bölgenin büyük Ağabeyi Türkiye'dir.
Arap baharını iyi analiz etmek lazım.
Bu öyle kendiliğinden yanan bir ateş de değildir.
Gecikmiş devrimlere bahar diyoruz ama devrimlerin gecikmesine destek verenlerin ipleri serbest bırakmalarının da bir hesabı olduğunu unutmayalım.
Devrimler öncesi statik yapıdan batının bir şikayeti yoktu.
Gayet iyi ilişkiler içerisindeydiler. Ama bu ülkelerin devlet yapıları gereği kolay yıkılabilir oldukları da bilinen bir gerçekti.
Peki, ne oldu da batı bu kadar demokrasi canlısı oldu?
Rusya, Türkiye, İran ve Çin eksenli bakarsanız cevabını bulabilirsiniz.
Arap baharına maruz kalan ülkelerin hepsinin bu ülkelerle iyi ilişkileri vardı.
Birçok alanda stratejik ilişkiler içine girilmişti.
Arap Baharı denen şey bu oyunu bozup kartları yeniden karmak için olabilir mi?
Bu bölgelerdeki halk ayaklanmalarının etkisi içerisinde çok etnikli yapı barındıran ve bölgeye yön veren büyük ülkeler için de istikrarsızlık yaratmaz mı? Bence birincil hedef bu!
Yani domino etkisi değil birbirine bağlı elektrik devreleri var.
Bir düğmeye basmakla demokrasi silahı harekete geçiyor.
Evet demokrasi kullanıldığı yere göre bir silahtır.
Özellikle de batının karşısındakilere karşı bir silahtır.
Bugün Ortadoğu’daki olan şey iyi niyetlerden öte bir silahın aktive edilmesi olmasın! 
-----------------------
Türkiye, ne Suriye ne de Irak’tır ki terör kendine yer bulsun. Kökleri tarihin kendisi ile bütünleşmiş bir devlet yapısının Irak ve Suriye ile bir tutularak değerlendirilmesi ancak tarihini 1919 ile başlatan zihniyetlerin tasavvuru olabilir.
Türkiye Selçuklunun ve Osmanlının devamıdır.
Bu nedenle Ortadoğu ve balkanların sorunlarına bugünden değil Osmanlı döneminden itibaren geniş yelpazeden bakmak gerekiyor. Bakamazsan göremezsin ve de dolayısıyla anlayamazsın.
Kürt sorununa bakarken de böyle bakmak lazım.
Bu sorun uluslararası güçlerin konjonktüre göre dondurduğu veya canlandırdığı Osmanlı bakiyesi bir sorundur. Devlet iyi niyet gösterip birçok tabuyu yıkmasına rağmen müdahalede geç kalınmış, sorun mutasyona uğramıştır.
Mesele bu mutasyonu görüp yeni bakış açıları ve farkındalıklar oluşturmak olmalıdır.
Yani sorun Kürt sorunuyken tam anlamıyla uluslararası terör sorununa dönüşmüştür.
Bunu PKK’nın yapısına bakıp anlayabilirsiniz.
PKK, bölgenin istikrarsızlığı için dışarıdan destekli bir örgüt haline geldi.
Hükümet, onca iyi niyet ve yapılan onca olumlu değişikliklerden sonra bunu çok daha iyi farketti ki askeri önlemleri ön plana çıkarıyor.
Eğer karşınızda diplomasiden veya insancıl ilişkilerden anlamayan ve sadece silaha sarılan bir terör örgütü var ise huzuru sağlamanın yolu sadece silahlı mücadeledir.
Sağlıcakla Kalın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık