İsa DOGAN

Dönemsel Avantaj ve Türkiye


İsa DOGAN
23 Şubat 2011 Çarşamba 13:55


Değerli Dostlar,

Siyasal tarihimizin son yüzyılında bizlere aşılanan siyasal, sosyal olguların halkın zihninde pek yer tutmadığını sanırım artık birileri anlamıştır. Batı Batı diye hedefler koyarken rüyalar kurarken gözlerimizin doğuya ve de günaye bakan kısımlarını kör etmişiz. Dolayısıyla da görmek istesek de göremiyoruz. Çünkü geçen onca zamanda birileri aşılmaz duvarlar örmüşler.
Malesef toplumun büyük bir kısmında hala aşılmaz duvarlarla çevrili tabular mevcut ve de bu duvarları yıkmak hiç de göründüğü gibi kolay değil.
Matbaanın Avrupa’da günlük hayatta kullanıma geçmesi için geçen zaman bir asırdan fazla zaman sürmüşken,  zihniyetle başlayan değişimin verimini almak için oldukça fazla zamana ihtiyacımız var.
Önce değişikliği belirleyeceksiniz
Sonra onu aşılayacak öğretmenleri eğiteceksiniz.
Sonra da o öğretmenler  öğrenci yetiştirecek ve siz işte o zaman değişimin etkilerini sahnede görmeye başlayacaksınız.
Bu süreç iletişim olanakları sayesinde artık daha hızlı ilerliyor olsa da değişen dünyayı toplumun hazmetmesi için zamana ihtiyaç  var. Bu zamanı vermezsek toplumla iletişimimiz sağlıklı olmaz.
Zaman ve enerji kavramları bugün çok daha etkili ve değerli:
Kaybederken dahi efektif olarak kazanmak önemlidir. Yani kaybederken ne kadar zaman ve enerji kaybettiğimiz ile toplam kaybımızın maliyeti arasında önemli bir korelasyon ilişkisi vardır.
Kaybederken kazanmak!!!
Neyi kazanmak?
Zamanı ve enerjimizi ve buna bağlı olarak da zihinsel performansımızı az aşınma ile  kazanmak.
Gelişmiş ülkerin neden gelişmişlikleri üzerine binlerce yazı yazıldı, söyleşi yapıldı. Ben burada aynı şeyleri yazmak istemiyorum. Amacım sadece konuya farklı bir bakış açısı kazandırmak.
Neden onlar?
Neden batı?
Tarihin başlangıcı doğu ise, sonu batı mıdır?
Bence bunun gibi birçok sorular sorulabilir ama benim için en önemli etken dönemsel avantajlar konusudur.
Talihsiz  dönemlerde büyük topraklara hükmetmek, içinde birçok milleti barındırmak ve de yüzyılların yorgun ve deforme olmuş sistemi yürütmeye çalışmak, bir de bu zorlu dönemi sömürgecilik ve milliyetçilik akımlarının olduğu dönemde yaşamak, var oluşun yok olma mücadelesinden başka bir şekli olamaz.
Dönemsel avantajlar ülkelerin kaderlerini büyük ölçüde etkileyebilir.
Amerikanın dönemsel avantajı yorgun ve kaynaklarını uzun savaşlarda harcamış eskinin büyük güçlerinin son dönemlerini yaşamasıydı.
Birinin sonu diğerinin başlangıcıdır.
Tıpkı bazı figürler tarih sahnesine dönemsel avantajları kullanarak çıkması gibi.
Biri gider, başka biri gelir.
28 Şubat'ı gerçekleştirenler bugünleri gördüklerinde acaba ne düşünüyorlar!
Yani! Hayatın akışını kimse programlayamaz!


Hangi zamanların dönemsel avantajları olduğu tamamıyla ülkelerin, ulusların, şahsiyetlerin  dönemsel değerlendirme yeteneğiyle alakalıdır. Her ulus tarihten gelen farklı kabiliyetlere sahiptir ve bu farklı yeteneklere göre de farklı refleksleri mevcuttur.
Türkiye, sanırım son yıllarda etrafındaki avantajları okuyabilen bir ülke konumuna gelebildi. Sanırım bu dönem de bizim dönemsel avantajlı dönemimiz. Bu dönemi çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Yarışa geç başladığımız için herkesten daha hızlı koşmak zorundayız.
Böylesi bir süreçte “faydasız tartışmalar” bize sadece kaybettirir.
Bırakın insanlar enerjimize ortak olsun, adımlarımıza destek olsun!
Bilimden uzak şekilci bilim adamlarıyla geldiğimiz nokta hepimizin malumu.
Bilim adamı ilimle uğraşır, saçla başla değil!!
Özgürlüğü kısıtlamak, sorunu  sadece büyütür ve de daha güçlü yapar!!
Gelin dünyayı tartışalım, zenginliklerimizi tartışalım....
Biz farkında olmadan böylesi kısıtlamalarla kendi bacağımıza kurşun sıkmıyor muyuz?
Üretime katkı yapacak kalifiye insana ihtiyacımız yok  mu?
Var ama şekil önemli diyorsanız yanlış dönemde yaşıyorsunuz demektir.
Bakınız bugünlerde Başbakan Kuveyt ve Katar’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Milyarlarca dolarlık projeler var o bölgede. Özellikle Ortadoğu ülkelerinin petrolden kazandıkları gelirlerinin son yıllarda petrol fiyatlarının artması  ile çok daha arttığını ve ortada inanılmaz büyük fonların toplandığını unutmayalım.
Söyler misiniz bana, neden medyada bu girişimler pek fazla yer bulmuyor?
İnşaat sektörü, ekonominin lokomotif sektörlerindendir. Kullanılacak materyal açısından, istihdam açısından kelebek etkisi yaratabilen bir sektör.
Milli menfaatlerden bahsediyorsak insanımızın gelirini yükseltmek, ulusal ekonomiye yeni kanallar açmaktan daha milli menfaat ne olabilir!
Türkiye, bugünkü imajı ile özellikle  Ortadoğu coğrafyasında en önemli etkiye sahip ülke niteliğindedir. Dolayısı ile hem dostluğumuzu hem de ekonomimizi pekiştirmek için bundan daha iyi bir fırsat olamaz.
Eksen kayar diye olduğumuz yerde kalırsak, başkalarının menfaatleriyle hareket edersek dün olduğu gibi küçük bir ülke olarak sadece kırıntılarla yetinmek durumunda kalırız.
Sağlıcakla kalın.

İsa Doğan


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık