HELÂL EDİYORUZ


25 Ocak 2012 Çarşamba 19:05
Malum Kıbrıs’ın ilk Cumhurbaşkanı Sayın Rauf DENKTAŞ vefat etmiş, Allah’tan Rahmet dilerken Ailesine ve Kuzey Kıbrıs Türküne de sabır diliyoruz.  Ne yazıktır ki ömrünün son yıllarında kendilerine hak etmediği bir muameleye tabi tutulmuştur. Vefatından sonra ise sanki Sayın Denktaş’a yaptıklarını millet unuttuğu sanılarak  “taziye” yarışına girmişlerdir.  Yapılan “itibarsızlaştırma” zulmü ne yazık ki Anavatan’dan olduğu gibi Kuzey Kıbrıslı “yes be annem”ciler tarafından da hak etmediği bir muamele görmüştür. Neden hak etmemiştir? Çünkü  “Annan Planına” karşı çıkan Rahmetliye tabiri yerindeyse zorla işten el çektirilmiş Kıbrıs’ın çıkarlarını baltaladığı ileri sürülerek suçlanmıştır. Yerine getirilen Talat (“Mehmet Ali” isimlerini Talat gibilerinden Meclis kararıyla almalılar. Tavsiyem karşı “Rum” taraftan kendi mizacına uygun bir isim de öneren olabilir.) ise Kıbrıs’ı Rumlara peş keş çekmek üzere o kadar uğraşmasına rağmen aç gözlü Rumlar daha fazlasını istemelerinden Kıbrıs elimizde kalabilmiştir.
Tabi bu hadise Allahın bir lütfüdür. Referandum da Annan planına Türk tarafı evet demişlerse de gafil ve aç gözlü Rumlar maalesef treni kaçırmışlardır. Bütün bu itibarsızlaştırma ve etkisizleştirme ve de aşağılama operasyonuna rağmen bu gün gelinen nokta Rahmetli Rauf DENKTAŞ’ı haklı çıkartmıştır. Bütün bunları düşünebilmek için o kadar zeki olmak bile gerekmez çünkü AB ve ABD pek çok milleti bölerken Kıbrıs neden <birleşmelidir> demektedirler. Tabi’i ki bunda bir bit yeniği vardı. Neyse ki Kıbrıslılar da çabuk toparlandılar. Yes be annemciler ve içlerindeki hainleri ilk seçimde al aşağı ederek tekrar Rahmetli Denktaş’ın görüşünü paylaşan partiyi iktidara getirmişlerdir. Burada sırası gelmişken her milletin başına Rahmetli Rauf DENKTAŞ gibi yöneticilerin gelmesi temenni ile. (Bu arada meraklısına internette Google girerek “Erdoğan Talat tel. görüşmesi “ yazarsanız bu işin iç yüzünü daha iyi anlarsınız.)
Bakın 2003 lerde hükümetimiz, sürüncemede kalan Kıbrıs meselesini sanki kabahat Denktaş’ta imiş gibi “siyaset sorun üretme değil, çözüm üretme sanatıdır.”  Denmiş, Yunan Papandreu ise” bize güvence verildiği halde Denktaş hala direnmektedir” diyerek serzenişte bulunmuştur.  Yine Yunan Başbakanı Simitis ise Yunanlılara müjde vereceğini belirterek “Ege de kıta sahanlığı ve FIR hattı konularında Türk Hükümetlerinden söz aldık bunları da kendi çıkarlarımız doğrultusunda halledeceğiz.”  Diye demeç vermiştir.
Bu gün KKTC Cumhurbaşkanı olarak konuşma yapan Derviş EROĞLU Denktaş için “o İngilizin adamı değil, Kıbrıs Türkünün Mücahidi olmayı tercih etti”  diyerek konuşmasını bitirmiştir. Ben Rumların Denktaş olan husumetlerini normal buluyorum fakat içimizden olduklarını sandıklarımızın düşmanlıklarını anlamış değilim. Sanırım hatırlayacaksınız birkaç gün önce yazmış olduğum TELKİN başlıklı yazımızda bilinçaltına verilen mesajlardan bahsetmiştim. Şimdi size bu konuyu yazarken başımdan geçen bir hadise aklıma geldi sizlerle paylaşmak isterim. Bunu okuduktan sonra o yazıya bir daha göz atmalısınız.
  <Yaser Arafat henüz daha sağdı, çok tandır görüşemediğim bir ahbabıma rastlamıştım. (En baştan öyle cahil biri olmadığını da söylemeliyim.)  Selâm sabahtan sonra ben ne var ne yok? Dünyanın ahvali nasıl? Gibi sorularıma” sorma be doktor şayet elimden gelen bir şey olsa iki kişi var ki kafa larını koparasım geliyor.” Hayırdır? Dedikten sonra aklımdan da ABD Başkanı Corç  Buş ile o zamanki İsrail Başbakanını düşünmekteydim ki. Aldığım cevap karşısında Tabiri caizse abandone olan boksöre dönmüştüm. “Kim olacak doktor Yaser ARAFAT ile Rauf DENKTAŞ demez mi” afallamam sona erdikten sonra “dur, dur bakalım kafası koparılacak o kadar kişi varken bu söylediklerin nal toplarlar. Söyle bakalım seni bu kadar hiddetlendirecek ne yapmışlar bakalım bu kişiler? ”daha ne olacak gömüyor musun Denktaş’ı? Adam Kıbrıs’ın istikbali ile oynuyor ne güzel AB ye girecekler ama Denktaş referandum da <hayır> oyu istiyor. Diğerinden bahsetmeye bile gerek yok”
Buradan ötesini anlatmaya gerek yok işte bu bahsetmiş olduğum zatı muhterem veya o düşüncede olanlar bu Ülkede yaşayıp aynı şartlarda bilgilendirilmektedirler. Ama yorumlar tamamen zıt olabilmektedir. Tamam, tamam da bu gibi durumlarda karşılıklı oturulur ne sebeplerden bu kanıya varıldığı konuşulur bir orta yol bulunur. Fakat ne yazık ki kestirip atılıyor. Son senelerde maalesef aynı takımı tutanlar bile takım konusunda sebepsiz yere tartışmaktadırlar.
TELKİN adlı yazımızdakileri burada tekrar etmek niyetinde değilim, fakat para darlığı çektiği halde şu alış veriş çılgınlığına bakar mısınız? Peki, o hiçbir şeye benzemeyen abuk sabuk dizilere” müptela” olanları gördükçe aksini nasıl düşünebilirsin?
Tüm milletimize Allah uyanıklık ve zihin açıklığı vermesi temennisiyle.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık