HAYATI HİSSETMEK İÇİN


11 Mart 2011 Cuma 14:06


Hayat bir süreç;

Başı ve sonu olan, belli bir zaman dilimi. Ruh, his, fikir, idrak ve akıl taşıyan fani bir bedenin fani dünyadaki imtihan süreci… Nefsin arzularına göre mi cevaplanacak sorular?


Gençlik, servet gibi tüm fani güzelliklerle gelen sorulara hep doğru şıkkı mı işaretlenecek yoksa hep yanlış şıkkı mı işaretlenecek?


Bu süreci güzel geçirmek ancak ebedi hayatın varlığına inanarak yaşamakla olur. Yaşamın kalitesi ilahi kıstaslara göredir. Son model otomobillerde, ihtişamlı meskenlerde, kuş sütü eksik sofralarda, ipekten libaslarda kaliteyi aramak imtihanı başından kaybetmektir. Uhrevi, dünyevi her iki hayatı da imtihan sürecinden geçirmek taklidi yaşanırsa zordur, tahkiki yaşanırsa kolaydır. NUR İLE ZULMET, IŞIKLA KARANLIK, GÜNDÜZLE GECE, GÜZELLE ÇİRKİN, ZULÜMLE ADALET, DALALETLE HİDAYET, SULHLE KAVGA hep iç içedir. Cennetin kulvarları arasına dağılan cehennem patikalarının albenisi öyle fazladır ki taklidi imanla yol alan her faniye şeytanı musallat eder. Şükrü, zikri, fikri selim bir kalp ile imtihanda olduğunu unutmayan talebelerse şeytanı çileden çıkaracaktır.


Sürekli yolculuk hali! Bu yolculuğun gereklerini bildiren İLAHİ BİR KİTAP var elimizde!... Alemlere rahmet sunulan BİR PEYGAMBERİN ümmeti olma gibi şerefimiz var!... SÜNNETULLAH VE KİTABULLAH için bir kez daha hamd ediyorum Mevlam’a; Hazreti Adem’e Rabbimin öğrettiği bir hamd ile;


EL HAMDÜ LİLLAHİ RABBİL ALEMİNE HAMDEN YÜVAFİ NİAMEHU VE YÜKAFİ MEZİDEH.


Hamd; Rabbe razı olmaktır. İmtihan sürecinde gelen her soruya rızalık göstermektir. BEN SENDEN RAZIYIM YA RABBİ! Demektir. İşin özü budur aslında. Yanlışın doğruyu götüremediği bir imtihan işte o zaman başarılıdır. Çünkü yol meşakkatine ve yorgunluğu umursamayıp Hakkın rızasına varmak için yaşıyorsak o yüceler yücesi de bizden razı olacaktır. Aciz kullarını takdir için melekleri ile beraber övecektir. O evrenin Sultanı ki; nankörlük yapan kullarına dahi rızık verir, oksijen verir, her azanın görevini ayrı kılar. Bir kez olsun şükretmeyen kulundan esirgemez. Göz ve damak zevkine göre paketle sunar en leziz meyveleri. Eğer nankörlük yüzünden rahmetini kesseydi insanların çoğu imtihanın daha ilk sayfasında yok olacaktı!


AMA BU RAHMET SADECE BURADA!


Adil olan Mevla, bilenle bilmeyene elbette aynı kefeye koymayacaktır! Azıcık bir servetle ihtişama kapılan, bütün dizginleri gurur ve kibre kaptıran aciz bir faninin egosuyla; HADİMÜL HARAMEYN YAVUZ SULTAN’ın o koca mülke nail olduğu zaman ( ZAFERE ANCAK ALLAH’IN YARDIM VE DLEMESİYLE ULAŞILIR, ZAFER VE BAŞARILARDA PARMAK UCU KADAR DAHİ OLSA ‘BEN YAPTIM’ DEMEK ŞİRK OLUR) ifadesiyle secdeye kapanması ve kulluğunu ilan etmesi elbette bir kefeye konmayacaktır.


O Yavuz ki; O’nun ve Kanuni’nin dönemlerinde önemli devlet hizmetinde bulunmuş olan Celalzade Mustafa, Yavuz da gördüğü vasıfları şöyle nakleder:


“ Mal, mülk ve cevherin onun yanında hiçbir değeri yoktu. Taç ve tahttan ar ederdi. Halifelik kaftanı sağlıklı uzun boylarına layıkıyla varis olmuşken, fakirlere yaraşır elbise ve kisveler seçip, atlas ve altın yaldızlı ipekli, sırmalı ve gösterişli giyeceklere önem vermezdi. Yeme ve uyumaya düşkün değildi. Cihan onun buyruğuna boyun eğerdi. Yiğitler sözüne mum olurdu. Yeryüzüne baştan başa hükmedip, cihanı farz ve nafileye itaat ettirdi. Din sarayında küfrü tamamen yıkıp din tahtına oturdu. Din onun gayretiyle yenilendi. Yüce eşikleri ilim ve sanat ehli, kılıç ve kalem sahipleri ile dolardı.”


Yüce Rabb, bu ve bundan sonraki nesli mazimize layık olma cehdiyle yaşayanlardan eylesin.


Bulgaristan’dan Polonya’dan Avrupa’ya, Tanzanya’dan Somali’den Afrika’ya, Irak’tan Yemen’den Asya’ya adalet ve huzuru getiren ve tarihi kayıtlara; CİHANIN ASAYİŞİNİN VE İNSANLARIN HUZURUNUN SEBEBİ OLAN ŞEVKETLÜ PADİŞAH olarak geçen Osmanlı padişahlarıyla bir avuç nahiyeye nizam koyamayan bir yöneticinin imtihan sürecindeki başarısı elbette bir kefeye konmayacaktır.


Zayıf bir imanla başlayan süreç hüsranla bitmeye mahkûmdur. Kuvvetli bir imanla başlayan süreç ise cennet bahçelerinde yeniden başlar. İmanın hakikatlerinde koşan imtihan yolcusu ise cennet bahçelerinden ziyade Rabbinin rızalığını aramakta ve Tirmizi’den naklolunan duayı tekrarlamaktadır: ALLAHÜMME İNNİ ESELÜKE HUBBEKE VE HUBBE MEN YUHİBBÜKE VEL AMELELLEZİY YUBELLİĞUNİ HUBBEKE. ALLAHUMME MECAL HUBBEKE EHABBE İLEYYE MİN NEFSİY VE EHLİY VE MİNELMAİLBARİD. (ALLAH’IM SENİN SEVGİNİ İSTERİM; SENİ SEVENLERİN SEVGİSİNİ İSTERİM; SENİ SEVMEYE GÖTÜRECEK AMELİ İSTERİM. ALLAH’IM SENİN SEVGİNİ CANIMDAN, MALINDAN VE SOĞUK SUDAN DAHA SEVGİLİ KIL).


Bizlerde bir imtihan yolcusu olarak Rabbin rızasını istiyorsak bu güzel duayı sadece dilde değil kalpte de hissedebilmek için okuyalım ve ezberleyelim!



YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık